Turktime
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
OTORİTER MİLİTAN LAİKÇİ KİMLİKLE BÜTÜNLEŞTİRİLEN KARMA EĞİTİMİN ÇOĞULCULAŞTIRILMASI
Adnan Küçük
YAZARLAR
8 Ağustos 2023 Salı

OTORİTER MİLİTAN LAİKÇİ KİMLİKLE BÜTÜNLEŞTİRİLEN KARMA EĞİTİMİN ÇOĞULCULAŞTIRILMASI

Milli Eğitim Bakanı Sayın Prof. Dr. Yusuf Tekin, 11 Temmuz 2023 günü katıldığı bir televizyon programında sorulan bir soruya şu cevabı verdi: “Kız çocuklarını okula göndermeyen ailelerin en baştaki argümanı, ‘ben çocuğumu erkeklerle aynı okula göndermek istemiyorum’ oluyor. Veliyi ikna etmek için gerekirse kız okulları da açabilmeliyiz. Veli isterse çocuğunu kız okullarına gönderebilmeli”.

Bu açıklamayla Sayın Tekin, karma eğitim kurumları yanında sadece kızların okudukları okulların da açılabileceğini söylemiş oldu.

Milli Eğitim Bakanının bu açıklamasına otoriter militan baskıcı laikçi çevrelerden çok yoğun tepkiler geldi.

Önce bu tepkilerin bazılarına kısaca yer verdikten sonra bu tepkilere cevap vereceğim.

* Türkiye laik bir cumhuriyettir ve bu ülkede laik ve çağdaş eğitim, kanunlarımızın da altını çizdiği şekilde karma olarak verilir.

* Milli Eğitim Bakanı, milli eğitimi tarifleyen kanun ve yönetmelikleri çiğnemekle değil koruyup uygulamakla yükümlüdür.

* Milli Eğitim Bakanlığı (MEB)’nın işi, laik, demokratik, ilmî, kamusal ve karma eğitim vermektir.

* “Bu yönde toplumda talep var” söylemi, kanunları çiğnemeye kılıf yapılamaz.

* Kız çocuklarının eğitimi, gerici niyetlere alet edilmeye çalışılmaktadır.

* MEB “siyasi ideolojisine uygun bir toplum yapılanmasını hedefliyor”.

* Karma eğitim, pedagoji ve eğitim bilimleri açısından vazgeçilmez önemdedir. Bu sebeple, karma eğitimden sapmak bilime aykırı hareket etmektir.

* Laik cumhuriyetin ilk devrimlerinden biri Tevhid-i Tedrisat Kanunu’dur. Karma eğitime son vermekle Tevhid-i Tedrisat Kanunu ortadan kaldırılmak isteniyor.

* Karma eğitime karşı olmanın temelinde, muhafazakâr yaşam tarzı ve laiklik karşıtlığı mevcuttur.

* Asıl niyet gerçekten kız çocuklarını okutmak; onların önünü açabilmek; onları geleceğe hazırlamak değil, tarikat ve cemaatlerin istediği talepleri yerine getirmektir.

Bunlar Sayın Tekin’in sözlerine yönelik getirilen ağır ve yoğun eleştirin bazılarıdır.

Aslında burada dile getirilen her bir eleştiri konusu, birer makaleyle izah edilecek muhtevaya sahiptir. Ben burada, bazı eleştiri konularına birer cümle ile bazılarına da kısmen uzunca cevaplar vermeye çalışacağım.

Eleştirilere Dair Değerlendirmeler

* Karma eğitimle laikliğin özdeşleştirilmesi bir görüş olarak savunulabilir. Fakat bu laiklik telakkisi, Anayasamızda öngörülen laiklik telakkisi ile uyumlu değildir. Bu özdeşleştirme fikri, ülkemizde geçmiş yıllarda tek parti zihniyetinin otoriter, baskıcı, çoğulculuğu yok eden, militan, dışlayıcı, hukuk devleti ile uyumlu olmayan, materyalizmi resmi ideoloji haline getiren laiklik telakkisi ile uyumludur.

Oysa Anayasamızda Türkiye Cumhuriyeti devletinin, “”insan haklarına saygılı, demokratik, hukuk devleti” olduğu ifade ediliyor. İnsan haklarına saygılı demokratik hukuk devleti olan bir rejimde laiklik, din ve vicdan hürriyetinin korunmasını öngörür. Bu anayasal düzende, otoriter, militan baskıcı laiklik anlayışı, siyasi iktidara dogma olarak dayatılamaz. Karma eğitime alternatif olabilecek eğitim modelleri de, zorlama içermeksizin savunulabilir; uygulamaya konulabilir. Bu modele karşı çıkanlar, sadece mukabil fikirlerini, çoğulcu yapı içinde savunabilir. Otoriter, militan, dışlayıcı, baskıcı, din hürriyetini yok sayıcı, İslam Dinini irtica ile özdeşleştirici laiklik telakkisinin savunulması, savunanların, anti-demokratik, toplumu kendi ideolojik dogmalarla tektipleştirici otoriter kimliklerini yansıtıyor. Bu telakkinin hükümete dayatılması çabası bu otoriter anlayışla uyumludur.

Artık başta AYM olmak üzere, yargı içtihatlarında laiklik, insan haklarına dayalı demokratik hukuk devleti ile uyumlu olarak tanımlanmaktadır. Bu laiklik telakkisi, Batıdaki emsalleri ile de uyumludur. Katı materyalist temelli laiklik artık çağdışı ve toplumsal barış açısından tehlikelidir. Katı materyalist temelli laiklik telakkisi ile uyumlu politikalar, hem devlet-belli toplumsal kesimler arasında, hem de farklı toplumsal kesimlerin birbirleri arasında çatışmaların ortaya çıkması olgusunu tetikler. Demokratik, kapsayıcı, ılımlı, çoğulcu laikliğin maksadı, toplumsal barış içinde, farklılıkların bir aradalığını muhafaza etmektir.

* Kanunlara aykırılık iddialarında da isabet yoktur. şöyle ki;

Halen yürürlükte olan 14.06.1973 Tarih ve 1739 Sayılı Milli Eğitim Temel Kanununun “Karma Eğitim” kenar başlıklı 15. Maddesinde şu hüküm yer almaktadır:

“Okullarda kız ve erkek karma eğitim yapılması esastır. Ancak eğitimin türüne, imkân ve zorunluluklara göre bazı okullar yalnızca kız veya yalnızca erkek öğrencilere ayrılabilir”.

Bu hükümde, karma eğitimle birlikte, karma eğitimden farklı eğitim kurumlarının açılmasını meşru ve mümkün kılan ifadeler de yer almaktadır.

Diğer yandan, Tevhid-i Tedrisat Kanununda karma eğitimi ima yoluyla bile öngören herhangi bir hüküm kesinlikle mevcut değildir.

Dolayısıyla, karma eğitim harici modelleri uygulamanın bu kanunlara aykırı olduğunu söylemek, en bariz şekilde cehalet göstergesidir, okuduğunu anlamamaktır.

* Esasen karma eğitim modeli harici uygulamalar sadece bugüne mahsus, ilk kez uygulamaya konulacak bir model değildir. Ayrıca, çağdaş medeni memleketler olarak bilinen ülkelerde de karma eğitim harici okullar mevcuttur.

Cumhuriyetin ilk yıllarında kamusal eğitim yapılanmasında önemli bir yer tutan karma eğitime, ilk kez 1927-1928 öğretim yılı başından itibaren uygulanmaya başlanmış ise de, bu uygulama bütün okulları kapsamamaktadır.

Ülkemizde 28 Şubat sürecine gelinceye değin, hem karma eğitim kurumları, hem de tek cinsiyetli okullar hep var olmuştur.

Tek cinsiyetli okullar, Cumhuriyet öncesinde de sonrasında vardı.

Cumhuriyetin kuruluşundan önce, adı Dâr’ul Muallimât olan Kız Öğretmen Üniversitesi, adı Dâr’ul Muallim olan Erkek Öğretmen Üniversitesi mevcuttu. Kız Öğretmen Üniversitesi, İzmir, Bursa, Ankara, Konya, Halep ve Beyrut gibi şehirlerde de açıldı.

Kız ve erkeklerin ayrı ayrı okudukları okullar, cumhuriyetin ilanından sonra da karma eğitim kurumları yanında devam etti. 1924 yılında Kız Muallim Mektebi, 1914 yılında açılan Çamlıca Leyli Numune-i nas Mektebi, Cumhuriyet döneminde Çamlıca Kız Lisesi varlığını sürdürdü. 1928 tarihinde Ankara'da İsmet İnönü Kız Enstitüsü açıldı.

İzmir Cumhuriyet Kız Meslek Lisesi, İzmir Kız Lisesi yanında, sırf erkeklerin okuduğu İstanbul Erkek Lisesi, Kabataş Erkek Lisesi, İzmir Atatürk Lisesi gibi ünlü okullar da yıllardır eğitim faaliyetlerini sürdürmüştür.

28 Şubat post modern darbesinin dayatması ile karma eğitim otoriter militan baskıcı laikliğin dogmatik dayatması olarak ortaya çıktı.

Her ne kadar Ülkemizde 28 Şubat süreci eğitim sistemimizin üzerinden silindir gibi geçti ise de, hala bazı Kız Meslek liseleri, Kız Anadolu İmam Hatip Liseleri, erkek imam hatip liseleri gibi sadece kız ve erkeklerin ayrı ayrı okudukları liselerde, tek cinsiyete dayalı eğitim faaliyetleri devam etmektedirler.

Tek cinsiyetli okullar sadece Türkiye’ye mahsus da değildir. Çağdaş olduğu ifade edilen ve laiklik temeline yaslanan batılı ülkelerde de karma eğitim her geçen gün zorunlu olmaktan çıkmaktadır. Mesela Japonya'da 80 kadın üniversitesi bulunmaktadır. Amerika’da tek cinsiyete dayalı üniversite sayısı 96; tek cinsiyete dayalı lise sayısı 506’dır. İngiltere'de tek cinsiyetli eğitim veren 400 devlet okulu var ve bu sayılar her geçen gün artmaktadır. Diğer Batılı ülkelerde de benzer uygulamalar mevcuttur.

Laik Batılı ülkelerde karma eğitim yanında tek cinsiyetli eğitim kurumları sürekli artarken, ülkemizde bu uygulamalardan farklı şekilde karma eğitimin, baskıcı laiklikle özdeşleştirilerek dogma ve bilimin, pedagojinin mutlak gereği olarak topluma dayatılması, Batıdaki uygulamaların Türk toplumundan gizlenmesi çabasından başka bir şey değildir.

* Kız ve erkek liseleri, ülkemiz açısından ciddi bir miras ve tecrübedir. Karma eğitim yanında bunların varlığı, millete alternatifler ve seçenekler sunmaktadır.

Okullarımızın hangi türde ve ne şekilde olacağına TBMM, seçilmiş Cumhurbaşkanı ve hükümet, çocuklarımızın hangi okula gideceğine de aileleri ve kendileri karar verirler.

Toplumda, insanlar, gerek ilmi, pedagojik sebeplerle, gerekse din ve vicdan hürriyetinin bir gereği olarak, karma eğitim ya da tek cinsiyet temelli eğitim kurumlarından birinde okumak isteyebilirler. Bu talepler, başkalarına baskılamayı içermediği ölçüde, demokratik hukuk devleti ve çoğulcu eğitim anlayışı ile uyumludur. İsteyen istediği eğitim modelini tercih ederek, huzur içinde okur. Bazıları, kız ya da erkek liselerinde okumaya zorlansalar, bu kişiler itirazlarında haklı olabilirler. Ama kendileri için karma eğitim modeline uygun okullar mevcut olduğu halde, diğer kişilerin kendi rızaları ile tek cinsiyetli okulları tercih etmelerine karşı çıkmaları, kendi baskıcı zihniyetlerin başkalarına dayatılmasından başka bir şey değildir.

* Türkiye bir sosyal devlettir. Gerek kız çocuklarının gerekse erkek çocukların karma eğitim modeli dışında ve yanında alternatif öğrenme modellerinde eğitim görme ihtiyacına ve talebine cevap verilmesi, sosyal devletin asli gerekleri ile uyumludur.

* Eğitim sisteminde asıl olan; başarıya odaklanılması, eğitim ve öğretim psikolojisi ve gelişim psikolojisi açılarından alternatif öğrenme modellerinin işlevlerinin belirlenmesi ve buna göre eğitim yapılaşmasının sağlanmasıdır.

Birileri, karma eğitimin, başkaları, karma eğitim yanında verilen tek cinsiyet temelli eğitimin, ilmi, pedegojik, psikolojik, eğitim metodolojisi yönünden daha isabetli olduğunu söyleyebilirler. Burada her iki görüş mensupları da, kendi önerilerini methedebilir. Ama hiçbirisi, kendi doğrularını, toplumun diğer kesimlerine dayatamaz. Siyasi iktidarların, bu iki eğilimden kendi önerilerine uygun eğitim modelini uygulamaları anayasal olarak meşrudur.

* Karma eğitim tartışmalarının, ilmî bakış açısı yerine, rasyonel yaklaşımı ve akışı gölgeleyen siyasi/resmî ideolojik karşıtlıklar zemininde yürütülmesinde isabet yoktur. Burada, çoğulcu bir demokraside asıl olan, her bir kesimin fikirlerini, dayatmalarda, tehditlerde bulunmaksızın ifade etmeleri, karşı tarafı ikna etmeleridir. Başkalarını tehdit ederek, laiklik otoriter kimlikle bütünleştirilip korkutma unsuru haline getirilerek yararlı siyasi tartışma yapılamaz. Dünya artık bir köy haline geldi; herkes her şeyi bilebilir halde; bu zeminde toplum, tek parti rejimi mantığı ile yönetilemez.

* “Laiklik adı altında karma eğitim yanında tek cinsiyetli eğitimi savunanlara yönelik otoriter, militan, dışlayıcı laiklik adına yapılan saldırıların amacı inanç-din düşmanlığıdır.

Hükümetin toplumun bazı kesimlerinden gelen talepleri karşılaması, devlet-toplum kaynaşması ve uyumluluğu ile da bağdaşıktır. Unutmayalım ki, Türkiye’de sadece karma eğitimi materyalist dogmatik inanç haline getirenler yaşamıyorlar. Bu ülkede, çeşitli sebep ve saiklerle karma eğitim yanında tek cinsiyetli eğitim kurumlarının kurulmasını isteyenler de yaşıyorlar. Bunlar, kendilerinden farklı olan kesimler için bir dayatma talebinde bulunmuyorlar, devletin kendi taleplerine uygun okullar açmasını istiyorlar. Anayasal açıdan, bazı kişilerin karma eğitim kurumlarında okumak istemeleri ne kadar insani bir hak ise tek cinsiyetli okullarda okumak isteği de, aynı mahiyette bir haktır.

* Hükümetin niyetinin cemaat ve tarikatların taleplerine cevap vermek olduğu suçlamasına gelince.

Bu suçlamayı yapanlar, peşin olarak tüm cemaat ve tarikatları, suç örgütleri gibi gösterme çabasındadırlar. Oysa din ve vicdan hürriyeti, anayasal bir haktır. Tarikat ve cemaatler de din ve vicdan hürriyetinin teminatı altındadır. Suçluluğu sabit oluncaya kadar, herkes gibi bu cemaatlere mensup olanlar da masumdurlar. Seküler, laik, din karşıtı siyasi düşüncelere mensup olanlar ne kadar anayasal haklara sahip iseler, cemaat ve tarikat mensupları da aynı haklara sahiptirler.

Bir kişiyi, sırf belli bir cemaat ya da tarikata mensup olduğu için peşin olarak suçlamak, dışlamak, onları potansiyel suçlu gibi muamele ederek bazı haklardan mahrum kılmak, din ve vicdan hürriyetini inkâr etmek, seküler ideolojileri herkese dayatmaktır.

Burada, bir hususa açıklık getirmek gerekir. Fetö ihanet örgütü, esasen bir dini cemaat değil, cemaat kisvesine bürünen bir suç ve terör örgütü, yabancı istihbarat yapılanması, halkın demokratik iradesine ve devletin bekasına kast eden suç yapılanmasıdır. Bu terör örgütünü, cemaat ve tarikat kisvesine büründürerek tüm cemaatleri ve tarikatları suçlamak, hakkaniyet ve adaletle bağdaşır değildir.

Bir misal vermek isterim. Amerika’da Amish tarikatına mensup ebeveynler, modern orta öğretim programının kendi inançlarını bozduğu gerekçesi ile çocuklarını ortaöğretim sınıflarına göndermiyorlar. Federal Yüksek Mahkeme, bu tarikatın bu uygulamalarını din ve vicdan hürriyetinin gerekleri ile uyumlu görüyor. Federal Yüksek Mahkemeye göre, “modern ortaokulun değerleri ve programları, Amish dininin zorunlu kıldığı temel hayat tarzıyla keskin bir çelişki içindedir. Zorunlu orta öğretimi gerektiren modern kanunlar bu sebeple büyük endişe ve çatışmaya sebep olmuştur. Orta öğretim, Amish çocuklarını, inançlarına aykırı tutum, amaç ve değerler açısından dünyevi etkilere maruz bırakmaktadır. Bu eğitim programının, Amish tarikatına mensup ebeveynlerin çocuklarının dini gelişimine ve hayat tarzına entegrasyonlarına büyük ölçüde müdahale etmesi kaçınılmazdır. Zorunlu kamusal eğitim, hem gelişimin önemli ergenlik aşamasındaki Amish inanç topluluğu, hem ebeveyn ve çocuklar açısından Amish inancının temel dini ilkelerine ve uygulamasına aykırıdır. Devletin dokuzuncu ve onuncu sınıflarda iki yıl daha zorunlu eğitim talep etme konusundaki çıkarı, bu mezhebin hayatta kalması için kabul edilen samimi Amish dini uygulamasının öneminden daha ağır bastığı söylenemez[1].

Özetle, Amerika’da Amish tarikatı mensuplarının, kendi inançlarına ters olduğu için ortaöğretim aşamasında çocuklarını okutmak istememeleri, onların inanç hürriyeti açısından ne kadar temel bir hak ise Türkiye’de suç yapılanması oldukları mahkeme kararları ile sabit olmayan cemaat ve tarikatların taleplerinin devlet tarafından karşılanmasını laiklik adına kınamak, bu yöndeki uygulamaları yapanları eleştirmek ifade hürriyeti kapsamında değerlendirilebilir. Fakat bu yöndeki eleştiriler, bu uygulamaları anayasal açıdan gayrı meşru hale getirmez. Devletin temel işlevlerinden biri de, toplumdaki din ve vicdan hürriyetinin yerine getirilmesine yönelik talepleri karşılamaktır. Devletin, seküler kesimlerin taleplerini karşılaması ile dindar kesimlerin taleplerini karşılaması arasında hiçbir fark yoktur.

Özet olarak ifade etmek gerekirse;

* Devlet, toplumun belli kesimlerinin taleplerine uygun olarak, karma eğitim yanında sadece kız ve erkek öğrencilerin okudukları okullar açabilir.

* Açılan bu okullar, eğitim kademelerinin her aşaması için söz konusu olabilir. Bu bağlamda, kız liseleri, erkek liseleri, kız üniversiteleri ya da fakülteleri ve erkek üniversiteleri ve fakülteleri de açılabilir. Önemli olan bu yönde toplumsal taleplerin olması ve bu taleplerin karşılanmasıdır.

* Siyasi fikir hürriyeti ve bu hürriyetlerin gerekleri ile uyumlu eğitim yapılanması modelinin oluşturulması devlet açısından ne kadar bir anayasal yükümlülükse, din ve vicdan hürriyeti ile uyumlu eğitim modeli yapılaşması yönündeki taleplerin devlet tarafından karşılanması da o kadar, anayasal bir yükümlülüktür. Bunun aksinin savunulması, devletin belli toplumsal kesimlerle bütünleştirilmesi, diğer kesimlerin dışlanması, ötekileştirilmesi, haklarından mahrum bırakmasıdır. Bir anayasal devlette bunun kabul edilebilirliği yoktur.

[1] State of WISCONSIN, Petitioner, v. Jonas YODER et al. No. 70—110, Argued December 8, 1971, Decided May 15, 1972.

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar
 Ali Karan
 18 Eylül 2023 Pazartesi 18:35
Karma eğitim iyi midir kötü müdür ben bilemem. Kız yada erkek okulları açılabilir diye bir kanun maddesi yazmış sınız zaten. Tarikat yada laiklik muhafazakar lık lik güzellemesi yapmak ta kime yakışıyorsa onlar yapıyor, herkeste aval aval bakıyor:(. Şu eğitim sorunları halledilsin, çocuklar evlerinden okula yürüyerek 10 dk’da gidip gelsin! ki, iti uğursuzu sapığı hırlısı hırsızından çocukları mızı koruyalım!… ondan sonra masrafları özel okula göndermek isteyenlerden olmak üzere talebe göre açılsın. AMA ÖNCE HER BİR MAHALLEDE SEMTTE KARMA EĞİTİM LE ilk orta lise üniversite binası hocası yemeği giderlerini halledelim:). İşsiz sayısını azaltmak için denetimden kaçanların rağbet edebildiği servis kazansın mantığıyla hareket eden siyasetçi mi çözecek bu meseleleri onu da sizin yüksek zatı Âlîlerinize sunarım.
 Misafir
 6 Eylül 2023 Çarşamba 12:11
Kalemine Yüreğine sağlık değerli kardeşim
 ADNAN METİN
 9 Ağustos 2023 Çarşamba 18:19
ZATEN İLK CUMHURİYETİN KURULDUĞUNDAN BU YANA DİNSİZ AVRUPA''DAKİ YAHUDİLER ERMENİLERE HIRVATİSTANLARA EKSİKSİZ TAM HARFİYEN BAĞIMLI UŞAK BİR CUMHURİYET DEVLETİ KURULMUŞ. BU TÜM OLANLARI BİN DEL TİRİLYON TANE İNSAN DÜZELTEMEZ. ANCAK VE ANCAK YÜCE ALLAHIMIZ DÜZELTEBİLİR İNŞAALLAH BİR GÜN GÖRÜRSEK AMİN. SELAMÜNALEYKÜM.
 Orhan Çobanoğlu
 9 Ağustos 2023 Çarşamba 00:49
Teşekkürler, tebrikler.Yapılan en küçük bir iyilik, nasıl insanlığın kanına karışıyorsa,bu gibi çalışmalar da müsbet anlamda millî eğitimimizin kanına karışacaktır. Şüphesiz bunlar bir yerlerde kayda alınmaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Turktime uygulamasını indirin, günün gelişmeleri cebinize gelsin.
Google Play
App Store
Facebook Twitter Instagram Youtube
GÜNCEL SİYASET DÜNYA MEDYA MAGAZİN SPOR YAZARLAR RÖPORTAJLAR PORTRELER ANKARA KULİSİ FOTO GALERİ VİDEO GALERİ KÜLTÜR SAĞLIK EKONOMİ TEKNOLOJİ ANALİZ TEKZİP
Masaüstü Görünümü
İletişim
Künye
Copyright © 2024 Turktime