Turktime
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Ağlayamıyoruz da...
Bülent Kuşoğlu
YAZARLAR
25 Temmuz 2013 Perşembe

Ağlayamıyoruz da...

Kapatılana kadar Tercüman gibi köklü bir ulusal gazetede de yazdım ama samimi söylüyorum internette yazmanın keyfi, heyecanı çok farklı. Çünkü, interaktif, okuyucunun tepkisini hemen görüyorsunuz. Benim yazdığım dönemde Tercüman’ın internet sitesi yoktu. Dolayısı ile okuyucu tepkilerini ya alamıyor ya da e-mailime gelen nadir mektuplardan öğrenebiliyordum. O da çok aşırı ya olumlu veya olumsuz tepkilerdi. Çoğunluk üşenip tepkisini maile dökmüyordu. Mailime gelen korkunç sayıda mektubun hemen hepsi ise sorunu olan mail gruplarındandı. Atama bekleyen öğretmenler, bedelli askerlik beklentisi olan gençler gibi. Mail yağdırıyorlardı… Şimdi ise okuyucu tepkilerini tüm okuyucular yorum yazmasa dahi binde 5’inden gelen yorumlardan da olsa görebiliyor, hissedebiliyor, anlayabiliyorum. Bu güzel ve heyecan verici… Gerçi şimdi de okuyucu-yorumcu kimliğini gizleyerek makulden ve etikten ayrılabiliyor, samimiyetsiz olabiliyor ama yine de heyecanı var…

Son zamanlarda okuyucu yorumları çok azaldı. Daha önce bazen 150’yi aşan yorum sayısı şimdilerde 10’lara düştü. Geçen yıla kadar herkes az çok idealistti. Yorumcunun inandığı bir düşünce ve o düşünceyi temsil ettiğini sandığı siyasi gruplar veya partiler vardı. Ben kitap tanıtımı gibi siyaset dışı bir konu yazsam dahi son sürat siyaset tartışan bir garip yapı oluşmuştu. Bir grup Cumhuriyeti ve kazanımlarını koruma iç güdüsü ile hayli idealist ve heyecanlı yorumlar yaparken, karşı grup ise bu konuda statüko oluştuğunu ve değişimi savunarak, değişimci olduğuna inandığı şimdiki iktidarı da savunuyordu. Geldiğimiz noktada iktidarın değişimci, dürüst ve samimi olmadığı az-buçuk anlaşılınca tartışmacı sayısı da hayli azaldı. İktidarın okuyan-yazan grup içerisinde destekçisi düştü, dolayısı yorumcu sayısı da düşmüş oldu. Daha önce dış politikada yeni bir soluk, farklılık getirdiğine, Türkiye’yi büyüteceğine inanılan iktidar, Kıbrıs’tan başlayarak Ermenistan, AB, Irak, İsrail, Suriye, İran, Rusya, Kuzey Afrika ve Mısır konusunda şapa oturunca, belki de sadece Cumhuriyet değil, Osmanlı çöküş dönemi de dahil olmak üzere en başarısız dış politikayı izleyince, kimse bunu savunabilir durumda olamadı. Yorumlara bakarsanız dış politika konusunda uzun zamandır hiçbir yorumcunun iktidarın politikalarını savunmadığını görürüsünüz. Yani iktidar samimi olarak değişimi savunan grubun o kadar uzağına düştü ki değişimin değil ama iktidarın savunulacak yanı kalmadı. Tabi kimse vatan haini olmaz kolay kolay, yanlışı savunmak ta bir yere kadar…

Benzeri durumlar, PKK ile yapılan “Barış” içinde geçerli. Savunulacak yanı yok. Daha doğrusu tek savunu noktası, kan akmaması… Onun da bedeli çok ağır oldu, çünkü artık ülkenin bir bölümünde Türkiye Cumhuriyeti Devleti yok. Evet, yok... Özellikle güvenlik olarak yok. Artık bölünmemeyi savunan da yok… Çünkü, bölündük… Henüz hukuken adını koyamadık, ama en azından ruhen bölündük… İktidar, Kürt ulusal kimliğini yükseltip Türk Ulusal kimliğini yerle bir etmiş ve buna da demokrasi demiş. Bu saatten sonra eski anlayışla Güneydoğu’yu asker ve polisin savunması mümkün değil. PKK’nın da federal bir hukuki yapı veya otonom bir Birleşik Kürdistan talebi için, yeni bir İsrail uydusu devlet için koşulların bir az daha olgunlaşmasını beklemesi, zamana oynaması lazım ve hep birlikte pek konuşmadan, sessizce bekliyoruz… Neyi konuşacağız?

Ekonomide zaten kötüye gidiyor. Başbakan bile tüketim ve borçlanmanın geldiği noktadan korktu, artık kredi kartı kullanmayın diyor ama korkudan faiz lobisi söylemine rağmen faizleri de artırıyor. “Demokratikleşiyoruz” iddiaları ise tam bir düş kırıklığı oluşturdu, sadece belli bir bölgede demokratikleştik

Eeee! Neyi tartışacağız bu koşullarda? “Ben haklı çıktım” demek te güzel değil, ülke elden gitmiş. “Keşke çıkmasaydım” durumu oluşmuş. Yani en kötüsü…

Hatırlar mısınız, “Askeri vesayet kalktı ama yerine sivil vesayet geldi”, “Ulus devlet”, “Komşularla sıfır sorun” gibi konuları ve yüzlerce konuyu ne şevkle tartışmıştık… Samimiydik, coşkuluyduk, kendimizden emindik… Bir anda elinden oyuncağı alınmış çocuklara döndük. Neyi tartışacağız, sefalet durumumuzu mu?

Ağlayamıyoruz da…

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar
 Misafir
 29 Temmuz 2013 Pazartesi 06:12
Sayın Yazar, tesbitlerinizde haklı olmanız, KRAL ÇIPLAK diye haykırmanız yetmiyor, gözleri bağlanmış ve vicdanları satılmış zavallılara ulaşmıyor sesiniz. Oniki yıllık AKP iktidarının tek fabrika bacası tüttürmemiş olması, hatta tütenleri de söndürmesi, tarımı ve hayvancılığı öldürmesi de açamamış bunların gözlerini. Ortadoğunun buğday ve et ambarı ülkem dışarıdan SAMAN ve KARKAS ET ithal eder olmuş, ama, AKPnin gözdeleri bunları dile getirenlere üç kelimelik yorum yapmış, BLA BLA BLA.
 TOTEM
 28 Temmuz 2013 Pazar 23:52
Sayın vekilim,bunca riya,çiftestandart ve riyanın arasında ben neyi yorumlayayım? Siyaseti geçtim artık insanlardan soğudum! İnsanlar nasıl ve neden bu derece duygusuz ve ikiyüzlü davranıyor.!100 yıl sonra bu dünya üzerinde yaşayan hiçkimse olmayacak bu neyin hırsı? Neyin riyası? Çok yoruldum ben.Emin olun son zamanlarda haberleri bile izlemek istemiyorum zira yapabileceğim birşey yokken bu çirkinliklere seyirci olmak zul geliyor bana. Sizde bence bir samimiyet testi yapın sayın vekilim.
 TOTEM
 28 Temmuz 2013 Pazar 23:48
Dış politikayı eleştirenler samimi mi? İşte bam teli burası muhalefete düşenin antiemperyal ve anti amerikancı kesilmesi bana çok samimiyetsiz ve riya dolu geliyor. Gezi parkından ümitlenen anti amerikancıların ilk işi Amerikan gazetelerine Hükümet aleyhine ilan vermek oldu. Mursiye diktatör diyen Batı şimdi Halkına ateş açıp 200 insanı öldürüp binlercesini yaralayan cunta yönetimine ses çıkartmıyor ve üçmaymunu oynuyor.Ne enteresandır ki,Sitede bile bu haberlere tek bir yorum olmuyor. şimdi-
 TOTEM
 28 Temmuz 2013 Pazar 23:45
Zihniyete ve yaklaşıma neyi anlatacaksınız ki? Mısırda darbe olunca bizim orduda iş yok diyern insan ile neyi tartışacaksınız? Sayın yazar herşey kötü! Diyorsunuz!Yapılan onca şeyi görmek istememek Dünyanın enbüyük havalimanına,Nükleer santrale ve demiryolunu iki yakaya bağlayacak köprüye karşı çıkmak bunlar anlaşılır şeyler değil. Dış politika da ben emperyal ülkelerin küstah,cüretkar ve pervasız tavırlarına karşıyım o yüzden hükümetin dış politikasına karşı duruyorum ancak biliyorum ki şimdi-
 TOTEM
 28 Temmuz 2013 Pazar 23:41
Başkalarını bilemem ama ben yorum yazma heyecanımı,saldırgan,seviyesiz,kendinden başka sese tahamülü olmayan holiganlar yüzünden kaybettim. Saldırılara,hakaretlere,yaftalamalara ve ithamlara cevap vermekten konular hakkında düşünceleri aktarmaya zaman kalmıyor. aslında gerçekten yazmak istediğim çok şey var ama zaten herşey ortada neye yorum yapayım herkes herşeyi görüyor ama görmek istemiyor ve alenen göz önünde olan gerçekleri sana farklı anlatmaya çalışıyorlar gözün gördüğünü bile inkar eden-
 Misafir
 28 Temmuz 2013 Pazar 18:54
Mamak Dutluk mahallesi 46 sokakta, Dutluk ilkokulu hizasında bulunan Dedeoğlu bakkal ibrahim'in 2 katlı binasını, AKPli e. başkan, G.Şahin denen "zalım" adam mal sahibi CHPlidir deyip enkaz saydırarak, sözde kamulaştırma kılıfıyla yıktırmıştır... Kamulaştırma enkaz bedeli olarak 1000 YTL bankaya lütfedip 3daire 3 dükkanlı betonarme yapı için yatırtmıştır.. Akepeli zalimlerin adalet ve vicdan nasibi olup olmadıkları kamuoyunun takdirine ...
 Misafir
 27 Temmuz 2013 Cumartesi 22:34
Makale ve haberlere yazılacak yorumlarda okuyucuların düşüncelerini en nezih ve soylu biçimde özetledikleri yorumları üç kelimeyle ifade edebiliriz, "BLA, BLA, BLA". Bu konudaki eşsiz örnekleri sunanlara, ülkemizin eriştiği "ileri demokrasi"si adına teşekkür etmeyi de borç biliriz. Sayın yazarımızın bir önceki makalesine yazılan bu tür nezih yorum örneklerinin, bundan sonra yorumlamakta zorlanan sayın yorumculara referans verileceğinden kimsenin kuşkusu olmasın. Saygı ve sevgiler bizden efendim.
 TOTEM
 27 Temmuz 2013 Cumartesi 22:13
Sayın editörler eğer cevap haklarıma saygı göstermeyecekseniz lütfen rumuzum zikredilerek yapılan seviyesiz ve çirkin saldırılara da yer vermeyiniz.Adalet Mülkün temelidir bu sloganı düstür edinerek adil olunuz lütfen sevgiler.
 TOTEM
 27 Temmuz 2013 Cumartesi 21:47
Sayın Kuşoğlu,Köşenizi böylesi seviyesiz ve çirkin bir dialog ile meşgul ettiğim için özür dilerim yeni makalelerinizde butür insanları dikkate almadan sadece düşüncelerimi beyan edeceğim. Sevgi ve saygılarımla.
 Misafir
 26 Temmuz 2013 Cuma 19:00
Ciddiye almıyorum zaten hak ettiğ cevabı alır.Kendini iyice tayyibin yerine koydu.Mahallenin kabadayısı mısın sen?Her şeyi ben bilirim der herkesi aşağılar.Aynı tayyip gibi;Türk Milletine makarna-kömür vererek hakaret ediyor ama m-illet farkında değil.
Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Turktime uygulamasını indirin, günün gelişmeleri cebinize gelsin.
Google Play
App Store
Facebook Twitter Instagram Youtube
GÜNCEL SİYASET DÜNYA MEDYA MAGAZİN SPOR YAZARLAR RÖPORTAJLAR PORTRELER ANKARA KULİSİ FOTO GALERİ VİDEO GALERİ KÜLTÜR SAĞLIK EKONOMİ TEKNOLOJİ ANALİZ TEKZİP
Masaüstü Görünümü
İletişim
Künye
Copyright © 2026 Turktime