Turktime
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Yaşamın Yalancı Yoğunluğu
Bülent Kuşoğlu
YAZARLAR
1 Temmuz 2013 Pazartesi

Yaşamın Yalancı Yoğunluğu

Geçen hafta yine Meclis çok yoğundu. Daha doğrusu Plan ve Bütçe Komisyonu ağır gündemliydi. Perşembe yazımı yazamadım, kusura bakmayın. Hem şu 96 bin 505 kadronun olduğu 90’ın üstünde madde içeren şu ünlü torba kanun teklifi, hem gelir ve kurumlar vergilerini birleştiren bir vergi kanunu, hem de 10’uncu Beş Yıllık Kalkınma Planı Plan ve Bütçe Komisyonu olarak gündemimizdeydi. Hemen her gün geç saatlere kadar çalıştık. Perşembe günü ise, saat sabah 10.30’da başladık, Cuma sabahı 06’yı geçe bitirebildik. Çok çalıştığımı söylemek için yazmıyorum, Perşembe yazım için mazeteimi bildirme dışında ilginç bir tweet aldım onu anlatmak istiyorum. Perşembe gecesi saat gece yarısı iyice yorulmuş durumdayken arkadaşlardan gördüm ben de bir tweet attım. “Galiba iktidar bizi sabaha kadar çalıştıracak, Meclis kapanmadan önce yine sıkıştırıyorlar” gibi bir şeyler yazdım. Aman hemen cevaplar geldi, “Sayın vekil, vekil olmak mecburiyetinde değilsin, kimse seni zorlamıyor. İstersen bırak” vb gibi…

Üzüldüm. Hayatım çalışmakla geçti. Hayatta çalışmadan hak ettiğim bir şeyim hiç olmadı. Hatta asla bir şeyi alıp-satmak dolayısı ile zarar dışında, kazancım dahi olmadı. Ama politikada beleşçilikle, tembellikle itham edildim. Galiba politikacının kaderi biraz böyle. Meclis’te sabahlayan toplam 20 vekil varsa biri benim, hem de çekip gitsem vicdanım dışında hesap soracak kimse yok ama eleştiriliyorum… Siyasete girmeden önce çevremdeki insanların nerede ise tamamına yakınının takdirini alıyor iken siyasete girdikten sonra bu oran bayağı düştü. Hem de rakipten değil, kendi saflarınızdan daha çok eleştiri alıyorsunuz veya tweet olayında olduğu gibi sizi hiç tanımayanlar en kötü politik tipi esas alarak sizi tenkid ediyorlar. Siyaset böyle bir şey, bazen hak etmediğiniz övgüleri alabileceğiniz gibi bazen de hak etmediğiniz yergiler de gelebiliyor. Bu durum bize has değil, hemen her ülkede politikacılara bir düşmanlık var… Ya da aşırı bir hayranlık, taparcasına… İkisi de yanlış tabi ki…

(Ben de amma duygusalmışım, birkaç tweet nedeniyle neler yazdım…)  

***

Bu gün 2 konuda yazmayı düşünmüştüm; ilki Tayyip Beyin camide içki içilmediğini bildiği halde neden ısrarla hemen her konuşmasında ‘içki içildi’ diye ısrar ettiğini yazacaktım. Çok ilginç bir konu. Kendi tarafındaki insanlar bunun çok tehlikeli ve doğru olmadığını bildikleri halde yine de Tayyip Beyin yanlış yaptığını söyleyemiyorlar, hatta alkışlıyorlar. “Bu Göring’in yöntemidir, sonuçta kitleler kabul ederler” sözü doğru mu acaba? Konunun psikolojik ve iletişim yönünü işleyecektim. Çok söylenen, beyne kazınan cümlelerin zamanla gerçekmiş gibi algılandığını anlatacaktım. Sizin yorumlarınız bu konuda yoğunlaşırsa belki gelecek yazımda devam edebilirim.

Diğer konum ise 10. Beş Yıllık Kalkınma Planı (10.BYKP) olacaktı. Kısaca size Planla ilgili bilgi verecektim. Tüm bir yazıyı Plana ayırmak okuyucuyu sıkar diye düşündüm. Kısa bilgiler verecektim. Yine de bazı daha kısa bilgiler vereyim; 10.BYKP, 2014-2018 yıllarını kapsıyor. Plan 3 bölümden oluşuyor. İlk bölümde küresel değerlendirmeler yapılmış. 2’inci bölüm Plan hedeflerini ve politikaları vaaz etmiş. 3’üncü bölüm ise geçen dönem 9’uncu Plana uyum sağlanamadığından öncelikli dönüşüm programlarını göstererek, koordinasyon ve kamunun uyumunu amaçlamış. 10.BYKP’nın eksiği FED’in son kararlarını dikkate almaması ve her şeyi geçen dönem gibi kabul etmesi ile AB/ABD Serbest Ticaret Anlaşmasını görmemesi olmuş. Halbuki bunlar Türkiye’yi çok etkileyecek konular.  Bir önemli bilgi de 10.BYKP’da ortalama büyüme yüzde 5.5 alınmış. Halbuki Türkiye uygarlık seviyesini 7-8’lik bir hızla yakalayabilir gerçeği var. 10.BYKP çok iddiasız olmuş. Zaten artık planları kamu dikkate almıyor, daha şimdiden plana aykırı uygulamalar var.

Çarşamba Meclis tatil öncesi çok yoğun olmazsa Perşembe görüşmek üzere…

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar
 Misafir
 8 Temmuz 2013 Pazartesi 09:11
Sayin Bulent Bey,yeni bir yazinizin hazirliginizi yaptiginiz bu saatlerde ihtimalen mensubu bulundugunuz firkanin sozculerinden farkli bir kose uazodi bekliyoruz.Sizin fakli durusunuzu cok ozledik.Misir da yasanan arbedeleri zaten kinayamazsiniz belki Dadas olmanizdan mutevvelit kalemizi farkli ve dogru tarafa kaydirabilirsiniz.Birde hesap uzmani oldigunuz icin GEZIcilerin yaptiklari tahribatin maali kulfetinide yazarmisoniz ? Lutfen cesurcavbir yazi.
 Misafir
 5 Temmuz 2013 Cuma 20:16
Totem sana çok ama çok güzel bir cevap yazmış ve cehaletini de ortaya koymuştum ama editör bu işte.Sen kargadaki beyninle bana papağan dersin yayınlar ama ben sana sadece put derim yayımlamaz.Yazmadığı için olsa gerek canı sıkılıyor editörün.
 Misafir
 4 Temmuz 2013 Perşembe 20:33
SAYIN Totem Nicki ile yorum yapan yorumcu.Turkiyenin borcunun hicte o kadar abartilacak bir oranda olmadigini postal yalayicilari senden ve benden daha iyi bilir.Son olarak Kurt nicin sisli havayo sever ? diye bir soru soruyorumben guzel bir sekilde izah edeceginizi biliyorum.saygimla
 Misafir
 4 Temmuz 2013 Perşembe 19:42
Arkadaslar,bizim cocuklar % 100 müslüman ve hafiz olan Mursiyi al asagi yaptilar yerine %100 Hiristiyan olan bizim adamimizi getirdiler.Imkanlar el verse gidip postallarini öpecegim...
 TOTEM
 3 Temmuz 2013 Çarşamba 21:07
Türkiyenin kaçpara borcu var? Asıl sana yazık araştırmadan,irdelemeden analiz etmeden her söyleneni papağan gibi tekrarlıyorsun ama şimdi senin gibi aklı evvel bir cahile anlatsamda anlamaz bir ülkenin dış borcu gsmyh ile ölçülür onun dış borca oranı ile ölçülür ama sen gibi papağanlar araştırmak yerine oradan buradan duyduklarını tekrarlarlar. bak gülüm İmgilterenin dış borcu iki trilyon dolar biliyormusun? Sana göre ;İngiltere de batıyor.sizler gibilerden gerçekten bıktım artık.
 Misafir
 3 Temmuz 2013 Çarşamba 14:57
Yazıklar olsun sana totem bu cümleleri kurduğun için,yazıklar olsun.Yazık,hem de ne yazık.Tayyibin klonlanmışları bunlar başka cümle kurmaları mümkün değil.Ekonomi iyi ha vah zavallı.Bu cümleyi kurmak için kaç para aldın?Türkiyenin kaç lira borcu var biliyor musun sen.Epeydir yoksun belki Başbakanın gibi "Gelişerek(!)"değişir gelirsin zannettim ama hiç değişmamişsin...
 Misafir
 2 Temmuz 2013 Salı 23:00
Sayın vekil:Ben ılımlı düşünen ve her fikre hoşgörülü bir pencerden bakan biriyim Tayyip Erdoğana olan kızgınlığınızı anlıyorum fakat biliyorsunuzki bu zamandan sonra insanları değiştiremeyiz ancak çözüm metodlarımızı değiştirebiliriz bazı şeylere üzülmek yerine onları sevince dönüştürecek bi yol bulmak gerek
 TOTEM
 2 Temmuz 2013 Salı 17:48
Ekonomi iyi olduğu halde batıyoruz derken,muhteşem yatırımlara çevre bahanesi uydururken,istikrarı istikrarsızlığa büyümeyü durdurmaya çalışırken çok mu dürüsttünüz sayın vekil şimdi cami de içki içilmediği halde içildi sözüne karşı çıkmıyorlar diyorsunuz.Ben size söyleyeyim Evet içildi bira kutuları alalacele toplandı velev ki içki yoktu bir camiyi işgal etmek ne demek? O camide ibadeti engellemek zarar vermek ne demek bunları hiç düşündünüz mÜ? Hiç sanmıyorum ucuz demogojiye devamm..
 Misafir
 1 Temmuz 2013 Pazartesi 15:17
Bir sorum daha olacak bu bahsettiğiniz alman "Göring","Goebbels" olmasın(Aynı kişi değillerse.)?Hitler in Propaganda Bakanıydı.Propaganda metodu şu temeller üzerine dayanır: *Halk büyük yalanlara, küçük yalanlara göre daha çabuk inanır. *BİR YALANI YETERİ SIKLIKLA TEKRARLARSAN,HALK ENİNDE SONUNDA ONA İNANACAKTIR. "Bir şeyi ne kadar uzun süre tekrarlarsanız insanlar ona o kadar fazla inanırlar. Hıristiyanlığın bu kadar etkili olmasının sebebi 2000 yıldır aynı şeyi söylüyor olmasıdır."
 Misafir
 1 Temmuz 2013 Pazartesi 14:58
Bence ciddiye alınacak ifadeler değil bunlar.O cümleyi kuran insanın başka söyleyecek düşüncesinin olmadığındandır.Ama biz de polemik(!)yapacağız değil mi sayın Vekilim?Şaka bir tarafa iki sorum var;birincisi her şeyin diktatör teyyibin iki dudağının arasında olduğu bir mecliste siz muhalefet olarak ne yapıyorsunuz?Benim bildiğim bir komisyonda dövdüler bile sizi(4+4+4 de galiba).Diğeri de bu "Uygarlık"yakalama meselesi.Hangi uygarlık?..Başbakanın "Şeriat"dediği bir ülkede hangi uygarlık?
Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Turktime uygulamasını indirin, günün gelişmeleri cebinize gelsin.
Google Play
App Store
Facebook Twitter Instagram Youtube
GÜNCEL SİYASET DÜNYA MEDYA MAGAZİN SPOR YAZARLAR RÖPORTAJLAR PORTRELER ANKARA KULİSİ FOTO GALERİ VİDEO GALERİ KÜLTÜR SAĞLIK EKONOMİ TEKNOLOJİ ANALİZ TEKZİP
Masaüstü Görünümü
İletişim
Künye
Copyright © 2026 Turktime