Turktime
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Değişen Rejim ve Yaşam Tarzı
Bülent Kuşoğlu
YAZARLAR
23 Mayıs 2013 Perşembe

Değişen Rejim ve Yaşam Tarzı

Milletvekiliyim, siyasetin içerisindeyim ama yazmaya çalıştıklarım tam olarak siyasetçi mantığını yansıtmıyor. Yani diğer partiler kötüdür, benim partim iyidir, veya hepsi iyidir ama ben ve benim partim daha iyidir, bizim programlarımız, projelerimiz daha iyidir demiyorum. En azından her zaman değil. Burada partimden ziyade şahsi görüşlerimi yansıtıyorum. Siyasi bir fanatizmin tartışmasını, kavgasını da sizlerle sürekli yapmak amacım yok. Bu şekilde kimseyi ikna edemeyeceğimi  çok iyi biliyorum.

Bazen sizlerle çeşitli dini, felsefi, sosyolojik, entelektüel konuları paylaşmaya çalışıyorum, paylaşmaktan da zevk alıyorum ama asıl amacım bu da değil özellikle bu günlerde. Asıl amacım, bir sade vatandaş olarak, kendi çapında bir aydın olarak, sorumluluk duyan bir baba olarak son zamanlarda artan ülkem hakkında ki kaygılarımı zaman zaman sizlerle paylaşmak. Veya ülkeme, toplumuma iyi, güzel bir şeyler verebilmek, faydalı olabilmek…

Son zamanlarda kaygılarım epeyce arttı. Sanırım toplumun da öyle… Her yerde; maçta, sokakta, camide, Meclis’te, araba kullanırken herkes sinir küpü…

Sinir küpü olunması da önemli değil ama toplumun çoğu endişeli, borçlu, işsiz, umutsuz…  Suriye savaşı, bir türlü bitmeyen terör, patlamalar, şehitler, sürekli geri adım atan toplum gururu… Kıbrıs’ta iddialı bir başlangıç yapılmış ama çözülmemiş. Ermenistan’la da öyle. Sonra AB umudu ve tükenişi. Irak politikasının iflası, sonra Filistin. İsrail ayrı bir dert. Bugün de Suriye. Başbakan ortada bir şey yokken gerilimi tırmandırıyor, sonra bombalar patlatılınca veya uçaklar düşüp savaş ihtimali ortaya çıkınca “itidal” tavsiyeleri yapıyor. Bir taraftan etnik, bir taraftan mezhepsel ayrımcılık, kışkırtıcılık… Tüm bunların üzerine bir de Öcalan’ın itibarının yükseltilmesi, PKK’nın legalleştirilmesi, TSK’nın,  yasama ve yargı organlarının itibarsızlaştırılması gelince toplum iyice huzursuzlandı. Mutsuz, borçlu, huzursuz, endişeli, işsiz, imansız ve stresli…

Ancak asıl önemli olan ve galiba tüm bunları ikinci planda bırakan başka gerçeklerde var: Farkında olanımız da var, olmayanımız da, bilinçli göreni de var, sezgileri ile göreni de… Devlette rejim, toplumda hayat tarzı değişiyor… Asıl sorun bu. Asıl bizi sıkan, bunaltan bu. Farkındayız veya değiliz. Bir çok kişi tanıyorum, iktidarı destekliyorlar, Tayyip Bey hayranılar ama rejim ve yaşam tarzı değişikliğinden dolayı aynı zamanda endişeliler.

Devlette rejim ve toplumda yaşam tarzı değişiklikleri tümüyle bize ait değil, ithal. Arap ülkelerinde olduğu gibi. İşin gerçeği ithal de değil, dayatma. Son 10-15 yılda olanlar bizi endişelendiriyor. Çünkü, hepsi birlerinin oyunu ve iktidar ve onun başı dahil biz bu oyunda piyon durumunda kalıyoruz. Değişim istedik, değişim şarttı ama talebimiz bu şekilde kontrolsüz veya başkalarının kontrolünde bir değişim değildi… 

Artık camiler dolu ama imanımız yok. Diyanet İşleri Başkanı’nın İzmir için dediği aslında tüm Türkiye için geçerli; irfanımız yok oldu…

Çağdaş uygarlığı hedefleyen, yönü batıya dönük Türkiye Cumhuriyeti, aynı zamanda İslamın geleceği olan en başta gelen ülkelerden biri olduğu halde yavaş yavaş bir Ortadoğu ülkesi haline geliyor. Gittikçe Mısır’a benziyoruz. Ortadoğu ile iç içeyiz, Arap ülkelerinin liderliği peşindeyiz diye değil, rejimimiz gittikçe Mübarek Mısır’ına, yaşantımız çaktırmadan Ortadoğululara benzediği için. Amerika’ya liderlerimizden dolayı bağlı hale geldiğimiz için…

Evet, biz kesinlikle değişmesi gereken bir ülkeydik, değişim yaşamalıydık ama yaşamamız gereken değişim asla bu değildi…

Hemen İtiraz edenler için söylüyorum, önce bir düşünün, sonra bir de ünlü kurbağa hikayesini tekrar okuyup düşünün…   

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar
 Misafir
 27 Mayıs 2013 Pazartesi 00:56
21.40 daki misafir TOTEM,iyi bildin zaten bahsettiğin Başbakan değil zaten...Üzgünüm ama senin seviyene ancak bu kadar inebilirim.Anlamadığım bir şey var,benim yorumum yayınlanmamış ama siz cevap veriyorsunuz;ne ayaktır bu.Editör seninde yatacak yerin yok vallahi...
 TOTEM
 26 Mayıs 2013 Pazar 23:34
Teyze Fenerin nasıl katakulle ile şampiyonluğumuzu aldığını konuşuyorlardır bence:)Hem Teyze sen fenerin aldığı kupalarla övünüyorsun? kaçını alırken gözlerinle gördün ve kaçında hayattaydın:)
 teyze
 26 Mayıs 2013 Pazar 22:44
18:22 soruyu TOTEMe sordun ama yorumunda bahsettiği görmenin illa gözü ile gördüğü anlamı çıkmaz.Şimdi TOTEM sana cevap veriyorum:FB bir kupa alınca zaten o kupa dünyanın en önemli kupasıdır o ayrı konu da kabul etmeyenler için > Başvekil Brookings Enstitüsünde 'Artık dünya Türkiyeyi konuşuyor' demişti ya hani ben onu futbolumuz olarak kabul ettim.Başka neyimizi konuşacaklar ki.
 Misafir
 26 Mayıs 2013 Pazar 21:40
Heyyt bee müthişsin vallahi 18.22 yakaladın beni!! gördüm dedim ya oradan hiç üşenmemiş hesap etmiş:)Ben o tarihte hayatta değilimdim ya o zaman sayılmaz:)aslında doğrusunu istersen mesela 28 şubat döneminde Ankarada tanklar yürürkende ben Diyarbakırdaydım kendi gözlerimle görmedim oda sayılmaz sanırım:)Hatta biliyormusun? Ben Başbakan Erdoğanı da hiç yüzyüze görmedim oda başbakan değil o zaman:)Bu gidişle bu arkadaşlar işi imla hatalarıma kadar götürecekler:)Gerçekten alemsiniz ne diyeyim?
 Misafir
 26 Mayıs 2013 Pazar 18:22
buraların muvazzafına sorum var, üfürmecelerine bir açıklama lütfen. Şimdi 2013'te kırkbeş yaşında olan birisinin 1961'de nerede olması gerekir ki asılan başbakanı görmüş olsun?
 TOTEM
 26 Mayıs 2013 Pazar 16:30
Teyze,Demek dünyanın enbüyük kupası öyle mi:) sanırım kupa finalini 72.5 devlet televizyonu yayınladı değilmi:)Senin söylediğine göre Trabzon bu dünyanın enbüyük kupasını 8 kez almıştı zaten.
 teyze
 25 Mayıs 2013 Cumartesi 23:46
21:49 Kılıçdaroğlu,kalecilerin korkulu rüyası LEFTER diyeceğine kaleci Lefter diyebildi çünkü o sırada başvekile çok sinirliydi,Musa Sow'u Obama zannetmez Dünyanın en önemli kupası TC KUPASINDA Trabzonsporu deviren golü atanın Musamız olduğunu biliyor
 Misafir
 25 Mayıs 2013 Cumartesi 23:20
"... sinir küpü olanların kendilerini tüm Türkiye sanmalarıdır" cümlesi önemli bir noktayı işaret ediyor, bence doğruluk payı yüksek ve hoşgörüsünü rica ederek Bülent Bey'in de üstünde düşünmesi gerektiğine inanıyorum. Bu cümleyi yazarken ve okurken keyif duyanların da hoşgörüsünü rica ederek şunun üzerinde düşünmelerini isterim: "Bu insanların çoğunun duyguları diikkate alınsa, orta ve uzun vadede ülkemizin ve tüm vatandaşlarımızın daha hayrına olmaz mı?"
 Misafir
 25 Mayıs 2013 Cumartesi 21:49
Kılıçdaroğlu, LEFTER'i kaleci yaptıya Musa Show'u da OBAMA zannetmesin:)
 Misafir
 25 Mayıs 2013 Cumartesi 17:54
Pes dogrusu yani...TEYZENIN yorumuna eksi puan verenler benim de sinirimi bozdu.HULYA hanimin yorumlarina bir vakte kadar anliyorum da...Vallahi 61 kere MASALLAH TEYZE nerden akliniza geliyor okurlen dusunduren yorumlar.Bu aralar Bulent Beyin ustune bu kadar gitmryin her kesin bir derdi vardir kalur icerisine.Bizim tanitigimiz Bulent Bey simdiye kadar bir bomba tesiri yapacak hamle yapardi da birde bunun ammasi var... ...
Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Turktime uygulamasını indirin, günün gelişmeleri cebinize gelsin.
Google Play
App Store
Facebook Twitter Instagram Youtube
GÜNCEL SİYASET DÜNYA MEDYA MAGAZİN SPOR YAZARLAR RÖPORTAJLAR PORTRELER ANKARA KULİSİ FOTO GALERİ VİDEO GALERİ KÜLTÜR SAĞLIK EKONOMİ TEKNOLOJİ ANALİZ TEKZİP
Masaüstü Görünümü
İletişim
Künye
Copyright © 2026 Turktime