Turktime
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Bir Bütçe Hikayesi ya da Hikaye Olan Bütçe!
Bülent Kuşoğlu
YAZARLAR
31 Aralık 2012 Pazartesi

Bir Bütçe Hikayesi ya da Hikaye Olan Bütçe!

Geçen yazımda bahsettiğim gibi TBMM’de yoğun bir çalışma sonucu bütçeyi çıkardık. Hayırlı olsun. 2013 için 404 milyar liralık bir bütçe yapıldı. Gelirler, 370 milyar lira, dolayısı ile öngörülen açık 34 milyar lira. Dikkatinize sunmak istediğim önemli bir rakamda 53 milyar liralık faiz ödemesi.

Her yıl Anayasa gereğince Plan ve Bütçe Komisyonu’nda ve Genel Kurulda bir sonraki yılın gelir ve giderlerine onay verilir, bu vesile ile bakanlıkların ve tüm kamu kurumlarının performansları değerlendirilir aynı zamanda da bir önceki biten yılın harcama ve gelirleri denetlenir. Denetimi her ülkede olduğu gibi Sayıştay yapar, raporlarını TBMM’ne sunar, milletvekilleri de bu raporlar doğrultusunda hükümetin performansını sorgular, 2’inci aşama denetimi gerçekleştirirler. Kesin Hesap Denetimi denen bu usul 150 yıllık Türk Sayıştay tarihi boyunca geçerli olmuştur. Yolsuzlukların ve usulsüzlüklerin olduğu kurumlardan sorumlu bakanlar bu aşamada geçmişte örnekleri olduğu üzere onay almayabilmiştir.

Bu yıl 2013 Bütçesi ve 2011 Kesin Hesabı Meclis’ten geçti. Bütçede karşımıza çıkan, üstünde durulması gereken konu, 2011 Kesin hesabı ile ilgili Sayıştay’ca düzenlenmesi ve TBMM’ne sunulması gereken raporların düzenlenmemesi oldu. TBMM’ne gelmediği için ne 2011 harcamalarına uygunluk verilmesi ne doğru, ne de 2013 için talep edilen harcama ve gelirlerin yani Bütçenin kabul edilmesi doğruydu. En azından 2011 kesin hesabı kabul edilememeliydi. Ancak, iktidar bariz çoğunluk olduğu ve içlerinden bir kısmının da hiç olmaz ise 2011 Kesin Hesabını onaylamayalım demesi Tayyip Bey demokrasisinde beklenemeyeceği için böyle bir durumun emaresi dahi oluşmadı ama doğrusu bu olurdu. Bazıları “Abartma, raporlar yoksa yok, ne olmuş yani. Yenmiş, yutulmuş bir durum mu var?” gibi tepkiler verebilir. Evet, var, yenmiş, yutulmuş bir durum var. Demokrasinin temel kurallarından birini yuttuk. Af ederseniz, eşlerden biri diğerini aldattığında nasıl ‘kaybolan, biten, yok olan bir şey yok, yine seninleyim’ diyemez ise aynı şekilde demokrasinin namusu söz konusu idi, maalesef bu milletvekillerince yeterince anlaşılamadı.  

Bütçenin tümü üzerinde görüşmeler yapılırken konu 3 muhalefet partisi genel başkanınca dile getirildi. Ana muhalefet partisi genel başkanı ise konuşmasının yaklaşık 12 dakikasını bu konuya ayırdı, sorular sordu, bilgi istedi. Eleştirilere cevap vermek üzere kürsüye gelen Başbakan bu duruma hazırlıklıydı, konuşmasında 6 dakika ‘sucuk’ anlattı ve bu kadar önemli bir konuya tek kelime ile değinmeden dikkatlerden kaçırmış oldu. Bu doğru değildi, demokrasimiz için kara bir lekeydi ama halk tarafından fark edilmedi… Parlamentoların 2 görevi vardır; yasa yapmak ve iktidarları denetlemek. TBMM bu yıl, bu şekilde denetim görevini yapmayarak tarihine kara bir sayfa yazdı… ABD’de mali uçurum denen hadise sonuçta bütçeden kaynaklanan, Hükümet ve Parlamento arasında yaşanan bir pazarlık. Bütçe gerçekten halk için ve dolayısı ile parlamentolar için çok önemli, adeta parlamentoların namusu… Biz hariç…

Aslında Sayıştay’ca 2011 ile ilgili raporlar düzenlemişti. Ancak geçen Haziran, Temmuz aylarında usulüne uygun olarak ilgili Sayıştay dairelerinde görüşülerek daha sonra TBMM’ne gelecek iken iktidar bir kanun çıkararak Sayıştay’ın yerindelik denetimi yetkisini kaldırdı ve bunu da geçici bir madde ile hangi dönemden itibaren geçerli olduğu belli olmadan yasalaştırdı. Sayıştay’da yetkilerinin budanmasına da tepki olarak, hangi tarihten geçerli olduğu belli olmayan bu düzenlemeyi bahane ederek 2011 performans raporlarını göndermedi. Geçen Cuma, 28 Aralık’ta Anayasa Mahkemesi Sayıştay’la ilgili yerindelik denetimi yapma yetkisinin kaldırılması ile ilgili maddeyi iptal etti. Şimdi raporlar TBMM’ne eski halleri ile gelmek zorunda. Ama iş işten geçti, 2011 kesin hesabı TBMM’de iktidar oyları ile kabul edildi, bu noktadan sonra pek yapacak bir şey yok. Kendi geleneğimizi, kanunumuzu kendimiz deyim yerinde ise, murdar ettik bir kere…

Başlangıçta bahsettiğim 2013 Bütçesinin ise pek fazla bir özelliği yok. Geçen yılki rakamlar genellikle yüzde 8-14 arasında artırılarak bu yılın bütçesi hazırlanmış. Halbuki geçen yılın (2012) bütçesi tutmamıştı. Açık 21 milyar öngörülmüşken en azından 34 milyar olacağını iktidar zaten açıklamıştı. Bu yıl öncelikle gelir hedefinin, özellikle de ithalat ve kurumlarla ilgili vergi hedefinin tutmayacağını söyleyebilirim. Türkiye ekonomisi 2011’den 2012 ve 2013’e önemli ölçüde küçülerek girmişken bütçenin hala 2011 mantığı ile yapılmasını gerçekten anlayamıyorum. Neden vergilerde artış yok, neden yüksek gelirli kesimlerin yatırımları dışındaki gelir ve harcamalarını vergilendirmiyoruz, doğrusu anlayamıyorum.

2013 Yılının hepimize hayırlı olmasını ve sağlık, başarı ve mutluluk getirmesini diliyorum.

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar
 hulya
 3 Ocak 2013 Perşembe 09:04
Benim olumsuzluğu gören bir yeteneğim var.Rahmetli Erhan Göksel'in bir sözünü hatırlatayım"kötü niyeli yazar bir cümle yalan için koca bir kitabın her şeyini doğru yazar;Bir tek yalan cümle ile halkı kandırmak uğruna"demişti.Koca kitabın doğru olması yalan cümleyi DOĞRULAMAZ.Sizler gibi yalan cümleyi önemsemeyip kitaptaki diğer doğrular arasında yuvarlanalar için söyleyecek bir sözüm olamaz.Kötülerin yazdığı kitap doğruları yaymak için değil bir cümle yalanı yaymak için yazıldığınıda unutmayın..
 Misafir
 2 Ocak 2013 Çarşamba 23:13
cokertmeli bey,sizin gozunuz den de hic bir sey kacmiyor..her kese"lolo olmaz" demek istediniz anladigim kadariyla.syglr
 Misafir
 2 Ocak 2013 Çarşamba 20:42
Bulent bey uzun yıllar hesap uzmanı olarak çalışmıştır.2013 Bütçesinin faiz giderlerinin 53 Milyar lira olduğuna dikkat çekiyor.Sn dostumuza soralım.Bugünkü faiz gideri,Bütçenin yüzde kaçı,veya GSMH nın yüzde kaçı.Bide dönüver bizahmet,2002 bütçesindeki faiz gideri,bütçenin yüzde kaçı,veya o günkü GSMH rakamının yüzde kaçı.Bulent bey bu yüzdendirki,bu halk size oy vermez ve vermeyecektir.Bunu kafanıza yazın,asla iktidar olamıyacaksınız.Çökertmeli Halil.
 CISS
 2 Ocak 2013 Çarşamba 20:09
6- Kuşkusuz bu işletmede en az 40 bin kişinin ücreti ile diğer giderleri, günümüzde yine devlet ve millet üzerinde ağır bi yüktür, aynı zamanda çözümü zor büyük de bi sosyal problemdir. Bu işletmenin özelleştirilmesine, ilçede sosyal ayaklanma olabileceği endişesi ile nerdeyse devleti satan AKEPE hükümeti dahi cesaret edememektedir. Bu nedenle zarar eden ve devletin sırtında kambur devlet işletmelerinin, Ereğli Kömür İşletmesindeki hale dönüşmeden elden çıkarılması son derece doğrudur. Özelleştirmeleri eleştirirken, bu gibi gerçekleri de göz önünde tutmalıyız. CISS!
 CISS
 2 Ocak 2013 Çarşamba 20:09
5- Yapılan fizibilite çalışması sonunda, teknik yapının da güçlendirilmesi beraberinde en çok 6 bin işçi ile verimli bir şekilde o işletmenin faaliyetini mükemmel yürütebileceği kararına varıldı. Aradaki farka bakın. Devlet 40 bin işçi istihdam etmiş ve zarar etmekte, Özel sektör 6 bin işçi ile kar edip devlete vergi vererek, hem kendi ve hem de devlet kazanabilecekti. Şu anda Ereğli Kömür İşletmesinde çalışan (daha doğrusu çoğu çalışır görünen) toplam işçi sayısı 50 bini bulmuş durumda ve Ereğli İlçesindeki ailelerin neredeyse tamamından insanlar orada işçi.
 CISS
 2 Ocak 2013 Çarşamba 20:09
4- Bu nedenle o zamanlar benim de üst düzey yöneticisi olarak görev yaptığım Türkiye’nin en büyük Özel Kömür Madenciliği Şirketince; (Ereğli işletmesinin eski genel müdürü, Etibank eski genel müdürü, İski eski Genel Müdürü, ülkenin önde gelen özel yer altı kömür maden şirketlerde üst düzey yöneticilik yapmış maden mühendisleri ve bazı akademisyenlerin de katılımı ile oluşturulan) tecrübeli bi teknik heyetçe mahallinde özel izinle bi ön fizibilite çalışması yaptırıldı. O tarihte Ereğli Kömür İşletmesinde 8 bini yer altı ve 32 bini yer üstü(!) görünmek üzere 40 bin kadar işçi çalışıyor, bunların 15 bin kadarı iş yerine belki haftada bi kez uğrayıp hiç çalışmadan ücret alıyorlardı.
 CISS
 2 Ocak 2013 Çarşamba 20:08
3- Zira işçi statüsünde çalışanların maaşlarından kesilen işsizlik sigortasına devletin katkısı, sadece % 1 gibi cüzi bi miktardır, kesintinin %3 ü işveren ve işçilerden sağlanır. Ayrıca işsizlik sigortasından yapılan ödemeler süresi ya da emekliliğe kadar değil, sadece ve en çok 1 yıl devam edebilir. Bu hususa değindikten sonra; bazı Devlet işletmelerinin özelleştirilmesinin kesinlikle gerektiği düşünceme örnek bi olayı anlatayım; 1994 yılında (Siyasi iktidarlarca yemleme ya da arpalık sahası haline getirilmiş masraf kapısı) Devlet kuruluşlarından Zonguldak Ereğli Kömür İşletmesinin özelleştirilmesi gündeme gelmişti.
 CISS
 2 Ocak 2013 Çarşamba 20:08
2- Dünyada da böyle bi devlet örneği yok. Ama tabiî ki devletin vatandaşlarına çalışıp kazanç elde edebilmeleri için, ülkede verimli yeni iş sahaları açılması yönünde ciddi çaba göstermesi de beklenir. AKEPE bu yönü ile beklentileri yeterince karşılayamadığı için eleştiriyi hak ediyor, o başka.Bu arada senin işsizlik sigortası parasının da zaten devletten çıktığı ve özelleştirme ile işsiz kalan işçiler Devlette çalışmaya devam etselerdi, devlete maliyetleri yine aynı hesaba gelecekti gibi savın da anlamlı değil.
 CISS
 2 Ocak 2013 Çarşamba 20:08
1- Hülya, senin özelleştirme ile ilgili görüşlerinin sadece şu bölümüne katılıyorum, o da para getiren karlı işletmelerin dahi özelleştirilmiş olması. Bunun yanında devlete büyük yük haline gelmiş, daha doğrusu aymaz siyasilerce ya da beceriksiz işletme yöneticilerince bu duruma getirilmiş, artık yeniden yapılandırılabilmeleri ve siyaseten de düzeltilebilmeleri imkânsız görünen işletmelerin, üstüne para bile verilerek özelleştirilmesine itirazım yok doğrusu. Yoksa devletin sosyal olması, devlete hizmeti ya da katkısı olmayan vatandaşına maaş bağlaması demek değildir.
 hulya
 2 Ocak 2013 Çarşamba 09:14
2-)Telekom'un satılması sadece KAR-ZARAR hesaplaması ile açıklanamaz.Bir ülkenin iletişim ağları normal düşünceyle yabancıya SATILAMAZ.PETKİM'in özelleşmesi ile devletin ne kadar kar'a geçtini açıklamyabilirmisiniz?
Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Turktime uygulamasını indirin, günün gelişmeleri cebinize gelsin.
Google Play
App Store
Facebook Twitter Instagram Youtube
GÜNCEL SİYASET DÜNYA MEDYA MAGAZİN SPOR YAZARLAR RÖPORTAJLAR PORTRELER ANKARA KULİSİ FOTO GALERİ VİDEO GALERİ KÜLTÜR SAĞLIK EKONOMİ TEKNOLOJİ ANALİZ TEKZİP
Masaüstü Görünümü
İletişim
Künye
Copyright © 2026 Turktime