Turktime
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Dur Bakalım Ne Olacak?
Bülent Kuşoğlu
YAZARLAR
28 Mart 2013 Perşembe

Dur Bakalım Ne Olacak?

Benim şahsi olarak “Kürt Sorunu” denilen kavramdan anladığım, Doğu ve Güneydoğu’da yaşayan yurttaşlarımızın ekonomik, sosyal, kültürel olarak geri kalmışlıkları ve kimliklerinin devletçe tanınmamasıydı. İlave olarak özellikle güvenlik güçlerinin olumsuz yaklaşımları ve davranışları sonucu ortaya çıkan travmaydı. Çok basit bir ifade ile “Kürt Sorunu” derken yukarıdaki cümleleri anlıyordum. Dolayısı ile bunu dile getirenlere hak da veriyor ve çözümünü de samimiyetle istiyordum.  

Sorunun çözülmüş hali ise, Türkiye’de Kürtlerin kimliklerinin tanınması, kendi dillerini öğrenebilmeleri, daha fazla bireysel demokratik hak ve hukuktan yararlanabilmeleri ve yerel yönetimlerde yapılacak bir reformla kendi yaşadıkları yerlerde kendi yaşantıları ile ilgili söz söyleme ve karar alabilme hakkına sahip olabilmeleriydi. Ben bu şekilde zaten uluslararası kabul görmüş kurallarından bahsediyordum. Tüm bunların üniter devletin devamına halel getirmeyeceğini düşünüyordum. Zaten din, inanç, tarih, kültür, hatta bir anlamda dil konusunda ortaklık olduğu, Kürtler diğer unsurlarla iç içe geçtikleri için ayrılığında mümkün olmadığını sanıyordum. Türkiye’nin en zengin, en güçlü işadamları, sanatçıları, siyasetçileri ve her alandan ayrım görmemiş Kürt kökenli yurttaşları ile artık bütünleştiğimize inanıyordum.

Bu çizdiğim çerçevenin dışına çıkılması halinde, konunun siyasi bir yön kazanacağını ve iki toplumun bir arada, bir devlet çatısı altında, bir bayrak gölgesinde yaşamasının mümkün olmayacağını ve ayrı bir devlet gerektireceğini düşünüyordum.

Geçen 21 Mart yeni süreç için bir sınavdı. Gerçi yanlış başlamıştı, hukuksuzdu, şeffaf değildi v.s ama bunlar Hükümetin yanlışlarıydı. 21 Mart ise ağırlıkla Kürtlerin yanlışı oldu. (Hepsinin değil, azınlıkta kalan bir grubun) Toplandılar, huzurlu ve güvenlikteydiler yani güvenlik güçleri müdahale etmedi ama “Türkiyeli” olduklarını, ayrılmak istemediklerini gösteren tek bir sembol, işaret, alamet kullanmadılar. Marşları, bayrakları gönül ve ruh olarak ayrı bir yerde olduklarını gösteriyordu. Bu kesim hala idari ve siyasi olarak ta ayrılık peşinde. Zaten ifade de ediyorlar. Önce demokratik özerklik, sonra duruma göre…

Ben bunu Kürtler ayrılmak istiyor şeklinde yorumlamıyorum. Bir bölüm Kürt, Türk ve Kürtün eşitlik temelinde iki toplumlu bir sistem veya en azından özerklik istiyorlar farkındayım. Ama milyonlarca Kürtün farklı düşündüğünü, Türk olmaktan gurur duyduklarını biliyorum. Asla Türkiye’den kopmaya niyetlerinin olmadığını iyi biliyorum. Çünkü, akrabalarım, dostlarım, arkadaşlarım var aralarında. Onları iyi tanıyorum.

Korkum, azınlıkta kalan bir kesimin taleplerinin tüm Kürtlere mal edilmesi, dinamik azınlığın pasif çoğunluğu yönlendirmesi, yönetmesi… Sonunda da toplumun, “Kürtler bizi istemiyorsa bizde onları istemiyoruz” noktasına gelerek, ayrım yapmadan tüm Kürtleri dışlaması… Diğer Kürtlerin de tepki vermeleri ve bu tepkinin karşılıklı büyüyerek çatışma, bölünme noktasına kadar varması… Toplumun, gönüllerin, ruhların ayrılması, ortak paydanın yok olması… Çünkü toplum hazırlanmadı…

Bu konu, doymak bilmeyen ihtiraslı bir yönetici, yalaka medya ve kendi çıkarları dışında başkalarını önemsemeyen bir uluslararası baskıyla korkulacak bir sürece girdi. Süreç belki yıl sonuna kadar ya da bir kaç yıl olaysız gider ve barış sağlanmış görünebilir. Ancak, idari ve siyasi farklılık noktasına gelince şimdi sesi çıkmayan Tayyip Beyin dahi iş işten geçtikten sonra itiraz edeceğini sanıyorum. O zaman ne olacak? Kimse 30 yıllık bir mücadele sonunda 35 bin can kaybından sonra konunun kolaylıkla tatlıya bağlanacağını sanmasın. Bu medya baskısına kanmasın. Hele konu uluslararası güçlerin oyuncağı olmuşken… Aslında nihai çözüm yok ortada, konu sadece yeni aşamaya giriyor…

Maalesef iyi bir siyaset ama kötü bir devlet adamının muhteris yönetiminde…

Adam karısını psikiyatriste götürmüş, “Doktor” demiş “karım kendini tavuk sanıyor                   Doktor, “Enteresan” demiş, “Ne kadar zamandır böyle?                                                                      Adam, “Bir aydır                                                                                                                                                 Doktor, “Peki bir aydır neden getirmediniz?                                                                                                               Adam, “Valla doktor bey belki yumurtlar diye bekledik

Şimdi bizde “İmralı Barış Süreci” barış getirecek diye bekliyoruz. Bu durumda hasta kim?

Bana soruyorlar “Peki, bu yanlış anladık, çözümün ne?” Diyorum ki “Diyelimki benim çözümüm yok, bu yanlışı yapmak zorunda mıyız?”  

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar
 Misafir
 31 Mart 2013 Pazar 13:50
Son seçim anketinde Nevruzdan sonra yapılan, AKP % 53 CHP% 22 VURMALI Mhp 12...Yoruma gerek var mı?
 TOTEM
 30 Mart 2013 Cumartesi 15:55
Bir deyimimz vardır GÜLERİM AĞLANACAK HALİME diye:) Şimdide MANİTU bir insan kendisini daha fazla nasıl küçük düşürebilir ki? Benim ruh hastaları muhatabım değildir zira onların muhatapları psikiatristlerdir. ancak ben tüm yorumcular ve editörler hep birlikte bir insanın kendisini nekadar küçük düşürebildiğini ibretle izliyoruz.
 manitu
 30 Mart 2013 Cumartesi 12:35
Genelleme yapmayın sn.Totem,siz kimin umurundasınız?Bu nasıl cümledir?"Hoplatmak"falan gibi yakışıksız kelimeler bunlar vesselam?..Bu şekilde yazan kişilerle tartışılmaz.Ne zaman nerene yapışacak belli olmaz çünkü.Ancak kafa bulunur.Biz de öyle yaparız.
 TOTEM
 30 Mart 2013 Cumartesi 00:51
Kardeşim kişiler benim umurumda değil,bnen adamına göre muamele gösteririm.Benim için bir rumuzla lütfen saygı ayakları yapıp misafir rumuzu ile saldıran insan yok hükmündedir ve bana bu konuşmalar bile zul geliyor. Fanatik insanları sevmiyorum holiganlar yüzünden maçlara gitmeyi bile bıraktım.Kimse beni kendine rakip yada hasım olarak görmesin ben düşüncelerimi yazarım ve düşüncelerim kimleri hoplatıyor bunu umursamam. vesselam umurumda değilsiniz...
 Dkapkiner
 29 Mart 2013 Cuma 23:35
Senin tarzını ve kullandığın kelimeleri kaldıracak hazmedecek yorumcu arkadaşlar olabilir.Aranızdaki hoş görü ile doğru orantılıdır bu,olabilir.Ama ben tartıştığım insanlardan karşılıklı saygı ve kelimelerinde özen beklerim.Yoksa tartışmam.Seninle de tartışmıyorum.Senin kelimelerin beni incitiyor ve İNCİNMEK İSTEMİYORUM.Daha önce yazdım editör yayımlamadı"Eğer seni ima eden bir yazı yazarsam namussuzum."Senden de aynı şeyi bekliyorum.Elli sefer yazmaya gerek yok.Son yorumundaki üç kelime iadedir
 TOTEM
 29 Mart 2013 Cuma 21:54
Yorumcusuna Editörlerinden site yöneticilerine kadar hepsi benden rahatsız ve beni yıldırma peşindeler bunu açıkça seziyorum peki neden mi ısrarla yazıyorum?aslında site yönetimine de yazarlara da iyilik ediyorum zira kendi kısır çevrelerini ve şakşakçılarını tüm Türkiye gibi algılıyorlar onlara bunun doğru olmadığını göstermeye çalışıyorum. Ki bazen yazarların hakaretlerine de uğruyorum ama şunu unutmayın ben sussamda söylediğim gerçekler hiç susmayacaklar..Sevgiler..
 TOTEM
 29 Mart 2013 Cuma 21:51
Başkaları tarafından saygın biri olarak anılma derdini de bir kenera bıraktım eğer böyle bir ucuzluğa yönelirsem kendime olan saygımı yitiririm kendime yakıştıramam zira.Yazarların yazılarına çoğu zaman muhalefet ettim ama hakverdiğim alkışladığımda oldu ama bana sataşıp çeşitli yaftalar takanlardan bu tip bir davranışa birtek kez bile şahit olmadım. ve buna rağmen ben birçok ithama saldırıya ve yaftalamaya maruz kaldım. Şimdi ise Editörlerinde baskı ve kıskacı altındayım biliyorum yazarından-
 TOTEM
 29 Mart 2013 Cuma 21:48
Bastırmak,sindirmek ve susturmak amacında olmadım zira ben herkesin düşüncelerini ortaya koymasından yanayım.Bunca yıldır TOTEM rumuzu ile yazıyorum bu sitede madara oldukça rumuz değiştirenler gördüm,kendilerini başka rumuzlarla cilalayanları gördüm ancak onlar bile yakalandıklarında ar ettiler ve ortadan kayboldular zira tüm saldırganlıklarına ve sağlıksız ruh hallerine rağmen utanma duygularını kaybetmemişler demek ki! Ben hiç bu tür yollara tenezzül etmedim ziea ben 45 yaşında bir adamım-
 TOTEM
 29 Mart 2013 Cuma 21:46
olabildiğince sakin olmaya çalışarak ve kelimelerimi itina ile seçerek bir konuya açıklık getirmek istiyorum zira sayın editörler birileri beni tehdit edip hatta küfür etmelerine bile müsade ederlerken benim sesimi kısmak konusunda çok mahirler bu durumu onların kişiliklerine ve vicdanlarına bırakıyorum.Ben bu sitede yıllardır yorum yazıyorum ve genelde yorumlarım 2 ve ya üstü parçalar halinde olur zira düşüncelerimi aktarma çabası içerisindeyim asla birilerini rencide etmek yada birilerini-
 Dkapkiner
 29 Mart 2013 Cuma 21:01
"Gaz çıkarmak"ha .Olabilir herkes terbiyesi ile ilgili kelimeler kullanır.Üzerime alınmıyorum.Alınırsam kimsenin benden genç olduğuna veya BOKSÖRlüğüne bakmam.Ben dikkat ediyorum sayın editör.Tehdit falan değil bu.Onlarda dikkat etsinler.Ben burada espri ile ciddi eleştiriler yapan bir arkadaş var,tarzı hoşuma gidiyor,sadece onunla didişiyorum.Bu konuda da saygı hudutları dışına çıkmıyoruz.Bunun dışında hiç kimseyi dolaylı da olsa hedef almıyorum.Zorluyorlar farkındayım ama yapmayacağım...
Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Turktime uygulamasını indirin, günün gelişmeleri cebinize gelsin.
Google Play
App Store
Facebook Twitter Instagram Youtube
GÜNCEL SİYASET DÜNYA MEDYA MAGAZİN SPOR YAZARLAR RÖPORTAJLAR PORTRELER ANKARA KULİSİ FOTO GALERİ VİDEO GALERİ KÜLTÜR SAĞLIK EKONOMİ TEKNOLOJİ ANALİZ TEKZİP
Masaüstü Görünümü
İletişim
Künye
Copyright © 2026 Turktime