Turktime
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Müzik de Politikanın Kurbanı Olmasın!
Bülent Kuşoğlu
YAZARLAR
7 Mart 2013 Perşembe

Müzik de Politikanın Kurbanı Olmasın!

Bazı şeyleri yıllardır siyaset yapan birisi olarak hakikaten anlamıyorum, anlayamıyorum. Siyaset her şeyi istismar etmek midir? Siyasetçinin kendi ülkesini, değerlerini, halkını istismar etmesi midir? Bakın bu Salı Grup konuşmasında bir genel başkanın Müslüm Gürses’in ölümünü bahane ederek müzikle ilgili söylediği sözlere;

Bakınız, burada şu anekdotu özellikle sizlerle paylaşmak istiyorum: Merhum Aşık Veysel yakınlarına bir dönem; altını bunların özellikle çiziyorum, bunları bizler de şöyle hafıza kayıtlarına alalım, bir dönem sazıyla Sivas’a inemediğini, şehir merkezine giremediğini söylüyor. Polis ya da jandarmanın elinden sazını hemen aldığını, kırdığını ya da ateşe atarak yaktığını ifade ediyor. Neden? Çünkü dönemin tek parti dahiliye vekaleti tarafından saz gerici bir müzik aleti olarak görülüyor. Valilikler eliyle, kolluk kuvvetleri eliyle görüldüğü yerde toplanması, yakılması, imha edilmesi isteniyor. Bu ülkede kimin ne olduğunu anlıyor musunuz? Bu CHP zihniyeti böyle bir zihniyettir. Halk müziğinin radyolardan dahi yayınlanmasını yasaklanıyor, dinlenmesi, icrası yasaklanıyor.”

Halk sanatçı Aşık Veysel’in başına bunlar gelirken, Türkiye’nin en büyük değerlerinden, tarihteki en büyük sanatçılarından biri olan Itri de hafızalardan silinmek isteniyor.”

Seçkinler tarafından, kaymak tabaka tarafından, sözde aydınlar tarafından bu müzik ve bu sanatçılar horlandılar, aşağılandılar. Bugün bile 21. yüzyılda o demode anlayışı sürdüren, halkı olduğu kadar halkın tercihlerini, halkın müziğini, halkın sevdiği müzisyenleri aşağılamaya, horlamaya devam edenler var. Bugün bile toplumu bir mühendis gibi şekillendirme, toplumun tercihlerini aşağılama, topluma dayatmalar yapma özlemi, arzusu, sevdası içinde olanlar var. Dinlersiniz dinlemezseniz, beğenirsiniz beğenmezsiniz, ama halkın tercihine, halkın duygularını ifade etme biçimine saygı duymak, tahammül etmek zorundasınız.

Bir genel başkan kendi ülkesi için bunları ve benzeri sözleri nasıl, neden söyler? Cumhuriyet başlangıçta bazı konularda araştırma içersinde olmuşsa da sonuçta halkın talepleri, geçmişi ve değerleri doğrultusunda gelişme göstermiştir. Devletin bu zamana kadar asla arabesk veya şu tür müziği geliştirmeyeyim diye bir politikası olmamıştır. Devlete ait 3 radyodan TRT Radyoları belli bir dönem müzik konusunda belki aşırı temkinli bir politika izlerken, Meteoroloji ve Polis radyoları ise kısıtlama yapmadan her tür müziği yayınlamıştır. Yani, şuna-buna karşı bir devlet politikası yoktur, sadece dil ve müzik konusunda yol gösterici bir TRT politikası vardır. TRT’nin de dil, müzik ve genel olarak kültür konusunda ki başarısını kimse inkar edemez. Özellikle halk müziği konusunda derleme ve icra başarısı, Türk sanat müziği konusunda yine icralar ve besteciler konusundaki başarısı gerçekten takdire şayandır. Hatta tasavvuf musikisi dahi TRT tarafından halka sevdirilmiştir. Gayet iyi hatırlarım, 28 Şubat tüm hızıyla devam ederken Ankara Radyosu Ahmet Hatipoğlu yönetiminde tasavvuf musikisi alanında zirve örnekler vermişti.

Sonuçta, Devlet, Cumhuriyet döneminde başarılı bir kültür politikası oluşturmuştur.

Ülkeyi şu-bu diyerek ayrıştırmanın bir anlamı yok. Geçmişteki hataları gündeme getirip bundan siyasi getiri beklemek, toplumun özgüvenini yok etmek kadar aynı zamanda toplumu ayrıştırmaktır.

Bugün TRT yetiştirilmek üzere sanatçı alma politikasından vazgeçmiş durumda. Spikerleri artık örnek değil, kültür politikası ise yetersizlikler içeriyor. Yoz bir müzik türü hızla yaygınlaşıyor. Devlet sanat ve kültür konusunda ise maalesef yetersiz kalıyor. Asıl eleştirilmesi gerekenler bunlar iken değerli genel başkan neden geçmişe gidiyor ki!

Hepimiz “bir fidanın güller açan dalıyız” diyeceğimize, “sen önce açtın, ben önce açtım” demek ne oluyor?

Devlet adamı olmak zor iştir. Ne derler, Siyasetçi bugünü devlet adamı yarını düşünen ve görendir. 

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar
 Misafir
 9 Mart 2013 Cumartesi 14:12
Dün radyoda mevlitten rahatsız olanlar ne kadar değişti acaba???? Hırka-i şerif sokağı isminden rahatsız olan silivri sakinleri... değişen bir şey yok.Fabrika ayarları aynı.Öyle yetiştirdiler aslında onlara da yazık hedef olarak kendi milletini gören bir grup boş hedeflere odaklı insan...
 Misafir
 9 Mart 2013 Cumartesi 12:57
Taha AKYOL:"Dil Tarih Coğrafya Fakültesi ki en sembolik olanı Dil Tarih Coğrafya Fakültesidir..1932-1933'de açıldı. Ne için, yeni kurulan Cumhuriyetin, resmi ideolojisini dil ve tarih çalışmalarıyla takviye etmek için. Kültür devriminin simgesi bu. Ankara da Tıp Fakültesi kaç yılında açıldı? Otuz bin doktora ihtiyaç var İnönü'nün ilk iktidar döneminde topladığı bir maarif şurası var. Özgürce düşüncelerin konuşulduğu, orada Türkiye'deki sakat sayısının, kör topal, yahut savaştan dolayı sakat sayısının bir milyona yakın olduğu belirtiliyor böyle hastalıklı bir toplumda Tıp Fakültesi 1945'de akla geliyor.
 Misafir
 9 Mart 2013 Cumartesi 10:45
Kırallık isteyen var mı demişsin Totem bak 2002'de adam "İstanbul'un üzerine çökerim komutanım" diyor kendi halkının tepesine çökmeye hevesli ne vatandaşlar var.2052'de de bunlardan olacaktır.Krallık ne ki buna süperfaşizm denir.
 Misafir
 9 Mart 2013 Cumartesi 10:42
Totem, o dönemde Avrupa'da Türk veya Arap müziği hayranlığı mı vardı.Kendi müziklerine kota uygulayıp illa ki fidayda dinleyeceğiz mi diyorlardı:)
 TOTEM
 8 Mart 2013 Cuma 22:36
Bu köşeye fazla yorum yazma gereği duymadım zira yorum yapan arkadaşlar birçok şeyi çok güzel özetleyip gereğini yapıyorlar.Ancak dönemin şartları herzaman göz önünde bulundurulmalı yanlış yanlıştır demek tam olarak doğru değildir.Mesela şimdi Krallığı savunacak biri çıkarmı aranızdan?ancak geçmiş dönemde başka alternatif mi vardı şimdi siz hangi devleti tarihte krallıkla yönetildi idye eleştirebilirsiniz? Ve bahsi geçen dönemlerde avrupadyı diktatörlerin yönettiğini de unutmamak gerekir.
 Misafir
 8 Mart 2013 Cuma 20:17
Orhan Hançerlioğlu bir köy okulunda saçsız bir köy çocuğunun piyano tuşlarına rast gele dokunduğunu görünce duygulanmış ve kalkınmadan gelişmeden ümitliyim demiş.Dünyada bizim gibi modernleşmeyi ve gelişmeyi böyle değerlere bağlayan başka bir millet var mıdır??? Saz Out piyano in.Bence müziğin dili ve entstrümanı yoktur.Ses sihir gibi insana tesir eder.İster Hintçe ister İngilizce ister Arapça veya Türkçe...Boş şeylerin neresini savunacaksın üzüm bağcı meslelesi de değil bu eğri oturup doğru...
 Misafir
 8 Mart 2013 Cuma 20:01
1970'li yıllara kadar sadece törenlerde İstiklal Marşını yönetecekleri için öğretmenlere öğretilen marşımız dışında Türk müziğine dair üniversitelerimizde bir şey öğretilmemiştir.Her yapılana bir hikmet bulmaya gerek yok.Atatürk de Rumelinden gelen ekibin nağmelerine dayanamammıştır.Müziğin dili yoktur.Düne ait yanlışları dönemin şartları diye düzeltmeye de gerek yok.Yanlış yanlıştır.Sinan Çetin'in klibi harikaydı.
 Misafir
 8 Mart 2013 Cuma 13:40
Yazinizda cok ta güzel ifade ttiginiz bagnazligin temelinde ülkemizin geri kalmisligini sözde, % yüz tespit ettiklerini zannedenlerin(tespitcilerin) VEBALI COK BÜYÜKTÜR.Bunlarin bir ara uzay dan ya da birileri tarafin dan bilincli olarak secildigini düsünenlerdenim.Bunlar bazen Atatürk milliyetcisi bazen de beyaz hatta ben beyaz T
 TOTEM
 8 Mart 2013 Cuma 00:06
Tarihi devrininkojonkturune gore degerlendirmek gerektigini her zaman savunan biriyim. Gecmiste var olan bitaakim yanlislari one surerek o donemi ve o donemlerdeki bazi insanlari karalamaya calismak bence de ahlaki degildir ancak savunup dogru gibi gostermeye calismakta yanlistir.
 Dkapkiner
 7 Mart 2013 Perşembe 23:27
Konunun aslı budur.Bu saz çalmayı gündeme getirerek siz yorumculardan vaz geçtim,RTE ye ne kazandırıyor Allah aşkına.Konu siyaset olunca siyasi yorum yazıyorsunuz.Tekrar soruyorum ne dir amacInız?Bu konu ile ilgili bir KLİP yapmıştı Sinan Çetin;Ertuğrul Özkök ona "Haklısın da,amacın nedir,ne gereği var?"demişti.BEN O ZAMAN ŞU SONUCA VARIYORUM Kİ ATATÜRK Ü ELEŞTİRMEK AMAÇ,YANİ BAĞCIYI DÖVMEK.Bu kafatasını ölçtü demek,sazları kırdı demek, bahsettiğiniz çözüm sürecine müspet ne gibi etki yapıyor?
Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Turktime uygulamasını indirin, günün gelişmeleri cebinize gelsin.
Google Play
App Store
Facebook Twitter Instagram Youtube
GÜNCEL SİYASET DÜNYA MEDYA MAGAZİN SPOR YAZARLAR RÖPORTAJLAR PORTRELER ANKARA KULİSİ FOTO GALERİ VİDEO GALERİ KÜLTÜR SAĞLIK EKONOMİ TEKNOLOJİ ANALİZ TEKZİP
Masaüstü Görünümü
İletişim
Künye
Copyright © 2026 Turktime