Turktime
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Din Var İman Yok, Siyaset Var İzan Yok, Sandık Var Demokrasi Yok!
Bülent Kuşoğlu
YAZARLAR
2 Haziran 2014 Pazartesi

Din Var İman Yok, Siyaset Var İzan Yok, Sandık Var Demokrasi Yok!

Lütfen aşağıda alıntı yaptığım yazı parçalarını baştan aşağı sabırla okuyun, ondan sonra birlikte tartışalım.
“…bana göre laiklik ile İslam'ın uzlaşması mümkün olmadığı için onu tartışma dışı bırakıyorum.” diye başlayan yazar, aslında demokrasiyi reddettikten sonra şöyle devam ediyor;
İçinde bulunduğumuz şartlar, adım adım İslâm'a giderken bir aracın kullanılmasını zaruri kılarsa, o aracı kullanırız. Bu kavram olur, kurum olur, parti olur... Yalnız burada, mutlaka göz önünde bulundurmamız gereken husus şudur: Bu aracı kullandığımızda, daha mükemmele ulaştırıyor mu, yoksa onun yerine geçip yolunu ebediyyen kapatıyor mu? Şayet kullanılan araç, ikinci adıma yol açıyorsa, bence o aracın kime ait olduğu önemli değildir. Yani Grek, Roma, Amerika, Kara Avrupası, Aydınlanma öncesi ve sonrası, kilise, havra gibi herhangi bir yere ait olabilir. O araç kullanıldığı zaman, amaca ulaşma açısından karşılaşılan netice önemlidir.
Eğer o araç, bizi amacımıza doğru götürüyorsa, kapıların arka arkaya açılmasını sağlıyorsa, mecburiyete binaen onu kullanabiliriz. Zaruret o aracı meşru kılar.
Yani demokrasi bir araç ve kullanılmalı diyor ve yazar devam ediyor;
“Kimi insanlar İslâm'a söz gelmesin diye İslâm ile demokrasiyi aynılaştırmaya çabalamakta, bunların birbirleriyle bağdaştığını iddia etmektedirler. Bu yüzden de demokrasiyi; bir mekanizma, bir teknik, bir siyasi otoritenin ve iktidarın elde edilişini ve kullanılışını sağlayan bir araç olarak ele alırlar. Bunların karşılığı olarak da hilafeti, imameti, bey'atı ve şurayı öne çıkarıp kullanarak bunların demokrasi ile bağdaştığını savunurlar. Halbuki demokrasinin bir üzerine oturduğu zihniyet, bir de bunu yürüten mekanizma, yani pratiği vardır. Demokrasinin oturduğu zihniyette, felsefi temelde beşerin Yaratan'a denkliği, üstünlüğü veya bağımsızlığı vardır. Burada insan Allah'tan bağımsızdır. Demokrasinin esası budur ve bunun İslâm ile katiyetle bağdaşmayacağı kanaatindeyim. Eğer bu noktada anlaşıyorsak, bütünüyle (felsefesi ve tekniği ile) demokrasi Müslümanların siyasi sistemi olamaz. Ancak demokratik mekanizma, İslâm ve siyaset teorisinin ilkeleri doğrultusunda -daha iyisini buluncaya kadar- kullanılabilir. 
Sırf mekanizma ve işleyişi bakımından değerlendirmek gerekirse, İslâm ile demokrasi arasında bazı benzeşmeler ve hatta bizler için elverişli pratikler bulunabilmektedir. Asıl problem, demokrasinin kökeninde beşeriyetin bulunması değil, Allah'ı işe karıştırmaması, hâkimiyetin doğrudan ve kaynak olarak halka ait olduğunu ilke olarak kabul etmesidir. Ayrıca demokrasiyi savunanlar, laiklik ve çoğulculuğun içinde barınamadığı bir demokrasinin de olmayacağını söylüyorlar. Demokrasilerde dinli dinsiz, eşcinsel olan ve olmayan, dini ahlak ve hükümlere riayet eden ve etmeyen her kişi; eşit değer, durum ve haklara sahip olarak bir arada yaşarlar. 'Eşit değer, durum ve haklar' da, Batı tipi demokrasinin İslâm ile bağdaşmaz oluşunun bir başka delilidir”
Yazar burada gördüğünüz gibi net olarak demokrasi ve İslamın çeliştiğini anlatıyor. Kim bu yazar? Başbakan Erdoğan ekolünün en önemli hocası, yazarı, fetvacısı Hayrettin Karaman. Hoca, Yeni Şafak’ta 15-29 Mayıs tarihleri arasında yayınladığı 7 yazı ile demokrasi, laiklik, çoğulculuk ve İslam ilişkisini değerlendirmiş.
Elhamdülillah, bir Müslüman olarak bizim de aklımız, okumuş-yazmışlığımız ve inancımızla ilgili birikimimiz var ve bu düşüncelere İslami bakış açımızla da katılmıyorum. Normal şartlarda bu düşünceleri burada tartışmam, ancak Prof. Karaman’ın düşünceleri aynı zamanda AKP İktidarının çekirdeğini oluşturan kadronun ve zirvesindekilerin düşünceleri olduğu için buraya aldım. İlk çemberdeki ve AKP’nin çekirdek kadrosundan kimse bu sözlere itiraz edemez.
Son yıllardaki gelişmeleri yukardaki satırlar doğrultusunda değerlendirirseniz hayli ilginç oluyor… Kimse bize AKP zihniyetinin yani Recep Tayyip Erdoğan anlayışının demokrasi, hele “İleri Demokrasi” olduğunu hiç anlatmasın… Her şekilde darbelere karşıyım ama bu zihniyette bir kimse darbelerden de şikayet etmesin; zira demokrasi konusunda samimi olmayan birinin demokrasi kesintiye uğradı diye şikayete hakkı yoktur. Hele bu kesimden hiç kimse “Demokrasi umurumda değil ama İslam için mücadele ediyoruz” asla demesin. Bu anlayışın İslama da çok zarar verdiği apaçık değil mi?
Bilim, çağdaşlık, demokrasi, laiklik gibi kavramlar karşısında İslamın İslamcılar tarafından düşürüldüğü durumu unutup hala siyasal İslam peşinde koşan bu iktidar ve taraftarları Türkiye’yi yeni bir maceraya sürüklüyorlar… Hiç olmazsa aklı başında, Allah korkusu ve mantığı olan, demokrasi ve laiklği anlamış Ak Partililer durumu görseler…
Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar
 hulya
 2 Haziran 2014 Pazartesi 12:34
Sn.Kuşoğlu bir önceki yazınızda fikrinizi almak istediğim konuya hiç değinmeyerek okuyucunuza olan samimimiyetinizi usta bir politikacı kıvraklığı ile ES geçmişsiniz.
 Misafir
 2 Haziran 2014 Pazartesi 11:08
Bilim ve akıl:-) Yoruma zırva diyerek yazara ve fikre saygısını gösteren bir ülküden!!! bu ülke ne hayır görecek...Halkı vesayetiyle sürülecek koyun sürüsü gören anlayış....Bilim sizin için film.Bir ara ERKE projesi vardı:-) Baydı bu konular...
 Misafir
 2 Haziran 2014 Pazartesi 10:46
CHP rüşvete 17 Aralık'a rağmen kazanamadıysa sol olmadığının darbeci yapının vesayetinden sıyrılamadığının göstergesidir bu.Bu devirde hayat tarzı dayatan parti olabilir mi? CHP değişmeli toplumun huzuru için. Değişemeyen Marksist jakoben yaşlılara da he he deyip geçmeli.
 Misafir
 2 Haziran 2014 Pazartesi 10:36
Yasal Eşitlik ,Özgürlük ve HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜ ,demokrasinin en vazgeçilmez unsurlarıdır.Bu bağlamda değerlendirdiğimde Yazarın bahsettiği AMAÇ için hangi Demokrasi aracı kullanılcak ,Amaçtan sapıldı ise ,aracın ne anlamı kalır,Mesele Eşitlik ,Özgürlük ve Hukukun üstünlüğü açısından örnekleme ile ele alınırsa İSLAM dini bu kavramları zaten fazlasıyla altını çizerek öemsiyor.emeğiyle çalışan kendini her hususta eşit ,özgür hissetmiyorsa ,ümidi kalmamışsa ,Hangi Demokrasi ,Hangi İslam Kurtarır.
 Misafir
 2 Haziran 2014 Pazartesi 09:59
BÜLENT BEY : Ne Siyasal İSLAMIN arkasına gizlenmiş mücahit görünümlü mütahitler ne de SOL adı altında ERGENESOL olan vesayetçi yapı...CHP 30 martta kazanamadı ama toplumun değerlerine zırva DİYENLER DE DEĞİŞMEDİ...BUNLARLA BU ŞARTLI KAFALARLA BİR ARPA BOYU YOL ALINMAZ...BUNLAR MÜZELİK YAŞLI BAŞLI ADAMLAR...Ö.SAV GİBİ Fİ TARİHİNDEN...DÜN BİRİ DİYORDU YA M.KEMAL AŞILMAZ BUNLAR BÖYLE ASAR-I ANTİKA....
 Misafir
 2 Haziran 2014 Pazartesi 09:54
Zırva nedir? Ulusalcı aslında komün özlemini CHP ile bulmaya çalışan bazı Tatlısu solcularının sabit fikirleridir.Materyalizm çöktü KOMÜNİZMİN BİR ÜTOPYA OLDUĞU görüldü...İNSANLAR inançlarıyla devletinde kamuda Kendilerini ifade edebilirken hala TEK TİP İNSAN MODELİ PEŞİNDE KOŞAN ADI SOL ÖZÜ ERGENESOL BİR DÜŞÜNCE..BUNUN İÇİNDE YORUMA ZIRVA DİYE BAŞLARLAR ...BALYOZLA TOPLUMU YÖNETECEKLERDİ YA...30 MARTTA BU KAFA ÜSKÜDARDA PARTİSİNE OY VERMEDİ...BİR HALT OLMAZ BU BAYAT EFKÂRDAN.
 Misafir
 2 Haziran 2014 Pazartesi 09:49
09.07 İşte bir klasik sol!! bakış evrensel sol mu hayır...Sosyolojiden uzak bilim ve akıl kavramlarının arkasına gizlenmiş kavram çarpıtan realiteden uzak tepeden inmeci dayatmacı sol.Adı sol kendisi her daim darbelerin yanında halkın kılık kıyafetiyle uğraşan medeniyeti şekilde arayan 1000 yıllık mazisini yok sayan ve bilimden bahseden...Evet üniversitelerde örtülü kızların fotoğrafını çeken adam da bilim adamı!!!! Bu devirler yaşlandı bayat beyim...Bitti bu devir nostalji bile değil artık...
 Misafir
 2 Haziran 2014 Pazartesi 09:28
İmanda derinleşmemiş hoşgörüden uzak tüm insanları sevemeyen insanlar siyasal İslamcı bakış işte yeri gelir rüşvete bağış der.İçinde kakaracıları barındırır...Siyasal İslam iman toplumunu sevgi toplumunu oluşturamaz....Yüzeysel düşmanlıkla ayakta duran slogancı tipler üretir...Özü boş Sözü nahoş adamlar üretir...Misal Soma'daki olaylar...
 Misafir
 2 Haziran 2014 Pazartesi 09:18
Diger yandan gelismekte olan ulkelerde Neo-Emperyalizm kuraminin geregi olarak Ulusalci olunmadan solcu olunamaz.AKP merkezdeki milliyetci muhafazakar kesiminden oy almak icin mutlaka Ulusalci bir cephe olusturmaktan gecer.AKP ye oykunen YCHP nin,AKP nin TR yi nereye dogru surukledigini TR yi hangi tehlikelerin bekledigini yani AKP nin ne oldugunu nasil tanimlanmasi gerektigini anlatmasi olanakli olabilirmi?Muhafazakar Milliyetciler AKP nin TR yi buyutmeye calistigini YCHP nin buna engel oldugu
 Misafir
 2 Haziran 2014 Pazartesi 09:07
Bu zırva uzerinde tartismak bilmi akli reddetmek demektir Sn Kusoglu,AKP nin secmen profilinin en buyuk sutununu muhafazakar ve milliyetci kesim olusturur.CHP nin iktidar olmasi icin bu kesimin buyuk bir kismini ikna etmesi gerekmektedir.CHP nin su anda uyguladigi politikalar AKP ye oykunmekten oteye gecmiyor.Bu Neo-Liberal durus CHP sine hic bir sey kazandirmaz.Yapilmasi gereken KK ve devsirmelerinin bir an once tasfiyesi ile CHP yi gercek rayina oturmak olmalidir.
Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Turktime uygulamasını indirin, günün gelişmeleri cebinize gelsin.
Google Play
App Store
Facebook Twitter Instagram Youtube
GÜNCEL SİYASET DÜNYA MEDYA MAGAZİN SPOR YAZARLAR RÖPORTAJLAR PORTRELER ANKARA KULİSİ FOTO GALERİ VİDEO GALERİ KÜLTÜR SAĞLIK EKONOMİ TEKNOLOJİ ANALİZ TEKZİP
Masaüstü Görünümü
İletişim
Künye
Copyright © 2026 Turktime