Turktime
Tekin Öget

SİYASETİN ÖFKE LABORATUVARLARI VE KUTUPLAŞMA ENDÜSTRİSİ

11 Ekim 2026 Pazar
Facebook'ta Paylaş
X'te Paylaş
Linkedin'de Paylaş
Whatsapp'ta Paylaş
E-posta ile Paylaş

Modern siyaset, toplumları bir arada tutan ortak değerleri inşa etme iddiasını uzun süre önce terk etti. Bugün karşı karşıya olduğumuz şey, kitlelerin ortak akılda buluşması değil; organize bir kutuplaşma endüstrisi eliyle birbirinden nefret eden gettolara bölünmesidir. Siyasetin yeni yakıtı artık rasyonel vaatler değil, laboratuvar ortamında üretilen yapay öfkelerdir.

İbn Haldun, toplumları ayakta tutan en temel bağın "asabiyet" yani toplumsal dayanışma ve aidiyet duygusu olduğunu söyler. Eğer bir toplumda iç dayanışma yok olur, bireyler ortak bir ülkü etrafında kenetlenmek yerine birbirini "iç düşman" olarak görmeye başlarsa, o yapının dışsal tehditlere karşı ayakta kalması imkansızdır. Kutuplaşma endüstrisi, tam olarak bu asabiyet bağını hedef almaktadır. Siyasi elitler, kitleleri yönetebilmek için onları sürekli bir kaygı ve tehdit algısı içinde tutmak zorundadır. Çünkü korkan insan sorgulamaz; sadece ait olduğu mahallenin dogmalarına biat eder.

Bu durum, soyut bir sosyolojik iddiadan ibaret değildir. Oxford Üniversitesi Reuters Enstitüsü Dijital Haber Raporu verileri, geleneksel kurumsal gazeteciliğe güvenin küresel ölçekte %40 seviyelerine gerilediğini göstermektedir. Seçmen kitleleri, derin algoritmalara sahip sosyal medya mecralarında doğrulanamayan, dezenformasyon içeren ve partizan bir "alternatif medya" ekosistemine hapsedilmektedir. Sosyal medya algoritmaları, insan psikolojisinin en zayıf halkası olan "öfke" ve "reaksiyon" mekanizmalarını paraya ve oya tahvil etmek üzere programlanmıştır. Sizi sadece sizin gibi düşünenlerin olduğu yankı odalarına hapsederken, karşı mahallede olanları canavarlaştırır. Bu yönüyle endüstri, toplumsal nefreti devasa bir finansal ve siyasi sermayeye dönüştürmektedir.

Nitekim bu küresel endüstrinin Türkiye laboratuvarındaki yansıması da farksızdır. Toplumsal hafızamız ve köklü dayanışma kültürümüz, her gün sosyal medyada yapay zekâyla beslenen troller, dezenformasyon dalgaları ve planlı linç kampanyalarıyla test edilmektedir. Bu kuşatmayı kırmanın yegane panzehiri ise dijital körlükten sıyrılmak, mahalle duvarlarını yıkacak sağduyulu bir sivil diyalog zeminini yeniden inşa etmektir.

Entelektüel bir sorumlulukla haykırmak gerekir ki kimlik siyasetinin bu çıkmaz sokağı, insanlığın ortak aklının tasfiyesidir. Siyaset, öfke laboratuvarlarında kitle imal etme kurnazlığından sıyrılıp yeniden toplumsal barışın ve adaletin teminatı olmak zorundadır. Aksi takdirde, üzerinde siyaset yapılacak ne bir vatan ne de bir toplum kalacaktır. Bilinmelidir ki mahalle duvarları yükseldikçe, altında kalan yine hepimizin geleceği olacaktır.

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar

   Bu yazı henüz yorumlanmamış...

Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Turktime uygulamasını indirin, günün gelişmeleri cebinize gelsin.
Google Play
App Store
Facebook Twitter Instagram Youtube
GÜNCEL SİYASET DÜNYA MEDYA MAGAZİN SPOR YAZARLAR RÖPORTAJLAR PORTRELER ANKARA KULİSİ FOTO GALERİ VİDEO GALERİ KÜLTÜR SAĞLIK EKONOMİ TEKNOLOJİ ANALİZ TEKZİP
Masaüstü Görünümü
İletişim
Künye
Copyright © 2026 Turktime