Son dönemde Türkiye; sokaklarından finans koridorlarına, dijital dünyadan sınır hatlarına uzanan çok boyutlu ve amansız bir arınma sürecinden geçiyor. Kamuoyunun yakından takip ettiği yüksek kazançlı gizli fon vurgunları, borsa manipülasyonları, yasadışı bahis ağları, uyuşturucu baronları ve sokakları esir almaya yeltenen silahlı organize suç örgütleri... Karşımızdaki tablo nettir: Bu, devletin kendi içine ve toplumsal huzuruna kasteden habis urları söküp attığı, tabiri caizse topyekûn bir iç bağırsak temizliğidir!
Yıllarca sinsi ağlarla örülen, "Bize kimse dokunamaz." kibriyle hareket eden illegal yapılar ve onların fildişi kuleleri, bugün devletin çelikten yumruğuyla paramparça ediliyor. Hatırlayalım; açgözlülükle gayriresmi fonlara milyon dolarlar akıtanların, borsada manipülasyonla küçük yatırımcının cebine göz dikenlerin oyunu tek tek bozuluyor. Sadece bunlar mı? Sosyal medyada haksız servetlerini milletin gözüne sokanlar, paravan şirketler ve güzellik merkezleri üzerinden milyarlık kara paraları aklayan dijital kumar çeteleri de bugün adaletin pençesinde. Gençliğimizi zehirleyen uyuşturucu tacirlerine yönelik "Kafes", "Mahzen", "Kuyu" operasyonlarının ardı arkası kesilmiyor. Toplum vicdanını yaralayan o sinsi "cezasızlık algısı" ise sahada yürütülen bu amansız iradeyle kökünden yıkılıyor. İsimlerinin önünde ne yazdığının, arkalarında hangi nüfuz odağının veya koruma kalkanının olduğunun artık hiçbir hükmü yok. Devlet, suçun sadece lojistiğini değil, milyarlık ekonomik şah damarını da kesiyor.
Sadece sınırlarımızın içinde değil, sınırlarımızın ötesinde de kurulan kirli ittifaklar, organize suç ağları ve terörün lojistik damarları tek tek kurutuluyor. İşte tam bu noktada, Milli İstihbarat Teşkilatımızın (MİT) sessiz, derinden ve nokta atışı operasyonları devreye giriyor. MİT; küresel finans ağlarına sızan illegal yapıların şifrelerini çözerken uluslararası uyuşturucu rotalarını deşifre ediyor ve terör örgütlerinin finansörlerini nerede olurlarsa olsunlar paketleyip adalete teslim ediyor. İstihbaratın sarsılmaz aklı ve operasyonel gücü, hiçbir gayrimeşru odağın devletin egemenlik hakkına meydan okuyamayacağını dünyaya ilan ediyor; suç şebekelerinin kaçacak hiçbir delik bulamamasını sağlıyor.
Bu muazzam temizliğin arkasında ise sarsılmaz bir irade ve tam bir devlet koordinasyonu var. Cumhurbaşkanımızın kesin ve tavizsiz emirleri doğrultusunda; İçişleri Bakanlığımız sahayı illegaliteye dar ederken Milli İstihbarat Teşkilatımız suçun küresel ve yerel ağlarını çökertiyor, Adalet Bakanlığımız ise yargı mekanizmasını gecikmeksizin işleterek bu kararlılığı hukuki mühürle perçinliyor. Devletin tüm kurumlarının tam bir uyum ve adanmışlıkla sergilediği bu duruş, masaya vurduğu balyozun ta kendisidir.
Milletimiz müsterih olsun. Sokak ortasında silah kabartarak racon kesenlerin, dijital dünyada haksız servet devirenlerin, bürokratik nüfuz ticaretiyle gemisini yürütenlerin ve terör örgütleriyle dirsek teması kuranların devri kapanmıştır. Bin yıllık Selçuklu devlet aklının kurucu mimarı Nizamülmülk’ün o asırları aşan meşhur uyarısıyla mühürleyelim: "Mülk küfür ile payidar kalır ama zulüm ve adaletsizlik ile payidar kalmaz." İşte bu yüzden bu topraklarda gayrimeşrunun raconu değil, yalnızca ve yalnızca devletin kanunu hüküm sürer! Kadim devlet geleneğimizin o sarsılmaz düsturu bugün bir kez daha en gür sesle pratik sahada yankılanmaktadır:
YA DEVLET BAŞA, YA KUZGUN LEŞE!