Ekonomi Politik Eksen ve Toplumsal Yansımalar
Siyasal ve toplumsal hayatın en büyük trajedisi, kutsal iddiaların eylemlerin ağırlığı altında ezildiği anlarda saklıdır. Türkiye’nin ekonomi politik hattında yıllardır dile getirilen faiz karşıtı deklarasyonlar, bugün ne yazık ki ekonomi yönetiminin basiretsiz tercihleri sonucunda, ülkeyi cumhuriyet tarihinin en büyük faiz sarmallarından birine mahkûm etmiştir. Söylem düzeyinde faize savaş açıldığı ilan edilirken, karar mekanizmalarındaki bazı parti yöneticilerinin ve yakın çevrelerinin adının karıştığı son fon skandalı, bu sistemik zıtlığın toplumsal vicdanı kanatan en açık vesikasıdır.
Makro düzeyde faize karşı net ve prensip eksenli duruşlar ifade edilmesine rağmen; ekonomi yönetiminin ve bankacılık bürokrasisinin perde arkasında kamusal olanakları devasa birer faiz ve rant makinesine dönüştürmesi, telafisi güç bir samimiyet krizi doğurmuştur. Meydanlarda harama karşı verilen nutuklar, ne yazık ki içeriden sızdırılan finansal bilgi ağlarıyla (insider trading) haram borsa fonlarında katlanan servetlerin maskesi hâline getirilmiştir. Bu tablo, ekonomi yönetiminin millete sunduğu söylem ile sahada inşa ettiği eylem arasındaki derin yarılmanın net resmidir.
Rasyonel Zemin İllüzyonu ve Kronikleşen Sermaye Sarmalı
Ekonomi yönetiminin liyakat ilkesini bypass eden ve günü kurtarmaya çalışan hamleleri, Türkiye’yi adım adım yapısal bir faiz kıskacına sürüklemiştir. Süreci resmi verilerle masaya yatırmak, idarecilerin ve milletin bu gerçeklikle yüzleşmesi adına kaçınılmazdır. 2021 yılının eylül ayında %19 seviyesinde olan Merkez Bankası politika faizi, teorik denemelerle 2023 yılının şubat ayında %8,5’e kadar indirilmiştir. Ancak bu indirim üretimi teşvik etmek yerine enflasyonu çığırından çıkarmış; parası olanların kayıt dışı fonlara kaçmasına neden olmuştur.
Bu çöküşün ardından direksiyonu devralan yeni ekonomi yöneticileri ise rasyonel zemine dönüş iddiasıyla politika faizini %50 seviyesine kadar fırlatmıştır. Gelinen noktada faiz oranlarının %37 bandında katılaşarak tıkanması, ekonomi ekibinin iddia ettiği başarı hikayesinin koca bir illüzyondan ibaret olduğunu kanıtlamaktadır. Bu illüzyon ülke ekonomisinin temelini üretim yerine sıcak para, borsa manipülasyonları ve yüksek faiz düzeni üzerine inşa edilmiş gibi göstermekte. Bu görüntü çok yanlıştır. Bir an önce bu faiz illeti durdurulmalı, ülkenin sanayi çarkları çalışmalı, üretim artırılmalı ve ülke bu faiz sarmalından kurtarılmalıdır.
Belgelerle Talanın Anatomisi ve Ahlak Enflasyonu
Mali krizlerin temelinde yatan asıl etken, kamuoyunun tartıştığı ahlak enflasyonunun ta kendisidir. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosu tarafından hazırlanan resmi müzekkereler, Borsa İstanbul Pay Piyasası'nda işlem gören belirli hisselerde 100 kata varan anormal ve yapay fiyat artışları yaşandığını ortaya koymuştur. Soruşturma kapsamında, aralarında eski bakan yakınlarının ve nüfuz sahibi figürlerin de yer aldığı şüpheliler hakkında alınan banka hesaplarının dondurulması, şirket ortaklık paylarının engellenmesi ve taşınmaz varlıklara el konulması kararları, bu hortum düzeninin boyutlarını açıkça belgelemektedir.
Sermaye Piyasası Kanunu'nun 107. maddesinde açıkça "piyasa dolandırıcılığı" olarak tanımlanan bu suç mekanizması, bürokratik nüfuz sahiplerinin yakın çevreleri eliyle devasa bir sömürü aracına dönüştürülmüştür. Nitekim Sermaye Piyasası Kurulu Karar Organı'nın aldığı kararla 131 fonun TEFAS işlemlerine kapatılması, haksız kazancın münferit değil, kurumsal yapılar eliyle organize edildiğinin en açık hukuki vesikasıdır. Bu hatalı ekonomi yönetimi modelinin doğurduğu ahlaki başıbozukluk sonucunda; bir yanda enflasyon karşısında eriyen maaşıyla geçinmeye çalışan namuslu vatandaş, diğer yanda fon piyasalarında milyarlarını katlayan imtiyazlı bürokratik azınlık kalmıştır. İdareciler de millet de aynaya bakıp şu gerçekle yüzleşmelidir: Faiz ve manipülasyon sadece bir ekonomi politikası değildir; faiz, emeğin ve adaletin sömürülmesidir.
Sömürüsüz Ekonomi Reçetesi
Yolsuzluk ve manipülasyon iddialarının odağındaki tüm şüphelilerin unvanına bakılmaksızın mal varlıklarına el konulmalı, haksız kazançlar kamu bütçesine iade edilmelidir. Sermaye Piyasası Kurulu ve Mali Suçları Araştırma Kurulu gibi denetleyici organlar, ekonomi yönetiminin müdahalelerinden tamamen arındırılarak şeffaf kılınmalıdır. Kaynaklar yüksek faizle sömürülen esnafı ve üreticiyi koruyacak şekilde tarıma, sanayiye ve gerçek üretime yönlendirilmelidir.
İlahi Hükmün Esasları ve Nihai Hedef
Bir toplumun ve devletin gerçek kurtuluşu, ikiyüzlü finansal illüzyonların reddedilmesi ve adil bir ekonomik nizamın tesisiyle mümkündür. İslam ekonomi ahlakının kurucu özü, emeksiz kazancı, sömürüyü ve paranın insan üzerindeki zalim tahakkümünü kesin bir dille reddetmektir. Veda Hutbesi’nde insanlığa seslenen Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v.)'in "Faizin her türlüsü ayaklarımın altındadır, kaldırılmıştır" şeklindeki o sarsıcı ve tavizsiz hükmü, sadece tarihsel bir beyan değil; çağları aşan, sömürüsüz ve adil bir dünya nizamının en güçlü manifestosudur.
Gerçek bir ekonomik kurtuluş, faize karşı sadece söylemde değil, eylemde de topyekûn ve tavizsiz bir savaş açılmasıyla mümkündür. Faiz illetinin ekonomi politikalarından mutlak surette temizlenmesi, alın terinin ve adaletin ekonominin başköşesine oturtulması tek çıkış yoludur. Mülkün ve toplumsal ahlakın sarsılmaz dayanağı, bu kutlu ilkeye sadık kalarak faiz bataklığını kökünden kurutacaktır. Bu gölge düzeni yıkmak için Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ortaya koyduğu sarsılmaz irade, Adalet Bakanlığı'nın tavizsiz talimatları ve adli mekanizmaların kararlılığı sayesinde, manipülatörlere ve haksız kazanç odaklarına yönelik düzenlenen kapsamlı operasyonlar, mutlak adaletin ve alın terinin hüküm sürdüğü aydınlık bir geleceğin en somut güvencesidir. Söylemde bu kutlu sözü baş tacı edip eylemde faiz lobilerinin fonlarında şatafat yaşayanlar, hem ilahi adaletin hem de milletin ferasetinin önünde mahkûm olmaktan kaçamayacaklardır.