Turktime
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Ruhuna El Fatiha!
Bülent Kuşoğlu
YAZARLAR
20 Ocak 2014 Pazartesi

Ruhuna El Fatiha!

Sizce yolsuzluk iddiaları gerçek dışı mı?

Peki öyleyse neden soruşturulmaktan korkuyor Başbakan?

Yolsuzluk yoksa Başbakan neden 4 has bakanını feda etti?

Bakanlarından eminse “Beni rahatlatacak bir deklarasyonla ayrılın” der mi bir Başbakan?

İfadeye çağrılan oğlunu arabasına alıp alabilirseniz alın havası attıktan, Yargı ve polisi kontrolüne aldıktan ve oğlunun soruşturmasını engelledikten sonra “Yolsuzluk yapan oğlum olsa evlatlıktan reddederim” der mi bir Başbakan, gözümüzün içine baka baka milleti enayi yerine koyarak?

Paralel devleti,  yolsuzluklar olmasaydı Başbakanın öğrenmesi dolayısı ile bizim öğrenmemiz mümkün müydü?

Başbakan’ı birileri rahatsız etmeselerdi Başbakan paralel devlet var diyecek miydi?

Peki! paralel devlet mi, çete mi yoksa devlet mi daha tehlikeli?

Hangisi daha çok istismarcı, rüşvetçi veya daha fazla yolsuzluk yapıyor?

Başbakanlar bir paralel devlet tehlikesinden veya dış tezgahla karşı karşıya olduğumuzdan bahsediyorlarsa durumu çok ciddiye almak gerekir. Hemen devlet kuruluşları, muhalefet partileri toplanmalı konudan haberdar edilmeli ve büyük bir ciddiyetle gereken kanuni ve idari önlemler alınmak durumundadır.

Halbuki ne oldu? Başbakan gezilere çıktı. Eşiyle birlikte el ele seyahatlerde pozlar verdi. Ne güvenlik zirvesi yaptı ne MGK’yı topladı ne de söylemi dışında devlete yakışan, devlet aklının olduğu bir önlem aldı. Tayinler ve görevden almalar oldu ama bu sorunun dillendirildiği kadar ciddi bir önlem değildi. Yolsuzluk soruşturmalarını önlemeye yönelikti. Paralel devlet oluşturmaktan veya dış tezgaha alet olmaktan dolayı kimse suçlanmadı, ceza almadı, tutuklanmadı ve soruşturmaya uğramadı.

Bu ülkenin çok sorunu, sıkıntısı var. Fakat acilen çözülmesi gereken sorunlarından başta gelenlerinden biri Recep Tayyip Erdoğan sorunudur. Recep Tayyip Erdoğan bu ülkenin oturmuş, yararlı kuralları gelenekleri  ve kurumları dahil her şeyini alt-üst eden, devlette, yargıda itibar bırakmayan, devletin kurumsallaşmasını tersine çeviren Başbakandır. Artık, TBMM Başkanı ve eski Adalet Bakanı Cemil Çiçek’in ifadesi ile bağımsız yargı kalmamıştır. İnanın samimi söylüyorum içinde bulunduğum Yasama organı da tamamen Tayyip Beyin kontrolünde bir kurumdur. Yürütme ise zaten bildiğiniz gibi tamamen Tayyip Beyin çiftliği durumundadır.

Bir ülkede adalet bitmişse gerisi boştur. Üstelik bizim dinimizin temeli de adalete dayanır… Adalet, zalimin elinde zulmün sopası olmuştur…

Tayyip Bey öncesinde bir çok olumsuzluk sayabilirsiniz ama Ülkenin ekonomisi kötü olduğu zamanlar veya dövizinin bittiği dönemlerde dahil bir devlet ve devlet anlayışı vardı. Artık devlet eşittir Recep Tayyip Erdoğan. Var mı aksini iddia edebilecek babayiğit?

Allahü Tealanın tüm vasıflarını üzerinde toplamış lider” diyebilen muhakkak şirke batmıştır ama bu ve buna benzer cümlelerin söylenmesine sebep olan olanın hiç mi kabahati yoktur? Kendini seçilmiş görüp gösterenin hiç mi suçu yoktur, Ey Müslümanlar?

Gelinen noktada  devletin ruhuna el Fatiha!

Recep Tayyip Erdoğan ve yandaşları için rahmetli Sezai Karakoç’tan birkaç satır aktarayım;

“Onlar sanıyorlar ki,  biz sussak mesele kalmayacak.

 Halbuki biz sussak tarih susmayacak.

 Tarih sussa, hakikat susmayacak.

 Onlar sanıyorlar ki,  Bizden kurtulsalar mesele kalmayacak.

 Halbuki;   Bizden kurtulsalar,

 Vicdan azabından kurtulamayacaklar.

 Vicdan azabından kurtulsalar,

 Allah’ın gazabından kurtulamayacaklar.”

Neyse, Odaklanmamız gereken konu; Ülkeyi, devleti ve toplumu bu garabet durumdan kurtarmaktır.

El birliği ile…

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar
 Misafir
 24 Ocak 2014 Cuma 11:05
bazı yorumcularımız başka sitelerde "aklıselim" bir üslupla BİLAL savunması yapıyor olabilir.Farklı nicklerde de olabilir:-)
 FRONTAL
 23 Ocak 2014 Perşembe 21:53
Hulya, Totem ile ilgili düşüncen akşam akşam gülmeme sebeb oldu sağolasın. Bu fikrine katılıp artı veren arkadaşlara ise katıla katıla güldüm. Bir gün bende yazmamaya başlarsam benim hakkımda nasıl bir düşünceye kapılacaksın, doğrusu bende merak uyandırdı.
 hulya
 23 Ocak 2014 Perşembe 13:56
Kaç gündür totem yok ortalarda. Değerli bakan evlatlarından birimiydi yoksa diye düşünmeden edemiyorum.
 Misafir
 22 Ocak 2014 Çarşamba 11:06
Birileri gemi alır birileri gemiye biner sonra kaynananm hastaymış telefon geldi deyip iner.İnerken PAK dilinin altındaki sakalını sıvazlar...Telefon Abdurrahmana kimden geldi acaba siMİTçisinden mi...SİNCAN gazını veren de o...Şimdi bu ülkede kime güvenecen..Ölüm listesine aldıkları insana da niye gittin ülkenden derler....HEY GİDİ ülkem hey...Neyse taşlar yerine oturacak...HER SAKALLIYI RAHMANIN KULU SANMAMAYI ÖĞRENECEZ..SURİYEYE SİLA H GÖNDERİP BÜYÜK DEVLET OLUNMAYACAĞINI DA...AKAN KAN KİMİN?
 Misafir
 21 Ocak 2014 Salı 20:25
Sayın Kuşoğlu,devleti ve toplumu bu garabetten kurtaracağız aynen dediğiniz gibi. El birliği ve yürek birliği ile.Vicdana ve ahirete bırakmadan.Her zaman yanınızda ve arkanızdayız. Saygılar.
 Misafir
 21 Ocak 2014 Salı 12:23
Sayın Kuşoğlu,yazınız güzel ve etkili."Bizden kurtulsalar vicdan azabından kurtulamayacaklar" diyorsun. Tanı, genel anlamda doğru ama vicdan diye bir kavramları yoksa...işte o zaman işimiz çok zor. En iyisi işi ne vicdana, ne de öbür dünyaya bırakalım. Hep birlikte yargıda hesap vermeleri için yoğun çaba gösterelim. Sevgilerimle...
 FRONTAL
 21 Ocak 2014 Salı 12:23
Çırpınırdın Karadeniz şiiri, 1914 de Osmanlı Devleti’nin 1. Dünya Savaşı’na girmesini büyük bir merakla ve heyecanla izleyen Azerbaycan şairi Ahmet Cevat Hacıbeyli tarafından yazılmıştır.Bu şiir, Nuri Paşa’nın kumandasında Osmanlı askerlerinin Azerbaycan Türklerini Ermeni ve Rus soykırımından kurtarmak için yaptığı fedakârlığa atfen bestelenmiştir. Gence de yazılmıştır.
 FRONTAL
 21 Ocak 2014 Salı 12:21
Çırpınırdın Karadeniz Bakıp Türk'ün bayrağına! Ah ölmeden bir görseydim, Düşebilsem toprağına... Sıramalar sarsam koluna, İnciler düzsem yoluna. Fırtınalar dursun yana Yol ver Türk'ün bayrağına... Kafkaslardan esen yeller Şimdi sana selam söyler. Olsun bütün Turan eller, Kurban Türk'ün Bayrağına...Kafkaslardan aşacağız, Türklüğe şan katacağız. Azarbaycan bayrağını Karabağ a Turan ele asacağız!
 FRONTAL
 21 Ocak 2014 Salı 12:19
Bu gün 20 Ocak, kara oçak! Azeri Türkleri'nin ermeniler tarafından katledildiği gün. Tek suçları Türk ! Olmaktı. Şimdi, hırant dınk için ermeni olanlar, bu gün katledilen, şehit olan Azeri kardeşlerimiz için Türk! Olacaklarmı? Ruhları şaad olsun.
 Misafir
 20 Ocak 2014 Pazartesi 19:55
BÜLENT BEY, BİR ülke düşünün ki KARAMAN HAYRETTİN, hikmetİ HÜKÜMETE UYGUN OLABİLİR DİYE YAZICIOĞLU katline normal diyor...RÜŞVETİN ADINA bağış diyor...Şimdi bu ülkede HAK BİLDİĞİ YOLDA YALNIZ YÜRÜYENLER OLMAZ MI, BUNLARIN ADI DA PARALEL OLMAZ MI????BU ADI kim verebilir BAĞIŞÇILAR BAĞIŞ DEDİYSEM EGEMEN BAĞIŞÇILAR DEĞİL CANIM. :-))
Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Turktime uygulamasını indirin, günün gelişmeleri cebinize gelsin.
Google Play
App Store
Facebook Twitter Instagram Youtube
GÜNCEL SİYASET DÜNYA MEDYA MAGAZİN SPOR YAZARLAR RÖPORTAJLAR PORTRELER ANKARA KULİSİ FOTO GALERİ VİDEO GALERİ KÜLTÜR SAĞLIK EKONOMİ TEKNOLOJİ ANALİZ TEKZİP
Masaüstü Görünümü
İletişim
Künye
Copyright © 2026 Turktime