Turktime
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Rabbena Hep Bana! Yürütme de, Yargı da, Yasama da Bana…
Bülent Kuşoğlu
YAZARLAR
27 Şubat 2017 Pazartesi

Rabbena Hep Bana! Yürütme de, Yargı da, Yasama da Bana…

Şu referandum meselesinde dayatılan Anayasa değişikliklerine “Hayır” diyenler yüzde 100 haklı. Yüzde 99 değil yüzde 100 haklılar. Hiç tereddüdüm yok bu konuda… Kesin olarak bir Suriye, Mısır, Azerbaycan gibi oluyor Türkiye, çok şey kaybediyor ama halka nasıl anlatılacak?
Karşıda o kadar bağnaz, fanatik ve belki çıkarcı bir kitle var ki, iletişim uzmanları “Aman AKP’lileri kızdırmayın, kutuplaşmayı artırmayın, siyasi gerginlik yaratmayın, sivri söylemlerden uzak durun, bunun seçim olmadığını iktidarın değişmeyeceğini hep hatırlatın” gibi tavsiyeleri sık sık tekrarlıyorlar. AKP üst yönetimi de bu hassasiyeti bildiği için değişikliklerin ne olduğunu somut olarak anlatmak yerine hamaseti, suçlama yapmayı, gerginlik yaratmayı tercih ediyor. Tabi kamu baskısını sonuna kadar ihmal etmeden yaparak…
Köyün-taşranın geleneksel kültüründen kopmuş, kentin ve çağın kültürünü özümseyememiş ve oluşturamamış, ahlaken geri bir sosyolojinin siyasi oluşumu maalesef her şeye hakim… Erdoğan’a veya Yıldırım dahil AKP’nin çoğunluk üst yönetimine köylü, kentli, eğitimli, ahlaklı, dindar ya da çağdaş nitelemesini yapmak mümkün mü? Ne oldukları belli değil. Bir dindar, bir liberal, bir milliyetçi, bir bilmem ne, işlerine ne gelirse öyle oluyorlar. Tabi değişmeyen tek konu menfaatperestlik…
Diğer siyasi oluşumları ve liderlerini de benzer şekilde sosyolojik olarak eleştirmek mümkün ama konu ve sorun iktidar şu an… 
Türkiye’nin bu sosyolojik aşamaları yaşaması kaçınılmazdı ama gereken hazırlık en başta eğitim konusunda yapılmadığı için çok ağır bir maliyet ödüyoruz.
Meselenin çok fazla tartışılacak yönü var ama ben bu yazımda farklı bir konuya değinerek yazımın başında belirttiğim yüzde 100 haklılık noktasına dönmek istiyorum. Çok önemli bir konuyu açıklamaya çalışacağım. Lütfen sizde asgari dikkatinizi verin, zira hassas bir konu.
Biliyorsunuz mevcut durumda KHK gibi olağanüstü durumları dikkate almazsak TBMM’de yasama yapmak 2 şekilde oluyor; 1- Milletvekilleri kanun önerirler, buna teklif denir. 2-Hükümetten kanun önerisi gelir, buna da tasarı denir. Her iki usulde de yani kanun teklifinin de, tasarısının da kanunlaşması sonuç olarak yürütme erkinin yani hükümetin istemesiyle olur. Hükümetin istemediği bir kanun normal olarak TBMM’den çıkmaz. İktidar grubu kendi içinden çıkan hükümetle uyumlu çalışarak gündem oluşturur ve hükümetin istediği kanunları yapar. TBMM kurulduğundan beri hükümetlerin istediği kanunları onlarla uyumlu bir şekilde yapmıştır.
Peki, önerilen değişiklikte yasama yapma konusu nasıl çözümleniyor? Çok önemli farklılık var.
Yasaları 2 ayrı yer yapabiliyor. 1-TBMM ve 2-Cumhurbaşkanı. TBMM kanun yapıyor, cumhurbaşkanı cumhurbaşkanı kararnamesi çıkarıyor. Ancak uygulamada her ikisi de aynı ağırlıkta metinler.
TBMM içinden bir hükümet çıkmadığı, yürütmenin denetimi çok zorlaştığı, güvenoyu mekanizması olmadığı ve yasa konusunda TBMM tek yer olmadığı için TBMM ve hükümet ilişkileri çok zayıflıyor. Hükümetin, TBMM’den kanun istemesi  yerine hükümetin başı olan cumhurbaşkanının kararname çıkarması çok daha kolay ve hızlı. Cumhurbaşkanlığı kararnameleri ile yürütme konusunda düzenleme yapmak mümkün olduğu, bu yöntem daha hızlı ve sorunsuz olduğu için asıl yasama faaliyetini de cumhurbaşkanları yapacak görünüyor. Yürütme konuları işin çoğunluğunu oluşturuyor, TBMM’ne gerek kalmıyor.
Biliyorum buna karşı TBMM bir konuda kanun yaparsa bu cumhurbaşkanı kararnamesinin önüne geçer diyeceksiniz ama cumhurbaşkanı söz konusu kanunu geri çevirme yetkisine sahip unutmayın. Ayrıca, cumhurbaşkanının veto ettiği kanun TBMM’de hiç değişmez ise tekrarında salt çoğunluk oyuyla çıkarılması gereklidir. Yani asıl kanun yapıcı ve yasama konusunda uygulamada asıl güçlü olan cumhurbaşkanı…
İşin ilginç yanı cumhurbaşkanı kararnameleri OHAL dönemlerinde çıkarsa hemen TBMM’nin onayına sunuluyor ama normal zamanda çıkanlar için bu şart aranmıyor. Yani TBMM onayı yok…
Kafanızı karıştırmamak için madde numaraları vermedim ama merak edenler özellikle 89, 104 ve 119’uncu maddelere ve değişikliklere bakabilirler.
Tam bir rezalet!
Cumhurbaşkanı, başbakanlığı kaldırıyor yürütmenin tüm yetkilerini alıyor, yargıyı belirliyor ve kanun yapma hakkına sahip…
Yürütme cumhurbaşkanında, yargı cumhurbaşkanında ve yasama cumhurbaşkanında biz de oturmuş bu saçmalıkları tartışıyor, sağlıksız demokrasimizi kurtarmaya, haklılığımızı anlatmaya çalışıyoruz… Biz çalışıyoruz ama birisi de devlet imkanlarıyla yaptığı kampanyalarda sürekli “Rabbena hep bana” diyor. Hayır, Allah’a dua etmiyor, gücüyle alıyor. O, ne kentli, ne köylü, ne çağdaş olabilen ama eğitimsiz ve muhtaç toplumdan aldığı istismar gücüyle…
Galiba Mevlana çağları aşıp bu gün için söylemiş; “Keser gibi olma hep bana hep bana, rende gibi olma hep sana hep sana, testere gibi ol hem sana hem bana" Yaradan’ı, kanunu, geleneği, hukuku dinlemeyen Mevlana’yı mı dinler?
Bu da bizim cezamız zahir!
Neyse! Niyet hayır, istikamet hayır, akıbet hayır olsun…   
Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar
 Misafir
 2 Mart 2017 Perşembe 18:59
Her canlı organizmanın bir ömrü vardır,hatta cansızlarında bir ümrü vardır.Vakti zamanı gelince bu ömür sona erer.Büyük Atatürkten bile uzun süre iktidarda kalan Ak Parti iktidarıda artık son günlerine doğru hızla yaklaşmaktadır.Başarılı "Çıraklık dönemi" sonrasında malesef kalfalık dönemini vasat geçirip,"Ustalık döneminde" çuvallayan ak parti en geç 2019 da muhalefete,ardındanda baraja takılacaktır.Bu kadar kendi kalesine gol atan bir siyasi lider olamaz.K.K yı bile geçti.H.Tahsin
 Misafir
 27 Şubat 2017 Pazartesi 19:56
Tek sıkıntı "Terörist,merörist" muhabbeti, bu muhabbette hangi kesimin kafasını karıştıracağı bellidir.Ülkücü seçmen bu muhabbeti yemez. Esnaf Tüccar kesimimizde uyanıktır, iyi anlatılırsa, imralı muhabbetlerinin, sınırda karşılamaların, sınıra çadır mahkemelerin kurulmasında, kobaniye yardım adı altında pkklıların önünün nasıl açıldığını çok iyi bilir.Bu nedenle,mevcut atmosfer muhafaza edilmeli ve asla gerginliğe müsade edilmemeli.Adaşınız sn Tezcan tek kelime ile harika.H.Tahsin.
 Misafir
 27 Şubat 2017 Pazartesi 19:52
Akp nin işi bu sefer zor, hatta çok zor.Zira akp nin sağlam kitlesi olan %40 dan da %10-15 oranında fire verme durumu var ki,%40 nın dışında kalan %9 luk istikrarcı dilimin, bu sefer HAYIR vereceği kesindir.Zira bu kesim, Esnaf ve Tüccar kesimidir.Hayır vermekle iktidarın değişmiyeceğini biliyorlar,hatta 2019 da tekrar akp ye oy vereceklerini de dile getiriyorlar.MHP seçmenine gelince, %4 lük bir katkı sağlıyacağı kesin,fazlası ise imkansızdır.Bu da en fazla %46-47 le ri bulur.H.Tahsin
 Misafir
 27 Şubat 2017 Pazartesi 19:48
Sn Kuşoğlu,14 yıl içinde yapılan seçim ve referandum arifesi siyasi zemini inceleyecek olursak,her seçim öncesinde, her referandum öncesinde, gergin bir siyasi atmosfer,gergin bir siyasi zemin vardı.Akp her seçimdeki zaferini bu gergin ortamı iyi kullanarak amacına ulaştı.Oysa hertürlü yöntem denenmesine rağmen,akp geçmiş seçimler öncesindeki gergin atmosferi bir türlü yakalıyamadı.Bu nedenlede son çare Karargaha sarmaya başladı.Hürriyet de bu işte aracı bence.H.Tahsin
Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Turktime uygulamasını indirin, günün gelişmeleri cebinize gelsin.
Google Play
App Store
Facebook Twitter Instagram Youtube
GÜNCEL SİYASET DÜNYA MEDYA MAGAZİN SPOR YAZARLAR RÖPORTAJLAR PORTRELER ANKARA KULİSİ FOTO GALERİ VİDEO GALERİ KÜLTÜR SAĞLIK EKONOMİ TEKNOLOJİ ANALİZ TEKZİP
Masaüstü Görünümü
İletişim
Künye
Copyright © 2026 Turktime