Turktime
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Mimari, Bakanların İstifaları ve Fayda!
Bülent Kuşoğlu
YAZARLAR
7 Ekim 2013 Pazartesi

Mimari, Bakanların İstifaları ve Fayda!

Mimarinin bir toplum için ne kadar önemli olduğunu çok önemsediğimi bu satırlarda zaman zaman yazar, sizlerle paylaşırım. Mimari bir toplumun kalkınmışlık, gelişmişlik seviyesini gösterir. Sizi gözleri bağlı herhangi bir ülkeye bıraksalar büyük ihtimalle nerede olduğunuzu sadece mimariye bakarak anlayabilirsiniz. En azından hangi kıtada olduğunuzu, hangi uygarlığa ait bir ülkede olduğunuzu bilirsiniz. Mimari kimliktir… Piyasaya yeni çıkan “Sinan Çağı” isimli bir eser var. Henüz alıp okumadım ama bir gazetede yazarı ile bir röportaj vardı, orada “adap normları” veya “adap kodları”ndan bahsediyordu. Bir anlamda eski ile birikerek gelenle çağdaşı birleştirmek ve yaratıcılık katarak yeni bir şeyler oluşturmak. Gerçekten de buna ihtiyaç var. Aslında her alanda gerek var ama konumuz mimari. Kitabı okuduğumda paylaşırım sizlerle…

Açıldığından beri fırsat bulup gidememiştim, geçen hafta Cuma namazını kılmak üzere Ankara’nın “VİP” veya “protokol” camii denilen Ahmet Hamdi Haseki Camisine gittim. Merak ediyordum nasıl bir mimari olduğunu. Dışardan görüntü fena değildi ama sadece bir tarafından gelip-geçerken görmüştüm. Gördüğüm kadarı ile camiyi beğenmemek pek mümkün değil ama mimari üslubu beğenmedim. Camide 2000’e yakın kapalı oto park yeri mevcutmuş, 450 abdesthane, 80 tuvalet varmış, giriş-çıkışlar ferah. Engelliler de düşünülmüş. Bunlar güzel de caminin ana çizgilerinde bir kimlik-kişilik yok. Şunu demek istiyorum; Selçuklu dönemine ait bir mimari eserini şıp diye anlarsınız, Osmanlı dönemine ait bir eseri şıp diye anlarsınız ama bu “Çağdaş” eserin hangi döneme ait olduğunu teknoloji kullanımı olmasa anlamak mümkün değil. (Yürüyen merdivenler, elektrikli panolar, asansörler gibi teknoloji kullanımı) Biraz Osmanlı, biraz Arap mimarisi, biraz teknoloji ile birleştirilmiş kimliksiz-kişiliksiz bir şey ortaya çıkmış… “Adap normu” veya “adap kodu” kavramı burada çalışmamış yani…

Kısaca şu; Mimaride Osmanlı, Selçuklu dönemleri ayırt ediyoruz ama hala bir Cumhuriyet dönemi mimarisi oluşturamadık. Cumhuriyet mimarisi oluşturduğumuz zaman uygarlık yarışında iddialı hale gelmiş oluruz.

***

Yüksek Seçim Kurulu seçim takvimini belirlemedi ama kamudan aday olacakların 1 Aralık 2013’e kadar istifalarını istedi. Bu arada net bir şey yok fakat ağırlıklı bir görüş belediye başkanlıklarına aday olacak bakanların istifa etmelerine gerek olmadığı şeklinde. Gerekçe de, geçmişte Melih Gökçek’in de milletvekili iken istifa etmeden aday olması.

Ben bunu pek ahlaki veya etik bulmadım. Milletvekilleri biliyorsunuz yasama görevi yaparlar, idari yetkileri yoktur. Fakat bakanlar idari yetkilere haizdirler. Onların istifa etmemeleri milletvekilleri ile bir tutulur mu? Hakikaten şaşırdım. Düşünebiliyor musunuz, Örneğin Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım İzmir’den Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na aday olacak, her türlü devlet ve özellikle bakanlık imkanı elinde olacak ve diğer adaylarla yarışacak ve bu da adil olacak, hukuki olacak…

Gerçekten çok bariz bir garabet ve adaletsizlik var ama böyle olmasına rağmen hala bakanların istifasına gerek yok yorumları yapılabiliyor…

***

Biliyorsunuz bir geçen dönem milletvekili, “Türklüğümden bir fayda görmedim” diye bir laf etmiş. Hangi koşullarda söylenmiş bilmiyorum ama andımızın kaldırıldığı bu ortamda hakikaten üzüldüm. Biz nasıl bir toplum olduk böyle anlamak mümkün değil. Ben Türk Toplumuna ne fayda sağladım, diyeceğine ne diyor…  Bakış bu ise, Müslümanlıkta faydalı değil, insanlıkta… Faydasını görmemize göre kimlik oluşturacak isek şu sıralar ne  olmak gerektiğini herkes biliyor… Şu sıralar en getirisi bol yatırım aracı neci olmak?  

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar
 Misafir
 9 Ekim 2013 Çarşamba 20:44
bir yanlışın çok ve yaygın yapılması onu meşru kılmaz. bir işin doğrusu varken ısrarla eğrisi yapılıyor karşı çıkan da hizipçi ,siyasi hırs sahibi vırt zırt diye tu kaka diliyorsa buyurun devam edin. izmir metrosu da yanlıştır ankara metrosu da bursa metrosu da istanbul metrosu da. bir kere topografik yapı , zemin durumu , tarihi doku , coğrafi yapı metroyu fizible olmaktan çıkartır. fayda maliyet analizi yapmazsanız belediyeleriniz borç içinde yüzer, kamu kaynakları heba olur bugunkü gibi!
 TOTEM
 9 Ekim 2013 Çarşamba 16:31
Önem verilmesini vurgulamak için Metroya gereksiz derseniz bu saçmalığınız haklı bir tespit olan denizlerin kullanılması gerekliliğinide gölgede bırakır.Olmuyor işte olmuyor siyaseti hizipi,hırsı ve önyargıyı katmadan sıradan bir değerlendirme bile yapamıyoruz.Türk mimar ve mühendistiği hangi dönem gelişti hangi dönem ivme kazandı bilen var mı? Akm için ne diyeceksiniz? Nasıl bir mimari sizce? Camiileri bırakın diğer alanlarda neler yapıldı? Cumhuriyet mimarisi diye bir olgu gelişebildi mi?
 TOTEM
 9 Ekim 2013 Çarşamba 16:28
Ah şu akp belediyeleri yokmu herşeyleri yanlış oysa daha önceden ne camiiler ne yollar ne tüneller yapılırdı! Önceden tüm ulaşım denizden sağlanırdı Akp hepsini kaldırdı :) İnsan ne olursa olsun ne kadar eğitim alırsa alsın kafasının arkasındaki önyargı kadardır.Metroya bunca para harcamak halkın parasını boşa harcamanmış! Tabi Taksimden bahçeşehire kadar bir nehir yapmak gerek:) eleştiriken ki bazı kesimleri haklı olsada kantarın topuzunu kaçırma hastalığı müzminleşti!Deniz taşımacılığına-
 Misafir
 9 Ekim 2013 Çarşamba 04:02
oluyor denerek mimar mühendis ve şehir plancılarının söylediği her sözü kulak arkası eden , reddeden AKP belediyeciliğine tüp geçiş hayırlı olsun.ama şahsen ben asla kullanmayacağım , can güvenliği açısından. bu kadar malumatfüruşluk yeter. Cami mimarisiyle ilgili İTÜ'nün değerli akademisyenleri Semra Ögel'in Filiz Özer'in ve diğer üniversitelerin mimarlık tarihi kürsülerinin bilgilerini alabilirsiniz.Çok kıymetli araştırmalar yayınlanmıştır ülkede. Mesele okumak değil yeğen , partili olmak :)*
 Misafir
 9 Ekim 2013 Çarşamba 03:55
değil. Haliyle ilk depremde tüp kırılacaktır.Zaten ortada proj yokken ihale dildiği için 2 yıla ykaın zaman dpremd tür kırılınca kara tarafındaki ağzı su basmasın , kapanan kapı dtayı geliştirelimle geçmiştir.Dprm olur tüp kırılır , tren içeride kalırsa tüp içinden tahliye nasıl olur sorusunun cevabı da yok. Delme tünel yekpare olacaktı ve Türk firmaları bugünkü maliyetin 40da 1ne bu işi yerli imkanlarla yapabilecekti ve süre olarak 1 sene kafi gelecek idi.TBMMOB her şeye itiraz edip mani **
 Misafir
 9 Ekim 2013 Çarşamba 03:52
İstanbul İzmir gibi deniz kıyısında olan kentlerde denizi kullanamayan , kullandırmayan ve ısrarla metro yapanlar kusura bakmasın ama halkın katrilyonlarını heba etmişlerdir. İstanbul gibi bir Haliçi ve iki yarımadası olan şehirde trafiği sahile akıtıp gemiyle ulaşım getirmeyenler cinayet işlemişlerdir. Artı tramvay tren gibi yer üstünden giden ucuz basit ulaşım seçeneği varken metro ısrarını anlamak mümkün değildir. son bir şey daha Boğaz Tüp Geçişi. Tüp batırma yapıldı ve sürekli bir sistem **
 Misafir
 9 Ekim 2013 Çarşamba 03:47
akp belediyelerinin hemen tümünde yol kenarı duvalarını beton ağır prefabrik elemanlarla kaplama hastalığı da ayrı bir konu. bu tür beton panellerin 1988 ermenistan depreminde olduğu gibi herhangi bir depremde kırılıp düşeceğini ya da İstanbulda yolları sel bastığında olduğu gibi kopup yolu tıkayacağını söylemek içün alim filan olmak gerekmiyor. Konya ve Ankara gibi engebesiz şehirlerde alt üst geçitli yol düzenleyen belediyeciliğe ise pes diyorum. Bundan maada metro konusu da bir faciadır.**
 Misafir
 9 Ekim 2013 Çarşamba 03:43
kot farkı yapılıp şeritleri farklı seviyelere getirilmiş yollar.. bilmem ne şhrinde görüp özenerek yaptılar amma.. yollar çok yerde "interoperability" özelliğini kaybetti , trafikte kaza veya tabii afet olsa gidişi karşı şerite verme şansı kalmadı zira 1-2 metrelik suni kot farkları yapıldı. Bir kavşaktan sonra ikinci kavşak yapımı ilk kavşağın karesiyle doğru orantılı trafik akımı yarattığı için mühendislik hesapları bir kenara atıldğından bütün yollar kilitlenir oldu. **
 Misafir
 9 Ekim 2013 Çarşamba 03:39
veya biraz Kuzguncuktur , Üsküdardır , Eyüptür ,Keçiörendir , Çankayadır , Üçyoldur , Bornovadır , Bayraklıdır .. Milyonerle işsizin aynı sokakta oturabildiği,evden çıkıp bakkala çakkala dondurmacıya tuhafiyeye gittiğiniz , manavdan domates alıp geldiğiniz ,sokaklarında pazar kurulan gece yürüyüp çekirdek çitlediğiniz yerdir ama tel örgüler içinde oturduğunuz toplu konutun beton hapishaneleri değildir. Bir başka konu AKP belediyelerinin yol inşaatları : altlı üstlü geçitler , kavşaklar **
 Misafir
 9 Ekim 2013 Çarşamba 03:35
imkanı da kalmayacak ve bu binalar terkedilecek . New York Haarlem sokaklarının beterini göreceğiz , evsizlere ve suçlulara yuva olacak.Haarlem ABDnin ilk toplu konutlarından kalan kısımdır ve "slum" olmuştur.Federal hükümet 1960larda beton blok faciasını yaşadığında Federal Buldozer projesine girişti ve ülkedekş tüm toplu konutları dümdüz etti.Banliyö hayatı böyle başladı.Az katlı ,düşük maliyetli, yıkılıp yenilenebilir evler geldi. Zaten şehir denen yer beğenilmeyen gecekondu semtleridir **
Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Turktime uygulamasını indirin, günün gelişmeleri cebinize gelsin.
Google Play
App Store
Facebook Twitter Instagram Youtube
GÜNCEL SİYASET DÜNYA MEDYA MAGAZİN SPOR YAZARLAR RÖPORTAJLAR PORTRELER ANKARA KULİSİ FOTO GALERİ VİDEO GALERİ KÜLTÜR SAĞLIK EKONOMİ TEKNOLOJİ ANALİZ TEKZİP
Masaüstü Görünümü
İletişim
Künye
Copyright © 2026 Turktime