Turktime
Tekin Öget

DSÖ… Yersen Dünya Sağlık Örgütü

15 Mayıs 2026 Cuma
Facebook'ta Paylaş
X'te Paylaş
Linkedin'de Paylaş
Whatsapp'ta Paylaş
E-posta ile Paylaş

 

Artık dünyayı savaşlar değil, krizler yönetiyor.

 

Bazı savaşlar kurşunla başlamaz. Bazıları korkuyla başlar.

 

Tarih boyunca insanlık, dünyayı dizayn etmek isteyen güç odaklarının yöntem değiştirdiğine defalarca şahit oldu. Dün bunu tankla, topla, darbeyle, ekonomik ambargolarla yapmaya çalışanlar; bugün daha sofistike, daha görünmez, daha “meşru” görünen araçlarla yapıyor. Artık savaş cephede başlamıyor. Bazen bir ekranın altındaki “acil durum” yazısıyla, bazen küresel bir sağlık alarmıyla, bazen de insan psikolojisini hedef alan korku politikalarıyla başlıyor.

 

Tam da bu noktada karşımıza çıkan yapılardan biri, merkezi Dünya Sağlık Örgütü olan küresel sağlık sistemi. Yani DSÖ.

 

Kâğıt üzerinde amacı; insanlığı salgınlardan korumak, sağlık standartlarını yükseltmek, ülkeler arasında koordinasyonu sağlamak. Peki uygulamada gerçekten öyle mi? İşte asıl sorgulanması gereken yer burası.

 

Çünkü son yıllarda yaşananlar bize şunu gösterdi: Dünyayı artık sadece ekonomiyle değil, sadece silahla değil, sadece enerjiyle değil… korkuyla da yönetmeye çalışan bir düzen var.

 

Özellikle son yıllarda yaşanan COVID-19 süreci, yalnızca bir sağlık krizi değil; aynı zamanda güç, otorite, itaat ve kontrol mekanizmalarının nasıl devreye sokulabildiğini de gösterdi.

 

Bir sabah uyandık ve dünya değişmişti. Sınırlar kapandı, şehirler sustu, meydanlar boşaldı. İnsanlar yalnızca evlerine değil, korkularının içine de çekildi.

 

Çalışmak, seyahat etmek, eğitim almak ve sağlık hizmetlerine erişmek bile çeşitli kurallara bağlandı.

 

Daha önce özgürlük, insan hakları ve bireysel haklar üzerinden kurulan sistemler; bir anda “küresel güvenlik” ve “toplum sağlığı” gerekçeleriyle insan hayatının en mahrem alanlarına kadar uzandı.

 

Soru basitti: Gerçekten sağlık mı korunuyordu, yoksa krizler üzerinden yeni yönetim modelleri mi test ediliyordu?

 

Tarih bize şunu öğretir: Büyük krizler, aynı zamanda büyük dönüşümlerin aracı haline gelebilir.

 

1918’de yaşanan İspanyol Gribi milyonlarca insanın hayatına mal oldu. O dönemde iletişim sınırlıydı, bilgi yavaş yayılıyordu. Bugün ise küresel sağlık krizleri yalnızca sağlık sistemlerini değil; ekonomiyi, üretimi, eğitimi, turizmi ve toplum psikolojisini de doğrudan etkiliyor.

 

Küçük işletmeler zayıfladı, orta sınıf daraldı, yerel üretici zorlandı. Buna karşılık küresel ölçekte büyük yapılar güç kazanmaya devam etti.

 

Ve toplumlara verilen mesaj çoğu zaman aynıydı:

“Sorgulamayın, itaat edin, uygulayın.”

 

İşte burada mesele sağlık alanından çıkıp daha geniş bir egemenlik tartışmasına dönüştü.

 

Pandemi sürecinde yalnızca kurumlar değil, bu kurumlara bağlı olarak konuşan ya da konuştuğu düşünülen uzman çevrelerin söylemleri de tartışma konusu oldu. Virologlar, enfeksiyon hastalıkları uzmanları ve farklı tıp alanlarından gelen isimler; özellikle medya üzerinden kurulan iletişim dilinde, zaman zaman bilgilendirme sınırının ötesine taşan ve toplumsal algıyı etkileyen bir çerçevede değerlendirildi.

 

Buradaki mesele kişiler değil; bilginin kamuya sunuluş biçimidir. Bilim dili kesinlik ve tek yönlülük kazandığında, bilgilendirme yerini çoğu zaman kaygıya bırakır. Medyada tekrar eden “kesin risk”, “acil tehdit”, “mutlak tehlike” söylemleri toplumda güven kadar korku refleksini de artırmıştır.

 

Biz bunu Türkiye’de de gördük.

 

Seyahat kısıtlandı, sosyal hayat daraldı, eğitim sistemi değişti, iş hayatı etkilendi ve toplumsal düzen ciddi bir kırılma yaşadı.

 

Bugün hâlâ bu sürecin ekonomik ve psikolojik etkileri tamamen ortadan kalkmış değildir.

 

Pandemi döneminde en çok tartışılan başlıklardan biri aşı politikaları oldu.

 

Bazı kesimler aşıların hayat kurtardığını savundu. Bazıları şeffaflık eksikliğini dile getirdi. Bazıları ise uzun vadeli etkiler, yan etkiler ve denetim süreçleri konusunda daha fazla açıklık talep etti.

 

Asıl kırılma noktası burada oluştu: Bilim tartışılması gerekirken, tartışmanın kendisi çoğu yerde baskılandı.

 

Oysa gerçek bilim, eleştiriden korkmaz; soru soranı susturmaz, otoriteye değil veriye dayanır.

 

Bugün dünya milletlerinin sorması gereken temel sorular var:

 

  • Küresel krizlerde karar mekanizmaları kimde?
  • Devletler gerçekten bağımsız hareket edebiliyor mu?
  • Uluslararası yapılar tavsiye mi veriyor, yoksa yön mü belirliyor?
  • Sağlık politikalarının ekonomik ve toplumsal sonuçları neden yeterince tartışılmıyor?
  • Bu soruları sormak komplo değil; bilinç ve sorumluluktur.

 

Çünkü sorgulamayan toplumlar zamanla yöneten değil yönetilen, karar veren değil karar verilen toplumlara dönüşür.

 

Bugün ihtiyaç olan şey korku değil; bilgi, şeffaflık, bağımsız bilim ve güçlü ulusal kapasitedir.

 

Çünkü sağlık yalnızca tıbbi bir alan değildir; aynı zamanda bağımsızlık meselesidir.

 

Son dönemde yeniden gündeme gelen virüs haberleri… Hanta Virüs, yeni varyantlar, yeni uyarı başlıkları…

 

Toplum artık hastalıktan önce haber başlıklarıyla karşı karşıya kalmaktadır.

 

Elbette her sağlık tehdidi ciddiyetle değerlendirilmelidir. Ancak korku üzerinden toplumsal yönlendirme riskine karşı da dikkatli olunmalıdır.

 

Çözüm panik değil; bilinçtir. Çözüm dayatma değil; şeffaflıktır. Çözüm teslimiyet değil; sorgulamadır.

 

Unutulmamalıdır ki milletler bazen açık güçle değil, kriz psikolojisiyle yönlendirilir.

 

Korkuyu yönetenler kitleleri yönetir; gerçeği sorgulayanlar ise geleceği belirler.

 

Asıl mücadele tam da burada başlar.

 

Çünkü bağımsızlığını kaybeden toplumlar önce sorgulama hakkını, sonra karar verme iradesini, en sonunda da geleceğini kaybeder.

 

Kalem sustuğunda toplum sessizleşir; toplum sustuğunda yön başka ellerde şekillenir.

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar

   Bu yazı henüz yorumlanmamış...

Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Turktime uygulamasını indirin, günün gelişmeleri cebinize gelsin.
Google Play
App Store
Facebook Twitter Instagram Youtube
GÜNCEL SİYASET DÜNYA MEDYA MAGAZİN SPOR YAZARLAR RÖPORTAJLAR PORTRELER ANKARA KULİSİ FOTO GALERİ VİDEO GALERİ KÜLTÜR SAĞLIK EKONOMİ TEKNOLOJİ ANALİZ TEKZİP
Masaüstü Görünümü
İletişim
Künye
Copyright © 2026 Turktime