Turktime
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
KALP, DUYGULAR, MANTIK, HAYALLER
Haktan Kerem Ural
YAZARLAR
16 Mayıs 2022 Pazartesi

KALP, DUYGULAR, MANTIK, HAYALLER

 

 

Sahi nedir bu kelimelerin sırrı? İnsan mantığı ve hayalleri doğrultusunda kalbini satılığa çıkartır mı? 
Ben seni üzerim!
Sen kimsin ya?
Biz olmayız söylersem üzülürsün!
Koskoca İstanbul muş muş…
Botlarını çıkartmış mış mış…
Ben ne zevkler yaşadım.
Şimdi bu sözlere mi üzülür insan yoksa bu sözleri söyleyene mi? 
Rahmetlinin sözü geldi aklıma bunları ilk duyduğumda “Bir saniyesine bile hükmedemediğimiz bir dünya için bu kadar fırıldak olmanın anlamı yoktur” Muhsin başkan ne güzel özetlemiş aslında durumu… Yukarıdaki soruların ve söylemlerin geneli aslında şunu söylüyor “NARSİZM”
Narsist kişilik bozukluğu olanlar, başkalarının düşünce ya da isteklerine gereken ilgiyi gösteremez. Başkalarının hakkına saygı göstermeden ve gerçeklerle bağdaşmasa bile daima kendilerini haklı göstererek en önde, en gözde ve tek olmak isterler. Kendilerini başkalarının yerine koyamaz ve başkalarını anlayamazlar. Empati duygusundan yoksundurlar. Sanki her şey sadece kendileri için vardır ve ne olursa olsun her şeyin kendi amaçlarına hizmet etmesi gerekir. Başkalarının fikir ve hareketleri kendi amaçlarına hizmet ediyorsa vardır, aksi halde bu fikir ve hareketler tahammül edilemez düşüncelerdir. Kendilerine ayrıkotu muamelesi yapıp kendilerini özelleştirir ve toplumun onları haketmediğini düşünürler.
Yukarıdaki sözlerle arasında bir bağlantı kurabildiniz mi? Ne kötü… İnsan bu sözleri söyleyen birine üzülebiliyor, onu sevebiliyor ve en kötüsü de keşke böyle dalkavuk, dalkavuk konuşacağına hiç konuşmasaydı diye içinden geçiriyor. 
Kendi hayatının sahibi olmakla kendi kaderine hükmetmeye çalışmak aynı şey değildir. Bazı ‘Prensesler’ ve ‘Prensler’ bu durumdan bi haberdir. Onlar için en önemli şey sosyal medya hesaplarıdır. Zira onların bir karakteri yoktur. Ev yaşamında ayrı, iş hayatında ayrı hele sosyal medyada apayrı kimselerdir. 
Bir kız arkadaşım var; 37 yaşında bir hanımefendi Hukuk fakületesi mezunu ve alanında mastır yapmış çok değerli bir hukukçu. Dertleştiğim sohbet ettiğim değerli bir hanım. Bana tavsiyeler veren ve hayat ile ilgili özet geçmeyi bilen bir kadın. Kendisi de hastaymış 32 yaşına kadar. “Narsisttim” diyor sohbet arasında.
- Nasıl atlattın peki?
- Önce Annemi sonra babamı kaybettiğimde aynanın karşısında saatlerce ağladım. Sonra ne kadar boktan bir insan olduğumu fark edip 32 yıllık bir kabustan uyandım. Benim için hayat hedeflerim ve hedeflerime varabileceğim en kısa yollar üzerine kuruluydu. Bu uğurda gerekirse etrafımdaki insanları harcayacak kadar kalpsiz hatta bazen ruhsuz olup bunu normal bir şeymiş gibi gururla anlatabilecek kadar hayasızlaşabiliyordum. 6-7 Adamla aynı anda konuşurdum ve aralarından en narsistini seçerdim (Burada gülüyor)
-Nasıl en Narsisti (Bende gülüyorum)
- Şöyle benim kıriter olarak adlandırdığım aslında benden çok daha narsist bir karakter yani; okuduğu okul, aylık geliri ve yanımda benim gibi parlayacak bir sahte yıldız (yine gülüyor) Yıldızdan kastım toplumun dayatmaları ve bizim çok ciddiye aldığımız “Sen harikasın, sen mükemmelsin, sen sen sen” saçmalığı. Mesela benden daha narsist arkadaşlarımın “Bu adam olur” demesi gerekliydi her şeyden önce(gülüyor)  Bunların kriter olmadığını öğrenmem çok vaktimi aldı.
Aslında bir halt olmadığımı ve dünyanın o kadar büyütülecek bir tarafının olmadığını saf, sevgi ve sadakatten başka her şeyin yalan olduğunu etrafımdaki insanların benim hakkımda aslında o kadar olumlu düşünmediklerini ve benimle dalga geçtiklerini hissetim.
Desene hayalindeki “Beyaz atlı Prensi” bulamamışsın sende (gülüyorum) ya da beyaz Mercedesli Müteahhiti diyeyim daha doğru olur sanırım.
- Aslında tencere kapak safsatasına o kadar takılmıştım ki kariyerim ve geleceğim için en doğru şeyin bu olması gerektiğini düşündüm hep. Yani Beyaz Mercedesli müteahhit (gülüyor) O olmazsa çoook başarılı bir avukat veya bir savcı ya da hakim olmalıydı. Yoksa Narsist arkadaşlarıma nasıl pazarlayacaktım “Ben bunu seviyorum” diye.
- Ne oldu peki buldun mu bari ? (gülüyorum)
- Hee buldum. 20 – 30 tane kadar buldum. Şu anki bakış açımla “zirvedeki aşağılıklar” olarak adlandırdığım benim gibi içi boşaltılmış 20 – 30 tane insan.
- Yani ?
- Bi halt olmadı işte Kerem. Mal bu karşında (gülüyor)
-Yok mu kimse şu anda ‘Mercedes’i olan (gülüyorum)
- Var ya senin çenenin hiç ayarı yok be adam… Var biri  Mercedesi yok ama (gülüyor)  kardeşinin bir Nissanı var. Cuma, cumartesi, Pazar onunla geziyoruz.. Hafta içi işten sonra lahmacun yiyoruz (gülüyor) Kafayı çekip kelle paça içiyoruz.(gülüyor)
- Araba ve lahmacun şart diyorsun (gülüyorum)
- En komik yanı ne biliyor musun? Benim, birinin karşısında lahmacuna soğan atacağımı hiç düşünmemiş olmam, böyle bir şeyin olması imkansızdı benim için. Şöyle ki bir yemek yenecekse ya da bir yere gideceksek makyajımı gideceğim yere göre yapardım mesela. Ve asla yememem gereken şeyler soğan ve sarımsaktı  (burada kesiyorum)
- Narsist bir ‘Prenses’ olmanın beş farzı Makyaja iman, Mercedese iman, mesleğe iman, İnstagrama iman, Paraya iman diyorsun yani (gülüyorum)
(2dakikalık bir gülme krizi)
- Lakin ben de bir anda hasta olmadım, hasta ettiler. Dünya başarı ve para üzerine kuruluymuş gibi hissetmemi sağladılar, yarım bıraktılar beni. Ben de bunların peşine düşüp kendimi kaybettim. Annem ve Babam sayesinde yeniden buldum kendimi (çok güzel bir tebessüm).
- Evet insanların ne yaşadığını bilemiyoruz… Fakat onlar da bilmiyorlar ve bununla dalga geçmekten de geri durmuyorlar maalesef.
- Hayırdır?
- Aman neyse (malum kelime)… Sine-i saf zannettiklerimizin niyeti bozuk çıktı diyeyim anla.
- Her insan kendi seçimlerinden sorumlu bunda mutabıkız sanıyorum.. Karşındaki insanın hayallerine saygı duyman gerekir. Tabi o insan kalbini ve mantığını hayalleri için satılığa çıkartmadıysa… Ben gibi…
- Bana 2 sene önce olsaydı böyle bir macera…. (araya girdi) En son ne dedi ?
- Elde edemedin ya o yüz…(araya girdi)
- Nur topu gibi bir narsisti seviyorsun (gülüyor) Kelimeye bak (elde etmek!) …
-Ve dahası da var. 
Ben seni üzerim!
Sen Kimsin ya?
Biz olmayız söylersem üzülürsün!
Koskoca İstanbul muş muş…
Botlarını çıkartmış mış mış…
Ben ne zevkler yaşadım…
-Söylediğim her şeyle alay edercesine konuşup sen kimsin ya kelimesini bana öyle güzel hissettirdi ki.. Tipine bakıyorum ısırasım geliyor. Kelimelere bakıyorum bundan bu kelimeler çıkmadı ben her şeyi yanlış duydum diyorum.. Böyle mis gibi kafayı sıyırıyorum.
- Eh be adam… Boş ver, o bunları söylerken seni düşündüde mi sen hala onu düşünüyorsun. Kendine saygısızlık etme. Böyle insanları hiç birşey mutlu edemez bende o insanlardandım. Acıdan beslenirdim, kendimce hırslarım vardı. Çok güzeldim, çok akıllıydım, mükemmel bir avukat olacaktım, mükemmel bir adamla evlenecektim, güzel bir villada yaşayacaktım. Havuza girecek biraz votka içip eğlenecektik… Ama bana sordukları zaman sevgi ve küçük bir yuva arıyorum deyip herkesten ustalıkla gizleniyordum. Karşıma sevgi çıkınca da kaçacak yer arıyordum. Ya bunlar olsaydı (kesiyorum)
- Lahmacuna soğan atıp bol sarımsaklı kelle paçaya hasret bir ömür geçirecektin (gülüyorum)
- Şaka gibi ama Lahmacun ve Kelle paça aslında çok derin mesele. Bu ikisinin yerine kalbi ve duyguları koyabilirsin ya da sadakat ve sevgiyi fakat Mercedes ve Villayı koyarsan işte o zaman işler değişiyor. Fakir edebiyatı gibi oluyor ama öyle değil. Ruhunu satacak bir şeytan arıyorsun ve buluyorsun en beteri ondan bir çocuk yapıyorsun bu çok iyi bir adam olabilir ki bu sadece dizilerde olur (gülüyor) Gerçek çok daha iğrenç oluyor kocasının eline verdiği kredi kartı, elinde bir bebek, altında jip olan bir kadın, bir birlerini aldatan iki narsist
- Şeyma diyorsun yani (gülüyorum) 
- Aynen öyle diyorum adam aynen öyle… Beni Allah korudu seni de Allah korumuş.
-Öyle deme, ya…(kesiyor)
- Düzelmez… Hadi diyelim oldu 2-3 sene sonra yada 5 sene sonra sana benim hayatımı mahvettin diyecek ki bu lafa kalıbımı basarım söyler. Çünkü narsist kişilikler küçük hayaller kurmaz hep zirve hep zirve için yaşarlar. Ve bu hayaller gerçekleşene kadar bunu hayal ederler yada bu hayali 2-3 günlüğüne yaşarlar. (kesiyorum)
- Nasıl yani 2-3 gün ?
- Parası olan birini bulur güzel bir restorana gider bir şeyler içer kendi şahsi tatminine ulaşır ve hayal dünyasındaki zenginliği yaşar. Ya da maaşını alır ve yine hayalindeki yere gider maaşın yarısını oraya bırakır. Ve şahsi tatminini yaşar. Ya da birisi ona sen ne kadar kötü bir insansın der gider iyi bir adam ya da kadın bulur onunla lahmacun yer, kelle paça içer. 2-3 günlüğüne dünyanın en iyi insanı ve en alçak gönüllü insanı olur, şahsi tatminini yapar ve yine özüne yani ‘Prenses’ ya da ‘Prens’ moduna döner. Bu ruh hastalığından kaçmasının tek yolu da çevresindekilerin motivasyonuyla mümkündür. Birisi çok iyisin der diğeri çok güzelsin başka birisi çok başarılısın der işte o ‘Prenses’ ya da ‘Prens’ bu mükemmeliyetçiliğin içerisinde yitip gider ve bunun farkına bile varmaz.
-Allah korusun o zaman onu…
- Allah korusun, sen değil… 
- Çay söylüyorum.
- Hadi söyle.
Yani kıssadan hisse, kendinizi bu insanlardan koruyun lakin onları korumaya çalışmayın yoksa üzülürsünüz çünkü istediği şey bu. Emin olun sizi isteyen yahut seven kişi size bir şekilde gelir lakin bu sizin onu “elde ettiğiniz” anlamına gelmez ya da onun sizi. Sevgi karşılıksız bir kavramdır birini sevmeniz için başarılı olmasına gerek yoktur eğer bunun için severseniz başarısız olduğunda ondan gidersiniz. Kanımca neden sevdiğini bilmeden sevmek kadar mükemmel bir şey yok.. Hayatınızı (Kalbinizi) mantığınıza ve hayallerinize kurban etmeyin… Yanınızdayken huzur bulduğunuz ya da iyi hissetiğiniz insanı yarım bırakmayın… Sonra arşa değen bir dua hakkın gücüne gider, ömrünüze bedel olur. Kalın sağlıcakla.

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar

   Bu yazı henüz yorumlanmamış...

Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Turktime uygulamasını indirin, günün gelişmeleri cebinize gelsin.
Google Play
App Store
Facebook Twitter Instagram Youtube
GÜNCEL SİYASET DÜNYA MEDYA MAGAZİN SPOR YAZARLAR RÖPORTAJLAR PORTRELER ANKARA KULİSİ FOTO GALERİ VİDEO GALERİ KÜLTÜR SAĞLIK EKONOMİ TEKNOLOJİ ANALİZ TEKZİP
Masaüstü Görünümü
İletişim
Künye
Copyright © 2024 Turktime