Turktime
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
İnsanlığımızı Yitirirken..
Derya Çöl
YAZARLAR
7 Şubat 2026 Cumartesi

İnsanlığımızı Yitirirken..

6 Şubat 2023’ten bu yana üç yıl geçti. Üç koca yıl. İnsanlar hâlâ konteynerlarda yaşıyor. En temel fizyolojik gereksinimlerini bile çok kısıtlı şekilde çok zor şartlarda karşılayabiliyorlar. Bireyler kendi vicdanlarıyla baş başa kaldı.

Bir şeyler yapıldı ancak yetmedi, devamlı olmadı. Yapılamayanlar, gecikenler, eksik kalanlar daha fazla. Yardımın sürekliliği sağlanamadı. Destek, zamanla azaldı. Deprem bölgesi gündemden düştükçe sorunlar da görünmez oldu. Görünmeyen sorunlar çözülmedi. Üzülmek yetmedi. Bir şey yapmak isteyenler, yapabildiklerinin çok sınırlı olduğunu gördü. Yapamamak bir süre sonra yorgunluk ve suçluluk duygusuna dönüştü. Görmek rahatsız etti, görmemek ise duyarsızlaştırdı.

Görüyorsun. Gördükçe rahatsız oluyorsun. Sonra “en iyisi görmemek” diyorsun. Ama bu sefer de duyarsızlaşıyorsun. Görmemek bir çözüm olmuyor, sadece duyuncu susturmanın başka bir yolu oluyor. Bunlar insanın içini daha da acıtıyor. Çünkü insanlar sadece evlerini kaybetmedi. Canlarını kaybettiler. Mallarını, umutlarını, sağlıklarını, hayatlarını, birçok şeyi kaybettiler. Ve bu kayıplar hâlâ telafi edilemedi. Zaman geçtikçe iyileşmesi gereken yaralar, sanki olduğu yerde kaldı.

Toplum hayatına devam ediyor. Herkes kendi sıkıntısını kendi içinde yaşıyor. Herkesin derdi kendine yetiyor ancak tam da bu yüzden toplumsal olarak bir yetersizlik hissi büyüyor. Bilinçsizlik, bilgisizlik, duyarsızlık birbirine karışıyor. Ortada büyük bir acı varken, hayatın bu kadar normal akabilmesi insanın duyuncunu rahatsız ediyor. En tehlikeli olan da bu durumun normalleşmesi. Konteynerda yaşamanın, kayıplarla baş başa kalmanın, belirsizliğin uzamasının olağan kabul edilmesi. Üzerinden zaman geçtikçe acının hafiflemesi gerekirken, görünmez olması toplum olarak akut dönemde tepki gösterip durumun ve sürecin kronikleşmesine alışmak oldu.

Arada kalmış bir yer burası. Üzülmenin yetmediği, yapamamanın can sıktığı, görmenin rahatsız ettiği, görmemenin ise insanı duyarsızlaştırdığı bir yer. Ve belki de en acısı, bu hâlin artık normalleşmeye başlaması.

Toplum zamanla sessizleşti. İlk ayların öfkesi ve dayanışması yerini alışmaya bıraktı. Gündem değişti, acı arka plana itildi. Hayatına devam edebilenler için deprem, hatırlanması rahatsız eden bir konuya dönüştü.

Her yerden, her yönden, fersah fersah pislik akıyor. Bu pisliğin içinde de yaşamımızı sürdürüyoruz. Her şeye alışıyor, her şeye çok hızlı bir şekilde kısa sürecek kadar tepki gösteriyoruz. Haksız da değiliz anlıyoruz,elimizden geleni yapıyoruz ama sürdüremiyoruz.

Sonuçta yapılanlar yetmiyor, çünkü hiçbir şey yeterince uzun süre sahiplenilmiyor. Bu geçicilik bireyin çaresizliği ile birleştiğinde toplumsal bir kabule dönüşüyor. Zaman geçtikçe bu sessizlik alışkanlığa, alışkanlık da normale dönüşüyor. Normalleşen her şey gibi, bu durum da sorgulanmadan sürüyor. İnsan en korkunç şeylere bile alışıyoruz. Ve insanın başına gelebilecek en büyük felaket de her duruma alışmasıdır. Alışmak ise varoluşu katlanır kılmanın en sinsi yoludur..

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar

   Bu yazı henüz yorumlanmamış...

Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Turktime uygulamasını indirin, günün gelişmeleri cebinize gelsin.
Google Play
App Store
Facebook Twitter Instagram Youtube
GÜNCEL SİYASET DÜNYA MEDYA MAGAZİN SPOR YAZARLAR RÖPORTAJLAR PORTRELER ANKARA KULİSİ FOTO GALERİ VİDEO GALERİ KÜLTÜR SAĞLIK EKONOMİ TEKNOLOJİ ANALİZ TEKZİP
Masaüstü Görünümü
İletişim
Künye
Copyright © 2026 Turktime