Turktime
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Coğrafya Kader midir?
Elif Hece Öztürk
YAZARLAR
21 Temmuz 2012 Cumartesi

Coğrafya Kader midir?

Astroloji ilminde, dünyaya geldiğimiz coğrafyanın, karakter gelişimi ve dünyevi kadersel yolculuğumuzdaki önemi göz ardı edilemez. Nasıl bir coğrafyada doğduğumuz, ailemizin, kültürel, dini, sosyolojik kavramlara bakış açısı yolculuğumuzda etkindir. Milyonlarca Balık Burcu vardır, hepsinin temeli, fedakârlık olsa da, merhametin eksi ve artı kutuplarında bir o yana bir bu yana savrulsalar da, adanmak ve adamak dünya imtihanının özeti olsa da, bu alt zemin üzerine inşa edilecek yapı türleri bir değildir. Bireyler kırklı yaşlarına kadar doğdukları feleğin potansiyel özelliklerini, deneme yanılma, tecrübe yolu ile öğrenirler, kırklı yaşlardan sonra ise çoğunlukla bu tecrübe yolunda durulur, ne kadar almış ise hazne o kadarıyla var ise ömrün geri kalanı tamam olur. Bundan mütevellit, kırk sayısı insanoğlu için olgunluğun kapısı olmalı zira pek çok Peygambere ilk vahyi kırk yaşında gelmiştir, yeni doğan bebeklerin kırk uçurma adeti vardır, yeni doğum yapmış kadının loğusalık dönemi kırk gündür ve kırk sayısıyla ilgili günümüze kadar gelmiş pek çok anlatı mevcuttur. Kırklı yaşlar ya kemali insanın o yaşa kadar edindiği tecrübe ile kendisini bilmesiyle ya da kırkından sonra…

 

Buraya kadar olan açıklamanın akabinde, asıl mevzuya geçelim. Dünyevi hani o elimizle işlediğimiz fiillerden de sorumlu tutulacağımıza iman ettiğimiz dünyevi kaderimize.

 

Doğduğumuz ve yaşadığımız coğrafyanın ortak kaderini paylaşıyoruz. Astrolojide insanların sıkıntılı süreçleri,  göksel etkilerin birbiriyle olan açı kalıplarıyla, bir öngörü, bir tür hava durumu gibi önceden belirlenebilir. Bir akademisyenin öngörüleri, bir bilim adamının öngörüleri ve hatta uluslararası stratejisyenlerin, savaş ya da ekonomik öngörüleri gibi. Biri ortamı değerlendirir, tarihi literatüre bakar, diğeri hem bunlara bakar hem de göksel tesirlere ve yine astrolojistik istatistikilere geçmiş tarihlere bakar ve öngörüde bulunabilir.

 

Peki, yetim kalmak, hani bir çocuk iki çocuk değil, 4,5 milyon çocuğun yetim kalması hepsinin haritasında yetim kalma potansiyeli mi vardı! Tabii ki hayır, astroloji burada durmalı. Coğrafyanın politik yapısını, nasıl etkileneceğini, neleri doğuracağını evet öngörebilir, Ama bireysel olarak o bölgede doğan çocukların yetim kalması ise astrolojinin bilme işlemi değil, orada doğan çocukların yasadığı coğrafyanın kaderine adananlardan olmalarıdır. Sen yaşa diye, ben öleceğim…!

 

İnsanlık tarihi bugünkü Ortadoğu’da başladı ve ne yazık adım adım başladığı noktaya doğru gidiyoruz. Birinin kaderi, senin kurtuluşun olabilir, her şey Haktan amenna,  pasif  iyi olmaktan aktif iyiye geçme zamanı, o yetim kalan çocuklar için düşünme ve fiiliyata geçme zamanı. O çocuklar geleceğin yetişkinleri olacak, şuanda bir kaktüs misali dikenle büyüyorlar,  taze bilinçlerine, kan, intikam, nefret tohumlarıyla her gün kendilerini yeniden kutsuyorlar, oysa onlara el uzatmak kalıcı çözümler bulmak ve uygulamak, o çocukları geleceğin barış güvercinleri yapabilir, geleceğin gül fidanları yapabilir… Dünya yeterince pislendi, her yerden çürüdük, sen bir adım at, diğeri bir adım atsın da, yoksa kaderde güzel günler, bırak kader utansın…

 

“başkalarını düşün: kahvaltını hazırlarken düşün başkalarını. Güvercinlere yem vermeyi unutma. Başkalarını düşün savaşırken, barış isteyen ötekileri. Su faturanı öderken, düşün sadece bulutlardan su içenleri. Eve giderken, kendi evine, çadırda yaşayanları düşün. Uyurken ve gezegenleri sayarken baş koyacak bir yastığı olmayanları… İmgelerle özgürleşirken sen, konuşma hakkı gasp edilenleri düşün. Ve uzaktaki ötekini düşünürken kendini düşün ve de ki: keşke bir mum olabilsem şu karanlıkta”. Mahmud Derviş

 

Hayırlı Ramazanlar. Bir mum olmaya çalışmayalım, Olalım bir mum, şu karanlığa.

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar
 Misafir
 31 Temmuz 2012 Salı 14:27
Ahlak olmayınca terbiye de olmuyor. 18:41'in mesajındaki gibi.
 Misafir
 27 Temmuz 2012 Cuma 22:49
Cok cok özür dilerim Elif hanim sayfaniza karsi elimde olmayan nedenlerden dolayi konuyla ilgisi olmayan yorma benzer bir seyler yazdim.Eee hirsizin hic mi sucu yok.Derin saygilar
 Misafir
 26 Temmuz 2012 Perşembe 18:41
En iyi yönetilmek bicimi, bütün komsularini süsman belirleyip hic birinle alis veris yap,ayacaksin.Elin Avrupalisi gelip sana o yakinlikta olan pazarlari senin elinden alacak ve buna da iyi yönetim bicimi diyeceksin.Yillarca garb ahalisi Türkiyenin bu tutumundan pek memnun kalmisti simdi ise hirsindan catliyor birde patliyor.Türkiye lider bir ülke konumuna gelmistir istersen sende patlayip catlayabioirsin.
 Misafir
 24 Temmuz 2012 Salı 20:35
Coğrafya kaderdir de kötü yönetilmek de kader midir??
 Misafir
 23 Temmuz 2012 Pazartesi 11:15
Sükût... Kıvrım kıvrım uzaklık uzar; Tek nokta seçemez dünyadan nazar. Yerinde mi acep, ölü ve mezar? Yeryüzü boşaldı, habersiz miyiz? Güneşe göç var da, kalan biz miyiz?" Necip Fazıl Kısakürek
 Misafir
 22 Temmuz 2012 Pazar 14:00
"Ve uzaktaki ötekini düşünürken .." Arakan (Myanmar-Burma) diye bir yer var taa uzaklarda Müslümanların canları her yerde yanmaya devam ederken.. Suriyeyi cümle alem kınarken kan akmaya devam ediyor.. dediğin gibi :" Sen yaşa diye ben öleceğim." Birileri dünyaya sığmıyor..Gözlerine görünecek var az kaldı az..Herkese hayı
Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Turktime uygulamasını indirin, günün gelişmeleri cebinize gelsin.
Google Play
App Store
Facebook Twitter Instagram Youtube
GÜNCEL SİYASET DÜNYA MEDYA MAGAZİN SPOR YAZARLAR RÖPORTAJLAR PORTRELER ANKARA KULİSİ FOTO GALERİ VİDEO GALERİ KÜLTÜR SAĞLIK EKONOMİ TEKNOLOJİ ANALİZ TEKZİP
Masaüstü Görünümü
İletişim
Künye
Copyright © 2026 Turktime