GÜNCEL
SİYASET
DÜNYA
MEDYA
MAGAZİN
SPOR
YAZARLAR
RÖPORTAJLAR
PORTRELER
ANKARA KULİSİ
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
KÜLTÜR
SAĞLIK
EKONOMİ
TEKNOLOJİ
ANALİZ
TEKZİP


ASTROPOLİTİK
Astroloji, gökyüzünde seyreden yıldızların (gezegenler),insan ve doğa yaşamı üzerindeki etkilerini inceler. Bir istatistiki geçmişe sahiptir, gezegenlerin seyri esnasında, birbirlerine yapmış oldukları açıların, yaşam üzerinde etkisi ne olabilir, insana kendisine bahş edilen akıl ve iradeyle, yıldızların doğrudan beynimize ulaştırdığı etkiye göre, nasıl eyleme geçer ve zararlı bir açıda lehine çevirmesi adına ne gibi bir çabaya girmesi gerektiği hususunda yardımcı olan bir rehber ilimdir.
Astroloji salt insan ve doğa(yerküre faaliyetleri) ile sınırlı değil, aynı zamanda, politik (mundane) astrolojide, ülkelerin kuruluş anındaki zaman-mekân ve tarih verilerine göre, o ülkenin de kader yolu üzerinde, kendisine takdir edilene nasıl gittiği, ne gibi bir geçmişten geldiğini ve nasıl bir geleceğe doğru yürüdüğünü de bizlere gösterebilir. Bu yazılmış olan Levh-i Mahfuz’da kayıtlı an be an kaderi okumak değildir, karakteri insanın kaderidir derler, astroloji de, yıldız haritaları üzerinden ülkenin karakterini tahlil eder ve sonraki süreçte yıldızların seyri (transit) esnasında ülkenin doğum anındaki gökyüzü haritasında keskin noktalarla olan açı ilişkisine göre anda olan ve süreçte devam eden olayları tahlil eder, öngörür.
Öngörü ve sezgi yaşamda her alanda doğal olan bir durumdur, kehanet veyahut falcılık değildir bu, keza öngörü iyi bir gözlem ve objektif bakmanın ürünü, sezgiler ise yaklaşan etkilerin bilgi ile beyinde sentezlenmesinin ürünüdür. Şüphesiz son karar Allah’ın takdiridir O’na aittir, bir edep çizgisi vardır olmalıdır.
Yaşadığımız coğrafyada, ezoterik kültürümüze dönüp baktığımızda, pek çok tıp, astronomi, matematikçi, mutasavvuf ve sufiler dünyasının saygın isimleri, astrolojiye ait mutlaka birkaç kelam etmişler, yaşamın değişik alanlarında astrolojiyle sentezleyip derin araştırmalar içine girmişlerdir.
Astroloji ilmi tarihler boyunca pek çok imparatorluğun var oluş evresinde ve tarihi literatürde kapladığı, tarihe not düşülen pek çok olayda, krallara, padişahlara, devlet yönetiminin çeşitli alanlarında rehberlik etmiştir. Zaman zaman bu minvalde tarihsel gelişim evresinde, kralların padişahların astrologlarına (müneccimbaşı-ilm-i nucum) ve çalışmalarına yer vereceğizdir.
Günümüz dünyasında tarihi süreçte, magazinsel ve ticari sömürü unsuru olarak kullanılmasından mütevellit, popüler kültürün hem çok konuştuğu hem de özünü saptırdığı, dejenerasyona uğramış haliyle, sebepte bu olunca, neticede bilim ve ilim dünyasının birtakım saygın insanları tarafından özüne inmeden, tarihi varlığı inkâr ve saçmalık gözüyle eğlence gözüyle görülmeye başlamıştır.
Türkiye Cumhuriyetinin yeniden kuruluşunun 88.Yıldönümünde, Ülkeler Astrolojisine, Türkiye ile başlangıç yapmak istedik. Türkiye Cumhuriyeti, 29 Ekim 1923, saat 20.30’da Ankara’da kuruluşunu ilan etmiştir. Bu veriyle, ülkemizin kuruluş anında, gökyüzünde seyreden gezegen konumlarının tesirleriyle ülkenin karakteri, geçmişi, geleceği, bir nevi yol haritası üzerinde, Hakkın takdir ettiğini yıldızlar aracılığıyla nasıl sebeplendirdiğini analiz edeceğiz.
Halk olarak verdiğimiz tepkiler, duygusal yapımız, mantıksız olabilecek davranışlarımız, ne ile beslendiğimiz ve ne yönde beslediğimiz bunun belirteci ise ay ve ikizler burcuna 12.eve yerleşmiş. Korkuyla beslenen ve korkularla besleyen bir ülkeyiz, ikizler yazılı sözel bilgi yayma hareket eylem etkisidir, duygularımızı gösterme bicimiziz tepkimizi ortaya koyma şeklimiz, bu yönden bakınca, çoğunlukla haberleşme medya kanalıyla geldiğini söylemek pekâlâ mümkündür. Çok konuşan ama bir şey yapamayan halkız diyebiliriz buna. Ay ülkenin nüfusunu halkını geçmişini gösterir. Ataerkilden ziyade anaerkil bir toplumuz. Kadınlarımız perde arkasında kalan çoğunlukla baskılanmış korkak bir tablo çiziyor olmasına rağmen ikizler etkisiyle düşünceleriyle erkeklerin üzerinde etkin bir güç göstergesi. (kolektif gezegenlerin transitleriyle bu yapı dönüşür değişmeyen tek şey değişimdir).
Ve dış kimliğimize baktığımızda, yengeç burcu kimliğinde, manevi değerlerine düşkün, gelenekçi bir imajımız vardır, güvenliğimizi tehdit eden bir unsur olduğunda tepkilerimiz epey sert olabilir, kendi içinde kendisine kapalı bir toplum olarak görülebiliriz, tabularımız, değişmezlerimiz vardır. Aile kurumu toplumumuzun kemiğidir, Dış dünyada en çok bu yönümüzle tanınırız aile kurumuna verdiğimiz önem. Yengeç burcu toprağı, mülkiyeti, geleceğe taşıyacağımız bırakacağımız miraslarımızı göstermekte ve dış dünyada en çok bu alanlara yönelik konularla gündem oluşturabiliriz. Pluto yükselen burcumuza yerleşerek güçlü, köklü, sürekli krizle dönüşen ve epeyce de kendi içinde hainleri barındıran, komplolarla güvenliğimizi tehdit eden olaylara bizi açık etmiş. Biz ülke olarak dönüşen ve dönüşmekle kalmayıp kendi içimizde oluşan her bir olayla dış dünyayı da değiştirecek, dönüştürecek bir kuvvete sahibizdir.
Cumhuriyetimizin 88.yıldönümünde kısmen nasıl bir şuurla harmanlanmış ülkeyiz değinmek istedim. Elbet bu ilim ve bu analiz bu kadarla asla sınırlı değildir, Zaman zaman ülkemizin temel yapısından başlayıp tarihi süreçte günümüze kadar olan yolculuğuna değineceğimdir.
|
Misafir 3 Kasım 2011 Perşembe 21:49
|
|
Misafir 3 Kasım 2011 Perşembe 13:45
|
|
Misafir 2 Kasım 2011 Çarşamba 20:18
|
|
ElifHece 2 Kasım 2011 Çarşamba 17:02
|
|
Misafir 2 Kasım 2011 Çarşamba 00:26
|
|
Misafir 2 Kasım 2011 Çarşamba 00:19
|
|
Misafir 2 Kasım 2011 Çarşamba 00:15
|
|
Misafir 1 Kasım 2011 Salı 23:48
|
|
Misafir 1 Kasım 2011 Salı 22:56
|
|
Misafir 1 Kasım 2011 Salı 18:40
|
Sayfa başına git








