Turktime
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Abdülhamid Han
Bülent Kuşoğlu
YAZARLAR
11 Nisan 2016 Pazartesi

Abdülhamid Han

Birçok dini-siyasi paradigmayı anlarım da bazılarının mantığını bir türlü kavrayamam. İlki bizim Anadolu çocuklarının neden Osmanlıyı yücelttikleridir. Çünkü, Osmanlı, özellikle yükselme döneminde  Anadolu çocuklarına güvenmemiş, yönetimde pek yer vermemiş, kurduğu Enderun’da yetiştirdiği devşirmelerle İmparatorluğu idare etmiştir. Anadolu’da Balkanlar ve Ortadoğu ile kıyaslanınca nerede ise Osmanlı eseri yoktur. Osmanlı, Anadolu’ya da doğru-dürüst yatırım yapmamıştır, Anadolu insanına da… Anadolu, Cumhuriyet döneminde adam yerine konmuş, yönetmeyi öğrenmiş, kulluktan vatandaşlığa yükselmiştir…  Ama bazı İslamcı ve milliyetçi Anadolu çocukları yine de Cumhuriyete söylemedik bırakmazlar, Osmanlıyı ise yere-göğe sığdıramazlar. Diyeceksiniz ki dini ve etnik sebepler var. Onlarda geçerli değil, Anadolu Cumhuriyetteki kadar asla Müslüman ve Türk olmadı ki hiç, o gerekçeleri de bu nedenle bir türlü anlayamam.

İkinci anlamakta zorlandığım konu ise siyasal İslamcılarca, Abdülhamid’in Atatürk’ün yerine konmaya çalışılması, sürekli yüceltilmesidir. Hatta son zamanlarda Abdülhamid’in, Recep Tayyip Erdoğan’a benzetilerek günlük siyasete alet edilmesidir. ‘Cennetmekan’, ‘Han’ gibi ünvanlarla diğer padişahlardan ayrı bir değer verildiği işaret edilen Abdülhamid, sanki çok fazla siyasal İslamcılara yakınmış gibi algılatılıyor. Bence hiç ilgisi yok. Doğrudur, Abdülhamid, İttihat ve Terakki Fırkası’na karşıydı ama bazılarının anladığı şekilde İslamcı değildi ki… Hatta çağdaşlık peşinde ve Batıcıydı dahi diyebiliriz…
Osmanlıya ilk otomobili, denizaltıyı, bisikleti, kuduz ve verem aşısını Abdülhamid getirmiştir. Düşünün o tarihte bisiklet ve otomobil getirtiyor. Abdülhamid’den önce padişah olan Abdülaziz zamanında İngiliz Kraliçe’si Victoria bir otomobil hediye göndermiş. Bu Osmanlıdaki ilk otomobilmiş. Ancak, halk arasında şeytan işi görülen otomobil için şeyhülislamdan fetva alınamayınca otomobil boğaz sularına terk edilmiş. İşte Abdülhamid böyle bir olay sonrası ülkesine otomobil ve bisikleti getirmiş hükümdardır, hiç siyasal İslamcılara uyar mı?

Batılı anlamdaki okulları açıyor ve batılı eğitim kurumlarını da ilk o getiriyor. Arap milliyetçiliğinden hiç haz etmez ve daha çok batılı bir yaşamı tercih edermiş. Sarayına tiyatro yaptırmış ve opera ve tiyatro izliyormuş… Müzik okulu kurdurup, çocuklarına piyano kursları aldırmasına siyasal İslamcılar ne diyorlar bilemiyorum… Ya da kız çocuklarına eğitimi zorunlu tutup, karma eğitim veren okullar açtırmasına…
Hatta Arap alfabesini değiştirip, Latin alfabesini getirmeyi düşünmüş ama cesaret edememiş iddiası da vardır. Buna ne buyururlar acaba?

Aslında çağdaşlaşma ve batılılaşma mücadelesi Cumhuriyet kurulmadan önce hem de padişahlar eliyle başlatılmıştır. Abdülhamid’de siyasal İslamcıların bildiğinin aksine çağdaşlaşmanın ve batılılaşmanın zeminini hazırlayan padişahtır. O nedenle, istibdat yönetimini bir yana bırakırsak siyasal İslamcıların çağdaşlaşma yolundaki Abdülhamid hayranlığını anlayamam… Hele Abdülhamid ile Recep Tayyip Erdoğan arasında benzerlik kurulmasını çok saçma bulurum. Günlük siyaset için tarih bu kadar zorlanmamalı. En azından şöyle bir fark var Abdülhamid ile Erdoğan arasında; Abdülhamid, ABD’nin Erzurum’da konsolosluk açmasını reddetmiş, İzmir limanına izinsiz girmeye kalkan ABD savaş gemisini top ateşine tutturmuş iken, Erdoğan, ABD’nin Irak’a müdahalesinde Türkiye’nin kullanılması konulu 3 Mart Tezkeresi’nin çıkması için elinden geleni yapmış ve Amerikan askerleri için dua etmiştir… Abdülhamid için çağdaşlığa ve Batıya açık ama siyaseten tavizkar değil diyebilecekken, Erdoğan için çağdaşlığa ve Batıya kapalı ama kolaylıkla siyasi taviz veren biri diyebiliriz. Hele aldığı Yahudi ödülleri, Suriye sınırını İsraillilere vermek için yoğun mücadelesi ve önümüzdeki günlerde yapacağı alt yapısı hazırlanan İsrail anlaşmasını dikkate alırsak daha da rahat bu ifadeyi kullanabiliriz. Aslında Erdoğan için Yahudi yanlısı demek çok yanlış, tam tersine Arap milliyetçiliğine çok yakın biri ama siyasi ikbali için yapmadığı ve yapmayacağı yok…

Ancak, mutlaka Abdülhamid ile Erdoğan arasında benzerlik aranıyor ise her ikisi de özgürlük ve demokrasi karşıtıydı ve despot karakterliydiler diyebiliriz. Fakat, 150 yıl öncekini anlamak mümkünde günümüzde ki despotizmi anlayabilmek maalesef hiç mümkün değil…
Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar
 Misafir
 19 Temmuz 2018 Perşembe 22:47
Abdülhamidin çağında yaşamış gibi iftira ediyorsun saygısız B.Kuşoğlu.Hemşehrim olarak size saygı duyuyordum,sempatim vardı.Ama boyunuzdan büyük lafları edince tiksindim.Benim gözümde beş para değeriniz kalmadı.Tabi solcuların her zamanki halleri. Abdülhamid'e yazının sonunda attığın iftira.İftira ile beraber çelişkiye düşüyorsunuz.Hem Otomobili önceki padişah denize atmış,ama Abdülhamid hem otomobil,hem bisikleti ilk defa ülkeye getiren diyorsunuz.Yazıklar olsun,geçmişinden utanan adam.
 Misafir
 19 Nisan 2016 Salı 16:50
bu ne sacmalık boyle allah aşkına..bu ikilik sokma telası ecdatla araya fitne sokma arzusus nerdendir nedendir nicindir anlamak mumkun degil.tayyip erdogan icin ve abdulhamit icin de despot demiş vay anasına demek istiyorum...lafffffff hem de boş laf...
 Misafir
 17 Nisan 2016 Pazar 20:44
Çok komik bir seçmen tipi anlatayım iznizle; vatandaş ANAP tipi düşünceden başladı genç seçmenliğinde... Daha sonra Dyp'ye, çiller'e oy verdir aile etkisinde... sonrasında dinci refah'a! Arkasından okumalarından kafası bulanınca, "düzen"in partilerine oy vermeme kararı alıp siyasal islamcı oldu! Akabinde Ecevit'in ekonomik krizine ve askeri vesayete de kızdı ve kezzap akp'ye kerhen oy verdi. Sonra MHP'ye, derken Mansur Yavaş'ı beğenince CHP'ye... son seçimde ise artık sosyal demokrat oldu!...
 Misafir
 14 Nisan 2016 Perşembe 13:22
Tarihine sövmeyen,objektif ve saygılı bakabilen reddetmeyen anlamaya çalışan gerçek dindarla problemi olmayan darbecinin her türüne çiçekle örtülmüşüne, rütbeyle makamla yürüyen başlara hepsine karşı olan bir CHP olsa millet iktidar yapar ama aması var...Değişime kapalı zihinler kutucuların ekmeğine yağ sürüyor...CHP değişime direndikçe hırsızlara yarıyor. Bahçeli görevini açık etti şimdi gitmemek için paralel taklalar atıyor gitmezse Rızacılara yarayacak ama nafile...
 hulya
 11 Nisan 2016 Pazartesi 16:17
Erdoğan tarihte ne Abdülhamit gibi nede Atatürk gibi hiç bir şekilde anılmayacaktır.O tarihe, demokrasiyi yanlış anlamış Türkiye Cumhuriyeti 59-60-61'inci başbakanı ve 12'inci cumhurbaşkanı olarak geçecektir.
 Misafir
 11 Nisan 2016 Pazartesi 12:17
Güzel bir yazı...Sayın yazar keşke CHP'de sizin realistliğinize sahip kişilerin sayısı artsa...
Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Turktime uygulamasını indirin, günün gelişmeleri cebinize gelsin.
Google Play
App Store
Facebook Twitter Instagram Youtube
GÜNCEL SİYASET DÜNYA MEDYA MAGAZİN SPOR YAZARLAR RÖPORTAJLAR PORTRELER ANKARA KULİSİ FOTO GALERİ VİDEO GALERİ KÜLTÜR SAĞLIK EKONOMİ TEKNOLOJİ ANALİZ TEKZİP
Masaüstü Görünümü
İletişim
Künye
Copyright © 2026 Turktime