Turktime

Anayasa Mahkemesi... Çünkü...

“Şu şu üyeyi şu atadı, bunları da şu… Şartlar ne olursa olsun kararları zaten belli!” şeklindeki bir yaftayla üzerlerine yapışan bir hukuk üst kurumu değil siyasi yapılanma organı ezberini aldığı tarihi kararla bozduğu için…
ABONE OL
Abone Ol
Anayasa Mahkemesi... Çünkü...
Haberler / Haftanın Kazananı
31 Temmuz 2008 Perşembe 00:43
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş

Türkiye aylardır Anayasa Mahkemesi’nin vereceği karara kilitlenmişti. Ak Parti’nin kapatılması için açılan davanın hukuki değil siyasi bir dava olduğu, zaten Anayasa Mahkemesi üyelerinin bir hukukçu olarak değil kararlarını siyasi duruşları çerçevesinde verecekleri, davanın sonucunun da buna göre olacağı kehanetleri havada uçuştu.

 

Mahkeme üyeleri kim tarafından atandıkları baz alınarak ve daha önceki kararları kanıt gösterilerek hukukun en üst kurumu adeta bir siyasi parti olarak konumlandırıldı ne 2001 yılındaki değişikliklerin ne de başka bir unsurun Ak Parti’nin kapatılması dışında bir karar almaya yetmeyeceği savunuldu.

 

Görüntü de oydu.

 

Ancak… Anayasa Mahkemesi, bu görüntüyü ve zihinlere yer etmiş ezberi bozdu.

 

Anayasa Mahkemesi üyeleri, kimsenin emir eri olmadığını gösterdi...

 

“Şu şu üye şu oyu verir, çünkü…” tabusunu yıktı…

 

En yüksek hakimlerin, kendilerini atayan liderin uzaktan kumandası olduğu ve dava ne olursa olsun oyunun rengi belli kişiler olduğu çamurunu temizledi...

 

Ve aldıkları tarihi kararla yaklaşık altı aydır sancılı bir süreçte kıvranan Türkiye’yi kaostan çıkardı.

 

Ve demokrasi yolunda hem Türkiye, hem de Anayasa Mahkemesi kazandı.

YORUM EKLE

Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır

YORUMLAR

 polatbey
 9 Ağustos 2008 Cumartesi 
AKP nin yaptığı bütün filleri niteliğine ve niceliğine bakmaksızın yasal görmek, akp li olmayanların yaptıkları bütün fiilleri nitelik ve niceliğine bakmaksınız suç olarak görmek; demokrası bu işte. yaşasın aslan demokratlar...
 Kerpeten
 7 Ağustos 2008 Perşembe 
Bunda garip bi şey yokki, biz kurul üyeleri Anayasamız gereği her daim kazanmaya mahkumuz ! (Kılıcı Keskin Haşim Baba)
 Yiğit Karaman
 5 Ağustos 2008 Salı 
Anayasa mahkemesi aldığı kararla topu seçmene atmıştır. Evet üzerinde yapılan tüm spikülasyonları ortadan kaldırdığı gibi Türk demokrasisinin de önünü açmıştır. İşte size demokrasi AKP yüksek mahkeme, tarafından ki yasalar çerçevesinde buna hakkı vardır, laikliğe odak olmakla suçlanmıştır. Evet AKP kapıtılarak demokrasi zedenlememiştir ama seçmenin önünde şimdi iki yol vardır ya laik olacağız yada laik olmayan AKP yi tekrar seçeceğiz yani artık Türkiye yolunu belirleyecek. AKP de değişim olmaz
 Medeniyet
 1 Ağustos 2008 Cuma 
Sen suçu işle,nasıl olsa bir şekilde,birisiyle,bir sebepten halleder kurtarırız mantık ve davranışı Türkiye dışında Dünyanın-daha toplum olmamış ilkelleri hariç-(onların çoğundada yok ya) hangi yerinde veya toplumunda görülüyor ise,bilen varsa burada yazsın da öğrenmiş olalım.Dünya canlı yaşamı küresel ısınma ve iklim değişikliği nedeniyle yok olmak üzere.Bilim insanları araştırma üstüne araştırma yapıyor.Durum çok ciddi diyor.Basında kenar haberden üste çıkamadı.Ülkede bunun için kim ne yaptı?
 süleyman karaca
 31 Temmuz 2008 Perşembe 
Ben yüksek Mahkemeden Türk demokrasisine nefes aldıracak bir içtihat bekliyorum. Umarım bu beklentime gerekçeli kararda karşılık bulurum. Beklediğim şey; nerdeyse yüzyıllık bir demokrasi yarası olarak varlığını sürdüren ve hakim güç her ihtiyaç duyduğunda kaşıyarak kanattığı Laiklik ve İrtica kavramlarının açık, net ve anlaşılabilir bir şekilde açıklığa kavuşturulmasıdır. Bu her iki heyula kavram hep kullanılıyor, ancak ne Anayasa ne de diğer kanunlarımızda tanımları yok. Ve bu tanımsız kavramlarla bir kör dövüş, açık ve yakın iç düşman konsepti oluşturulabiliyor. Anayasa Mahkemesi, Sayın Cumhuriyet Başsavcısının İddianamesinde yer alan Ortodoks Laiklik yorumunu mu, yoksa Avrupa normlarına uygun demokratik Hukuk yorumunu mu benimsemektedir. Bunun sosyal ve bireysel hayatımıza yansımaları hangi kapsamda “İrticai nitelik” kazanmakta, hangi kapsamda bireysel ve toplumsal “hak ve özgürlükler” bağlamında değerlendirilmektedir. Eğer Anayasa Mahkemesi, bu kararının gerekçesinde bu belirsizliğe bir açıklık getirirse, kendi tarihinin en hayırlı işine imza atmış olacaktır. Yoksa, “benim oğlum bina okur, döner döner yine okur” tekerlemesiyle “az gittik, uz gittik, dere tepe düz gittik; döndük baktık, bir arpa boyu yol gittik” kısır döngüsünden çıkamamışız demektir.
 süleyman karaca
 31 Temmuz 2008 Perşembe 
Anayasa Mahkemesinin kararı benim için, iki farklı cepheden inanılması imkansıza yakın bir sürpriz oldu. Mahkeme üyelerinin “yargıçlar yönetimi”(jüristokrasi) yaftasından kurtulma isteklerinin doğal sonucu olarak, demokrasi yanlısı bir sunumu karar olarak ortaya koymalarıdır ki, aslında sonuç “yargı vesayeti”nin pekiştirilerek devam edeceğini gösteriyor. Bu kararla Ak Parti’nin siyaset alanı dikenli tel örgüyle çevrilmiştir. Alanın temerküz kampından farkı olmayacağı, alan dışına sarkmanın heran yeni yaptırımlara neden olacağını iyi görmek lazım. 21. yüzyıl Türk siyasetindeki “Erdoğan faktörü”nün siyaset yoluyla yok edilmesinin mümkün olmadığı görülünce, O’nu mefluç duruma getirecek bir manevradan başka bir anlamı yok bu kararın.
Sayfa başına gitSayfa başına git
Turktime uygulamasını indirin, günün gelişmeleri cebinize gelsin.
Google Play
App Store
Facebook Twitter Instagram Youtube
GÜNCEL SİYASET DÜNYA MEDYA MAGAZİN SPOR YAZARLAR RÖPORTAJLAR PORTRELER ANKARA KULİSİ FOTO GALERİ VİDEO GALERİ KÜLTÜR SAĞLIK EKONOMİ TEKNOLOJİ ANALİZ TEKZİP
Masaüstü Görünümü
İletişim
Künye
Copyright © 2026 Turktime