Abbas Güçlü, geçmiş bayramlarla günümüzü kıyasladığı yazısında kutlamaların artık çoğunlukla dijital ortamlarda yapılmasından dert yandı.
ABBAS GÜÇLÜ'NÜN YAZISI ŞÖYLE:
Bayram sonrası
Bayram diyorduk işte o da bitti. Yarın iş başı.
Sınavlara hazırlananlar için bayram tatili bir dinlenme değil daha çok test, daha çok stresti. Zaman daraldıkça tansiyon yükseliyor ama onların da özgürlüklerini ilan etmelerine çok az kaldı. Diğer öğrenciler için ise en keyifli günler başlıyor. Ne not baskısı var ne katı kurallar ne de sınav…
MEB mezuniyet baloları için yerli ve milli yeni kurallar getirir mi yakında belli olur. 4+4+4’ün ve ara tatillerin kaderi de okulların kapanmasından sonra masaya yatırılacaktır. Bakalım yeni formül neler getirecek?...
Bayramınız umarız keyifli geçmiştir çünkü herkes için zor bir yaz olacak. Hemen her konuda dağ gibi sorunlar var ve hemen hepsi bayram sonrasına ötelenmişti. Şimdi her geçen gün daha da artan bir şekilde çözüm baskısı yaşanacak…
Pek çok şey gibi bayramlar da dijitalleşti. Kutlamaların çoğu da dijital ortamlarda gerçekleşti.
Eskiden öyle miydi, hazırlıklar günler öncesinden başlar, heyecanla yol gözlenirdi.
Bayram tebrikleri özel olarak seçilir, özene bezene yazılırdı, postaya verilir ve kimlerden ne geleceği merakla beklenirdi. “Bayram coşkusu” diye bir şey vardı ve hiç bitmesin istenirdi. Her şey gibi bayramları da sıradanlaştırdık.
Gelin isterseniz bugün bu konuya biraz kafa yoralım. 9 günlük bayram tatilinin bir muhasebesini yapalım.
Dünden bugüne, bayram deyince hafızamızda kalan anıların ne kadarını bu 9 günde yaşayabildik?
Daha da önemlisi, yarın, bugünleri de arayacak noktaya gelmeyelim! Bu gidişle, yakın bir gelecekte bayram denildiğinde, “o da ne ki?” diyenler çıkarsa hiç şaşırmayalım...
Bayramlar artık coşkuyla kutlamak için değil, tatil olduğu için bekleniyor ve seviliyor. Uzatmalı tatiller olmasa belki de pek çoğumuz bayramın geldiğinin farkında bile olmayacak.
Bu bayramda çok net görüldü ki eğer cebinde kurban kesecek paran yoksa, bırakın tatile gitmeyi memlekete ailenin yanına gitmek bile ekonomik külfet haline geldiyse, çocuklara, torunlara en büyük paramız 200 TL verildiğinde dudak büküldüyse, “Niye böyle olduk?” diye oturup bir kez daha düşünmeliyiz!
YAZININ TAMAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ