Turktime
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
LİYAKATİN ÖNEMİNİ YİTİRDİĞİ TOPRAKLAR
Yiğit Miraç Tokat
YAZARLAR
4 Ekim 2021 Pazartesi

LİYAKATİN ÖNEMİNİ YİTİRDİĞİ TOPRAKLAR

Liyakat her dönemde ve her şartta önemli olması gerekirken ne yazık ki işi ehline vermemek iliklerimize kadar işlemiş. Sorunu günümüze tarihlendiremeyeceğimiz gibi biraz daha eskiye Osmanlı Devleti’ne kadar gitmemiz gerekmektedir. 


Osmanlı Devlet sistemini, politiğini ve en önemlisi de en tepeden tırnağa kadar karar alma mekanizmasını anlamak için devletin tarihini ikiye ayırmak daha doğru olacaktır.
Osmanlı Devleti’nin yaklaşık ilk 300 yıllık dönemi, iyi eğitimli liyakat sahibi padişah ve kadrolar-bürokratlar- tarafından yönetilmiş olsa da ne yazık ki geri kalan sürede devlet mekanizması padişahlardan ziyade liyakat sahibi bürokratlar tarafından idare edilmiştir. 


Padişahın gücü mutlak suretle baki olduğundan dolayı kimse tarafından sorgulanamayacağı gibi vezirler ve kritik alanlarda görev olan bürokratlar da Sultan’ın emir ve buyruklarına itiraz edemezlerdi, zaten nasıl etsinler ki, hepsi padişahın kulu değiller miydi!
Liyakatsizlik o dönemlerde içimize işleyerek bugünlere kadar gelmiştir maalesef. Yukarıda da dediğim gibi sorun bugünün değil dünün sorunudur.


Liyakatsiz padişahlara baktığımızda ilk olarak karşımıza 3. Mehmed ( 1595-1603) çıkarken devamında ise 3. Osman, 1. Mustafa gelmektedir. Bu padişahlar Osmanlı Devlet geleneğini, bürokrasisini, siyasi ve çoğu alanda devlet mekanizmasının ne olduğunu bilmeden koltuğa oturmuş, akıl almaz kararlar alarak ve uygulamalara imza atarak sistemin çok ciddi yaralar almasına sebep olmuşlardır. Kardeşlerini iyi bir eğitimden geçirmeyen 3. Mehmed, kuruluştan o güne kadar uygulanan şehzadelerin sancağa çıkma uygulamasına son vermiş, böylelikle kardeş şehzadelerin zindana atılarak fiziksel-ruhsal anlamda hastalıklı bireyler olmalarına sebep olmuştur.


Sadece 11 yaşında tahta çıkan 4. Murad ise 4 kardeşini zindana attırarak onların, hastalıklı ve depresif hallere bürünmesine sebep olmuştur. Kardeşlerinden sadece İbrahim, anneleri Kösem Mahpeyker Sultan tarafından korunmuş, zindandan kaçırılmış olmasında rağmen ruhsal sağlığı bozulmuş halde 4. Murad’ın ölümünden sonra 25 yaşında tahta çıkmayı başarmıştır; fakat ruh hastası bir padişah olarak. Buraya bir not ekleyelim isterseniz! 4. Murad’ın şehzadesi olmadığı için Osmanlı soyu 18. Padişah İbrahim tarafından devam etmiştir!


Şöyle söyleyebilirim: Halk padişahın kulu idi, padişah da gücünü ve kudretini Allah’tan aldığına inanırdı. Dolayısıyla padişahın aldığı kararlar sorgulanamazdı, sultanın liyakat sahibi olup olmadığı da önemini yitiriyordu. Kısacası, padişahlar da genelde liyakata bakmaz sadece kendilerinden korkan insanlara önem verirlerdi. 


Kaçak padişah Vahidüddin bile kendi soyuna bakın ne demiştir: “Hanedanımıza her türlüsü gelmiştir. Sarhoşu, delisi, aptalı vardır ama dinsizi yoktur.”
Gel gelelim günümüze… Kurum ve kuruluşlara yapılan atamalara çok şaşırmamak lazım, liyakatsizlik demek ki iliğimize işlemiş. Boğaziçi Üniversitesi rektör krizi bunun sadece küçük bir örneği ve medyaya yansıyanı. 
Vay ki vay halimize. 

 

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar
 Misafir
 4 Ekim 2021 Pazartesi 11:53
Tarihinden ders almayan zihniyetin varacağı yer bellidir. Osmanlı Devleti’nin çöküş dönemini tekrar yaşıyoruz, çok yazık!
 Misafir
 4 Ekim 2021 Pazartesi 11:52
Tarihinden ders almayan zihniyetin varacağı yer bellidir. Osmanlı Devleti’nin çöküş dönemini tekrar yaşıyoruz, çok yazık!
Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Facebook Twitter Instagram Youtube
GÜNCEL SİYASET DÜNYA MEDYA MAGAZİN SPOR YAZARLAR RÖPORTAJLAR PORTRELER ANKARA KULİSİ FOTO GALERİ VİDEO GALERİ KÜLTÜR SAĞLIK EKONOMİ TEKNOLOJİ ANALİZ TEKZİP
Masaüstü Görünümü
İletişim
Künye
Copyright © 2021 Turktime