Turktime
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
ALLAH VE TANRI
Yiğit Miraç Tokat
YAZARLAR
6 Aralık 2020 Pazar

ALLAH VE TANRI

 

 

Türkler inanç olarak tek tanrılı bir inanç sistemini seçmiş ve ona da ‘Gök Tanrı İnancı’ diyerek tabi olmuştur.

Allah lafzının Türkçe karşılığı olan ‘Tanrı’ etimolojik olarak öz Türkçeden yani ‘Tengri’den gelmektedir. Özetle söylemek gerekirse Allah Arapçadır, Tanrı Türkçedir. Yaratanın Tanrı-Allah olarak kullanımı onun değerinden bir şey eksiltmeyeceği gibi Tanrı, Allah’ın Türkçe karşılığıdır.

İslam’ın özü Tevhid’dir. Vahdet-Vucud köklerinden türemiştir ve temelde tekliği kabul eder, yani teklik bilincini ve uygulamasını esas alır. Atalarımız da temelde bu inanç ve sistematiğini idrak etmiş ve tek tanrılı inanç sistemini ve yaratanın tek olduğunu kabul etmiştir.

Şimdi etimolojik olarak yaratıcımız için kullanılan birkaç ifadenin köküne bakabiliriz.

Allah... Arapça

Tengri... Öz Türkçe

Tanrı... Türkçe

Çalap... Eski Anadolu Türkçesi

Rab... Etimolojik olarak ibranice kökenli olduğu bilinen bu ifade, ‘yaratıcı’, ‘yüce’ anlamlarına karşılık gelirken aynı zamanda Arapçada da eşanlamı bulunmaktadır.

Rab, Kur’anda Allah anlanımda kullanılmaktadır. Bununla ilgili enam suresinin 80. ayetinde ‘Rab’ ifadesini görebiliriz. “Ben sizin O'na ortak koştuğunuz şeylerden korkmam. Ancak, Rabbimin bir şey dilemesi hariç. Rabbimin ilmi her şeyi kuşatmıştır. Hâla ibret almıyor musunuz?”  

Özetle, yukarıda bahsi geçen ve yaradanı ifade eden tüm hitap şekiller doğrudur, kullanılabilir ve birisinin diğerinden hiçbir farkı yoktur.

Gelgelelim ki bazı kesim ve çevreler, ne hikmetse Türkçe ‘Tanrı’ ifadesini kullanmaktan geri dururken kökeni İbranice olan ‘Rab’ kullanımına bir şey dememektedir. Sıkıntıları galiba dilimizle, Türkçemizle veya atalarımızla. Dış mihrakları bırak içimizdekilere bak! Türkçeye antipati duyan hatrı sayılırı kesim var ne yazık ki içimizde. Birilerinin dün olduğu gibi biz Türkler ve Türkçe ile sıkıntılarının olduğu zaten bilinmektedir.

Galiba kendileri Türkçeyi en güzel, edebi olarak pekala kurallı şekilde kullanan, Türk tasavvuf şairimiz, halk ozanımız Yunus Emre’den pek daha iyi bir müslüman olsa gerek! Hep birlikte bakalım gönül ehli, İslam aşığı, Türk sevdalısı tasavvuf şairimizin yazdığı bir şiire ve o şiirde kullandığı ifadeye. Yunus Emre yüce yaratanımıza Çalap/Çalab diye hitap ettiği ‘Miskinlik ile Gelsin’şiiri...

“Aksakallı bir koca, Hiç bilmez ki hâl nice,

Emek yemesin hacca, Bir gönül yıkar ise,

Gönül Çalab'ın tahtı, Çalap gönüle baktı

İki cihan bedbahtı, Kim gönül yıkar ise”…”

Yunus Emre bu işi bilmiyor galiba, baksanıza beyitinde yaratana ‘Çalap’ diye hitap etmiş! Ayıp etmiş-günah işlemiş!

Maalesef ki okuma-araştırma yapmayı pek seven bir ülke olmadığımızdan dolayı, hacı hoca geçinen kimi tayfaları ekran başında izleyerek, dizlerinin dibine oturup dinleyerek dinimizi öğrenir olduk.  Onlar ağlar biz de ağlarız, onlar anlatır biz ‘evet doğru söylüyor, bak ne güzel konuşuyor, demek ki böyleymiş’ der dururuz. Söylediğini kabul eder, yanına gider elini-eteğini öperiz. Bu hikayade böyle sürer gider ne yazık ki. Okumayız, dinleriz. Düşünmeyiz, itaat ederiz.

Mensubu olduğumuz dinimizin kitabını bile Türkçe okumamızın anlam ifade etmeyeceğini söyleyen bu sözde hocalar yüzünden 1.400 yıldır dinimizin anayasası olan Kur’an-ı Kerim’i duvara astık ve orada öylece ne yazdığını bilmeden tozlanmasına izin verdik. Herhalde birileri Türkçe okumamızı ve anlamamızı istemiyor. Ne yazıyorsa kitabımızda, korktukları bir şey var galiba öğrenmemizi istemiyorlar. Onlar biliyor tabi Kur’an-ı Kerim’in diz bezirganlarına tokat attığını.

Bu arada ben yanılıyorum galiba, Mahkeme-i Kubra’da sorgu Arapça olacaktı değil mi! Vay benim halime ki Arapça bilmiyorum! Ne olacak şimdi!

Kur’an-Kerim’i kendi dilimizde okuyup anlayalım diye Elmalılı Hamdi Yazır’a tefsirini yaptıran Mustafa Kemal’e hürmeten...

Dilimize, Türkçemize sahip çıkmak var olmanın en temel koşuludur.

 

  

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar
 Misafir
 6 Aralık 2020 Pazar 18:23
Önemli bir sorunu toplumsal gerçeklerden yola çıkarak ele almışsınız Yiğit Bey. Ana dilimiz bizim kimliğimizdir, kültürümüzdür. Duyarlılığınız için kutluyorum.
 Gülsen
 6 Aralık 2020 Pazar 11:54
Kalemine sğlık insanlara dinlemeyi değil araştırmayı ve okumayı hatırlatmışsın
 Emel Uslu
 6 Aralık 2020 Pazar 11:02
Bu kadar doğru sözün üzerine ne diyebilirim,Çok önemli gerçekleri dile getirdiğiniz için teşekkürler.
Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Facebook Twitter Instagram Youtube
GÜNCEL SİYASET DÜNYA MEDYA MAGAZİN SPOR YAZARLAR RÖPORTAJLAR PORTRELER ANKARA KULİSİ FOTO GALERİ VİDEO GALERİ KÜLTÜR SAĞLIK EKONOMİ TEKNOLOJİ ANALİZ TEKZİP
Masaüstü Görünümü
İletişim
Künye
Copyright © 2022 Turktime