MENÜ
Ankara
Turktime
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Yetkileri Tamamen Budanmış Meclis
Sibel Kızılkaya İtkü
YAZARLAR
30 Mart 2017 Perşembe

Yetkileri Tamamen Budanmış Meclis

Hangi hak, bir ülkenin temsilcilerine, demokrasiyi ortadan kaldırma ya da son derece teknik konuları halkoyuna sunma yetkisi verebilir?  Sırf bu yüzden ana muhalefet partisinin Anayasa Mahkemesine gitmeme kararını da, sebebi her ne olursa olsun anlamak mümkün değildir. Üstelik değişikliğin oylanması esnasında yapılan onca usulsüzlüğe rağmen!
 
       Her şeyden evvel, 18 maddelik anayasa değişikliği teklifinde, yürürlük maddesini saymazsak toplamda anayasanın 17 maddesinde değişiklik yapılması gerekirken, sadece tek bir maddesinde (16.mad.),  anayasanın 79 maddesinde birden değişiklik yapılmıştır. Aslında hukukçuların dahi bu metin karşısında yaşadığı kafa karışıklığı düşünülecek olursa, vatandaşların bu ülkenin geleceğini ilgilendirecek böylesine önemli bir konuda değişikliğin neler getirdiğini tam olarak anlayıp, rasyonel bir karar verme ihtimali pek de mümkün gözükmemektedir.
 
           Dolayısıyla bu halk oylamasının sonucunu, yine partilerin propaganda gücü belirleyecektir. Üstelik şartlarda eşit değildir.  Bir tarafta devletin tüm imkânlarını kullanan, algı operasyonları yaratmadaki ustalığı ortada olan bir iktidar partisi varken, diğer tarafta, son derece sınırlı olanaklarla çalışmalarını sürdüren, hatta ve hatta sırf “hayır” dedikleri için terörist olmakla suçlanan “hayır”cılar bulunmaktadır.
 
       Ancak her şeye rağmen “hayır”cılar, neden hayır dediklerini, son derece somut, bilimsel verilerle anlatabilirken, “evet”çilerin ellerinde, ötekileştiren, kutuplaştıran bir dil ve  siyasi polemiklerden başka bir şey bulunmamaktadır. Hatta ve hatta “Atatürk’ün de hayatta olsaydı evet diyeceği, çünkü vakti zamanında anayasa değişikliğindeki yetkilere onunda sahip olduğu” gibi akıl almaz iddiaların ise siyasi algı yaratma çabasından başka, hiçbir gerçekliği bulunmamaktadır. Aksine Cumhuriyet kurulduktan sadece bir yıl sonra kabul edilen 1924 Anayasası’nda bile Atatürk’e veto ve fesih yetkileri verilmeyerek, milletin kaderi o zaman bile tek bir kişiye bırakılmamıştır.  
 
           Bu anayasa değişikliği ile meclisin daha güçleneceğini iddia edenler, bunun nasıl olacağı konusunda ise somut hiçbir veri ortaya koyamamışlardır.
 
        Hâlbuki mevcut anayasada meclisin yasa ve bütçe yapma aynı zamanda yürütmeyi denetleme gibi temel yetkileri bulunurken,  bu anayasa değişikliği kabul edildiği takdirde, meclisin bu yetkilerinin hiç birinden eser kalmayacaktır.
 
       Çünkü artık meclisin,  soru ve gensoru yoluyla yürütmeyi denetleme yetkisi ortadan kalkacağı gibi,  yine meclisin denetleme usullerinden; yazılı soru ve meclis soruşturmasının muhatapları ise yetkili ve siyaseten sorumlu Cumhurbaşkanı değil, siyaseten sorumsuz, cumhurbaşkanı yardımcıları ve bakanlar olacaktır.  Yani yürütmenin tek yetkilisi olan Cumhurbaşkanı, bu denetim usullerinden hiç birine tabi olmayacaktır.
   
       Ayrıca meclisin yasa yapma yetkisi de elinden alınarak, tüm konularda Cumhurbaşkanı, kanun yerine geçen cumhurbaşkanlığı  kararnameleri çıkarabilecektir.  
 
      Aynı şekilde meclisin elinden bütçe yapma yetkisi de alınarak, meclisin, tek yetkili cumhurbaşkanına karşı fren oluşturmasının da önüne geçilecektir.
 
      Yine meclisin yetkilerinin budanması bunlarla da sınırlı kalmayacak ve cumhurbaşkanı aynı zamanda gerçek bir veto yetkisine de sahip olacaktır. Gerçi cumhurbaşkanı mevcut anayasada da kanunları bir kez görüşmek üzere meclise geri gönderebilmekte ve geri gönderilen kanun mecliste toplantıya katılanların salt çoğunluğu ile aynen kabul edildiği takdirde yasa yürürlüğe girmektedir. Oysa bu anayasa değişikliği ile cumhurbaşkanının vetosu gerçek bir vetoya dönüşecek ve TBMM üye tamsayısının salt çoğunluğu, yani en az 301 kabul oyu olmadan cumhurbaşkanının veto ettiği kanunun yasalaşması mümkün olmayacaktır. Kaldı ki meclis çoğunluğunu elinde bulunduran cumhurbaşkanına karşı bu sayıya ulaşmanın imkânsızlığı da ortadadır.  Çünkü bunun içinde söz konusu anayasa değişikliğinde cumhurbaşkanı seçimi ile milletvekili seçimleri aynı gün yapılarak, cumhurbaşkanı ile meclis çoğunluğunun aynı partiden olması sağlanmaya çalışılmıştır.
 
      Ayrıca son günlerde iktidar yetkililerince; anayasa değişikliğinde cumhurbaşkanının fesih yetkisinin olmadığından bahsedilmektedir. Ancak kelime oyunları ve laf cambazlığı ile yürütülen bu siyasi polemiğinde gerçeklerle hiçbir alakası yoktur.   Her ne kadar söz konusu değişiklikte fesih denilmemiş olsa da, cumhurbaşkanının hiçbir şarta bağlı olmaksızın, istediği zaman seçimlerin yenilenmesine karar verebilmesi,  hukuken fesih anlamına gelmektedir.  Bu durum,   meclise de seçimleri yenileme yetkisi verildiğinden bahisle savunulmaya çalışılsa da bununda pratikte hiçbir hükmü olmayacaktır. Çünkü cumhurbaşkanı kimseye sormadan istediği zaman seçimleri yenileyebilecekken, meclis ancak 360 milletvekilinin oluru ile seçimleri yenilebilecektir. Yukarıda da belirtildiği üzere, meclis çoğunluğunu elinde bulunduran cumhurbaşkanına karşı, meclisin bu nitelikli çoğunluğa ulaşabilmesi ise neredeyse imkânsızdır
 
       Ezcümle bu anayasa değişikliği ile tüm yürütme yetkileri kendisinde toplanan cumhurbaşkanının karşısında, yasa ve bütçe yapan, denetleyen bir meclis değil, yetkileri tamamen budanmış, sadece parmak kaldırma kurumuna dönüştürülmüş bir meclis olacaktır. Ya da gerçekte artık bir meclis olmayacaktır! 
Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar
 Misafir
 5 Nisan 2017 Çarşamba 14:20
ERDOĞAN’A RAĞMEN FETO’CULAR KORUNUYOR MU? Türkiye’nin en büyük 100 işletmesinden biri olan Kayseri Şeker Fabrikası’nda ilginç gelişmeler yaşanıyor. Boğazlıyan başta olmak üzere birçok yerde işletme ve ortakları olan Kayseri Şeker, bir süredir FETÖ tartışmaları ile gündemde. Kayseri Şeker’de Genel Müdür Levent Benli, FETÖ’ye kaynak aktarmaktan tutuklanırken, gelişmelerden 1. derece sorumlu ve aynı zamanda Levent Benli’nin amiri olan Hüseyin Akay’ın etrafındaki siyasi zırh, Kayseri’de gündemin bir numaralı tartışma konusu. Kayseri’de yerel yayın yapan günlü gazete Kayseri Deniz Postası, 25 Ağustos 2016 tarihli yayınında, AKP Gurup Başkan Vekili Mustafa Elitaş’ı Kayseri Adliyesi’ne makam arabası ile giriş yaparken yakalamış, Elitaş’ın ziyareti sonrasında da 20 FETÖ elemanının serbest bırakıldığını iddia etmişti. YURT’a gelen bilgilere göre akıl almaz iddialar bunlarla da sınırlı değil. Kısa süre önce Kayseri Şeker’e Yozgat Polisi’nin düzenlediği FETÖ/PDY operasyonu çerçevesinde gözaltına alınan 6 kişiden 3’ü tutuklanmıştı. Yozgat Emniyet Müdürlüğü tarafından Kayseri Şeker Fabrikası Boğazlıyan entegre tesislerinde usulsüzlük yaptıkları, himmet adı altında çalışanlardan para topladıkları, FETÖ’ye sistematik şekilde finansman sağladıkları, Fethullah Gülen terör örgütüne mensup kişileri terfi sınavlarında kayırarak yüksek mevkilere terfi ettirdikleri ve örgüte bağlı olmayan kişilere psikolojik baskı uygulayarak istifaya zorlayıp iş akitlerinin feshedilmesine neden oldukları iddiasıyla gözaltına alınan; 2 hafta önce görevden ayrılan Kayseri Şeker Fabrikası Yönetim Kurulu Üyesi ve eski Genel Müdürü Levent Benli, yardımcıları Mehmet Özoğul ve Boğazlıyan Entegre Tesisi Müdürü Bilal Karaköse tutuklandı. Akay’ı kim koruyor? Tüm bu gelişmeler yaşanırken, Kayseri Şeker’in Başkanı hakkında tanıkların ciddi iddiaları kayıtlara geçmesine rağmen ifadesi dahi alınamayan Hüseyin Akay’ın etrafında oluşan siyasi zırh Kayseri’yi karıştırdı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, “FETÖ ile mücadele torpilsiz ve kayıtsız şartsız olacak” sözlerine rağmen binlerce emekçi ve devletin hissedar olduğu Kayseri Şeker’deki ilginç gelişmeler özellikle Kayserili siyasiler ve çiftçiler tarafından tepkiyle karşılanıyor. “Hüseyin Akay’ı kim koruyor?” sorusu Kayserililerin en önemli tartışma konusu. İŞTE YURT GAZETESİ’NİN MANŞETTEN VERMESİNE RAĞMEN SONRADAN SİLDİĞİ O LİNKİN ÖNBELLEĞİ: http://www.yurtgazetesi.com.tr/gundem/kayseride-neler-oluyor-h11595.html
 Misafir
 4 Nisan 2017 Salı 18:58
madem c.b herşeyi deyiştirme yetkisi ilen donatılıyor,2 yıl sonra seçim var çıkarırsınız bir aday ,2 yılda deyiştiklerini iptal eder kendinize göre sistem kurarsınız .2 yılda öyle yanlış işler yapılırki sizingibileri mumla ararlar sistemi elinize geçirmeniz zor olmaz.birkere başa geldinizmi de sizin nasıl bulunmaz hint kumaşı olduğunuzu billet anlar birdaha aşaa inmezizede musade etmez.madem herşey lehinize işliyor neden karşı çıkıyorsunuz anlamadım.elinize bundan iyi fırsat birdaha geçmez.
Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   İletişim  ♦   Künye
Copyright © 2018 Turktime