MENÜ
Ankara 11°
Turktime
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Suriye Çıkmazı
Sibel Kızılkaya İtkü
YAZARLAR
19 Ocak 2018 Cuma

Suriye Çıkmazı

Churchill’in o ünlü; “İngiltere’nin hiçbir zaman ezeli dostları ya da düşmanları yoktur, daimi çıkarları vardır.” sözünü hatırlatırcasına, bugün bölgeye bir şekilde destek veren istisnasız hemen her ülke,  kanlı ve siyasi hesaplar içine girmiştir.

         İktidar ise en başından beri bölgeyi doğru okuyamamış, yanlış beklentilerin peşinden koşmuş ve ülke, “kırk katır mı, kırk satır mı” misali, bir sorunlar yumağının içine hapsedilmiştir.

     Suriye’de yaşananlar, ABD ve Rusya’yı bölgede oluşan iki cephenin başı durumuna getirirken, Türkiye ise hem ABD, hem de Rusya ile stratejik ortak olarak, kendisini oldukça zor bir durumun içine sokmuştur. İşin en ilginç yanı ise ABD ve Rusya, güya IŞİD’i temizlemek bahanesiyle bölgeye girmişler ancak bölgedeki hedeflerine ulaşmak için de aynı IŞİD’i, birer sıçrama tahtası olarak kullanmışlardır.   Örneğin; ABD, IŞİD sayesinde PYD ile işbirliğine girmiş ve onların aracılığıyla Batı Kürdistan hedefi doğrultusunda çalışabilmiş,  yine Rusya, IŞİD sayesinde Akdeniz’e inme hayallerini gerçekleştirirken,  bölgenin belirleyici ve yükselen gücü olabilmiştir.

     Bilhassa son olarak Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “bir gece ansızın gelebiliriz” diyerek YPG kontrolündeki Afrin’e operasyonda kararlı olduklarını açıkladığı gün, ABD’nin Kuzey Suriye’de PKK/YPG’nin ağırlık taşıdığı Suriye Demokratik Güçleri’nin(SDG) 30.000 kişilik bir sınır güvenlik gücü kuracağını duyurması ise ülke olarak bizi oldukça tehlikeli bir eşiğe getirmiştir.  ABD tarafından bu birliğin Türkiye-ırak ve Fırat nehri boyunca faaliyet göstereceğinin açıklanması da,  PKK/PYD için kurulan bu devletçiğin veya özerk Kürt bölgesinin sınırlarının belirlenmesi anlamına gelmektedir. Nasıl bir ironidir ki ABD bu açıklamayı koalisyon adına yaptığını özellikle  belirtirken, koalisyona dahil olan Türkiye ise bu durumdan haberdar  değildir.   

     Aslında Suriye’de içinde bulunduğumuz çıkmazın er ya da geç patlak vereceği aşikârdı.  Zira ABD’nin bölgeyi IŞİD’den temizlemek için PKK’nın Suriye uzantısı YPG’yi kullandığını ve ayrıca onlara her türlü silah yardımı yaptığını bilmeyen yoktu.  ABD’nin YPG’ye bu hizmetleri karşılığında nasıl bir vaatte bulunduğunu tahmin etmek de hiç zor değildi. Gerçi ABD’nin bu hareketini sadece YPG’ye verilen sözlerin yerine getirilmesi olarak görmek de mümkün değildir. ABD bu hareketiyle,  belki de İran ve Rusya’nın bölgede artan etkinliklerinden duyduğu rahatsızlığı, kendine bir tampon bölge kurarak gidermek istemiş veya en yakın müttefiki İsrail’in güvenliğini sağlamaya çalışmıştır.   Ya da Suriye’nin geleceğinde söz sahibi olmak istediğini ve bu yolda kendine müttefik olarak da PKK/YPG’yi seçtiğini, cümle âleme duyurmak istemiştir.

      Türkiye ise ABD’nin kuzey Suriye’de PKK/YPG ağırlıklı bir sınır birliği kurulması kararını doğal olarak bir beka meselesi saymaktadır. Ancak böylesi bir operasyon, sonuçları ve bedeli öngörülemeyen bir seçenektir.  Özellikle siyasal alanda çok büyük riskler taşıdığından, her bir ihtimalin teker teker düşünülerek değerlendirilmesi, hamaset siyasetinden ve popülizmden uzak durulması son derece önemlidir.

        Rusya’nın askeri denetimi altında bulunan Afrin’e karşı bir askeri harekat halinde Rusya ve ABD’nin tepkisi ne olacaktır?    Afrin’in kontrol altına alınmasıyla ABD himayesindeki PKK/YPG nasıl sınırlanacaktır? Veya böyle bir operasyonun kısa, orta ve uzun vadeli sonuçları neler olacaktır? Dolayısıyla bu ve benzeri soruların cevapları etraflıca düşünülmeden yapılacak bir askeri harekât, tamamen bir macera olacaktır.

   Tüm bu gerçekler doğrultusunda, bir an önce ülke güvenliğini önceliğe alarak diplomatik dilimizi ivedilikle yumuşatmamız,  hamasetten uzak, her türlü ihtimalin ülke çıkarları doğrultusunda değerlendirildiği,  sağduyulu ve öngörülü bir dış politika izlememiz şarttır.  
Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar
 Misafir
 13 Şubat 2018 Salı 11:05
Yaa nasıl bir hayat yaşıyorsunuz anlamadım. Hala gavurların amaçlarını anlamadınız veya göremiyorsunuz. Amerikanın asker gönderdiği hangi ülke sizce amerika için bir tehdittir. Ve sonra o ülkelerin kuzey ve batı sınırlarına bakın. Neresi var TÜRKİYE. Gördünüz mü? Hedef Türkiye'yi kuşatma altına almak. Neden ülkelerin doğu veya güney sınırına inmiyor bu mallar düşünün. Sonrada uzlaşmacı yumuşak dille oturun konuşun biz size tabii olacağız deyin Demiiii. Güzel siyaset
 Misafir
 24 Ocak 2018 Çarşamba 13:44
éülke güvenliğini önceliğe alarak diplomatik dilimizi ivedilikle yumuşatmamız, hamasetten uzak, her türlü ihtimalin ülke çıkarları doğrultusunda değerlendirildiği, sağduyulu ve öngörülü bir dış politika izlememiz şarttır."nedemek istiyorsunuz ,gardını indir rahat vuramiyorum gibi geliyor bana.
Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   İletişim  ♦   Künye
Copyright © 2018 Turktime