MENÜ
Ankara
Turktime
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Söylenecek Sözümüz Var
Sibel Kızılkaya İtkü
YAZARLAR
8 Mart 2017 Çarşamba

Söylenecek Sözümüz Var

Kadınlar toplumun aynası gibidir. Öyle ki herhangi bir ülkede, sadece kadının toplumdaki sosyo- ekonomik durumuna veya istihdam düzeyine, ya da meclisteki kadın temsil oranına bakarak bile, o ülkenin gelişmişlik düzeyi ve demokrasi karnesi hakkında ciddi veriler elde edebilirsiniz. 
Kaldı ki toplumun yarısını oluşturan ve her türlü siyasi konjonktürden doğrudan etkilenen kadınları sürece dâhil etmeden, görüşleri alınmadan gerçekleştirilen bu anayasa değişikliği kabul edilse dâhi, aslında fiilen hiçbir zaman meşruiyet kazanamayacaktır.
Biz kadınlar, bugüne kadar çok büyük mücadeleler verdik. Hep beraber toplumsal cinsiyet eşitsizliğini körükleyen ve cinsiyetçi bir yaklaşımla hazırlanan kürtaj yasası, tecavüz yasası gibi yasalara ağır tahrik indirimlerine karşı tek vücut olduk, meydanları doldurduk, meclise yürüdük, mecliste yapılan yasa görüşmeleri sırasında yeri geldi geri adım attırdık. Ancak bu anayasa değişikliği kabul edildiği takdirde sadece bürokratik bir organa dönüşecek olan meclis, artık demokrasi, hak ve özgürlük taleplerimizin muhatabı olamayacaktır. Çünkü yasamayı, yürütmeyi ve hatta yargıyı tek başına kendisinde toplayan cumhurbaşkanı, istediği kanunu istediği şekilde çıkaran, istediği kişiyi istediği göreve atayan, üstelik de hiçbir denetime tabi olmayan,  dolayısıyla tamamen keyfi hareket eden tek adam olacaktır.
Mecliste kadın temsil oranımız zaten çok düşükken, bu değişiklikle parlamenter sistem ortadan kalktığında, temsil imkânımız bu kez sıfırlanacaktır. Artık bizler için bırakın yeni haklar elde etmeyi, eski elde ettiğimiz hakları kaybetmemek bile, başarı olarak addedilir hale gelecektir. 
Perşembenin gelişi çarşambadan belli olur misali, bugüne kadar toplumsal cinsiyet eşitsizliğini pekiştiren, körükleyen, destekleyen her türlü açıklama, yasal düzenleme ve uygulamalar, getirilmek istenen bu tek adam rejiminin, biz kadınları, erkek egemen zihniyetin kalın duvarları arasına tamamen hapsedeceğinin de ayak sesleri gibidir.
Kaldı ki kadın ve erkek eşitliğini sağlamak için imzaladığımız uluslararası sözleşmeye (CEDAW) rağmen, yasa ve uygulamalarla kadına sadece eş ve anne rolünün biçilmesi,  ayrıca devletin üstlenmesi gereken çocuk, yaşlı ve hasta bakım görevlerinin sadece kadının üzerine bırakılması, diğer yandan kadın istihdamının artması yönündeki söylemlere rağmen, çocuk bakım hizmetlerini destekleyen politikaların geliştirilmemesi,  erkek egemen zihniyetin kadına bakış açısını ve samimiyetsizliğini anlamak açısından önemlidir sanırım.  
Aynı zamanda,  devletin en üst kademesinden gelen “kadın ve erkeğin eşit olması fıtrata terstir” şeklindeki cinsiyetçi söylemler, 4+4+4 eğitim yasasıyla kız çocuklarının okula gitme oranının her geçen yıl azalması,  lisede evliliğe izin verilmesi,  her ne kadar geri çekilse de tecavüzcüsüyle evlenen çocuğun namusunun kurtulacağı zihniyetiyle hazırlanan önerge, hemen akabinde kaşla göz arasında cinsel istismar suçlarında 12-15 yaş aralığına zımni olarak rıza getiren yasal düzenleme, belediyelerce hazırlanan ve kadını sadece bir cinsel obje olarak gösteren kitapçıklar ve buna benzer daha pek çok düzenleme ve uygulama, bu değişikliğin gerçekleşmesi halinde daha da pekişecek ataerkil zihniyetin en bariz göstergesi değil midir? Dolayısıyla böyle bir zihniyete sahip, üstelik tek adamın her şeyi belirlediği bir rejimde, haklarımızın ne durumda olacağını tahmin etmek, ne yazık ki hiç de zor değildir.
En büyük korkumuzsa; böylesi bir dönemin biz kadınlar için hak ihlallerinin artışına sebep olurken, hak arama yollarımızın ise tamamen kapatılması olacaktır.
Bu arada kadın cinayetlerinin, şiddetin, cinsel istismarın, son 15 yılda istikrarlı bir biçimde arttığı düşünülecek olursa, iktidarın istikrar konusundaki endişesinin ne kadar da yersiz olduğu ortadadır!
Gelin hep birlikte bu oyunu bozalım! Demokrasimiz ve cumhuriyetimizin tüm kazanımları için, haklarımız ve bundan sonraki tüm hak mücadelelerimiz için,  toplumsal cinsiyet eşitsizliğine, şiddete, cinsel istismara  dur diyebilmek için,  HAYIR  diyelim!  
Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar
 Misafir
 14 Mart 2017 Salı 14:28
Kadın olarak şu hakkı aradınız bu hakkı aradınız ama başörtülü kızlarımız okullara şuraya buraya alınmazken zorla başları açılırken kadın değildiniz. Yada onlar kadın değildi. Kendinize dokununca haklarınız yeniyor. Ama başkaları önemli değil. Herşeyi kendi siyasetinize alet ediyorsunuz. İşinize gelirse varsınız işinize gelmezse yoksunuz. Sözde kadın haklarını savunurken bile siyaset yapıyorsunuz. Soruyorum size sayın yazar siz hangi dalın kuşusunuz.
Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   İletişim  ♦   Künye
Copyright © 2018 Turktime