MENÜ
Ankara 13°
Turktime
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
O seçim sosyolojisi hala devam ediyor mu?
Celal Kazdağlı
YAZARLAR
12 Mart 2018 Pazartesi

O seçim sosyolojisi hala devam ediyor mu?


Çok partili hayata geçtiğimiz 1950 seçimlerinden bu yana Türkiye’nin bilinen ve büyük oranda kendini tekrarlayan bir gerçeği var. Yüzde 60-70 oranında bir muhafazakar-milliyetçi blok ile yüzde 30-40 oranına oturan seküler, liberal blok arasına dağılmış bir sosyolojiye sahibiz.
        
Celal Bayar-Adnan Menderes liderliğindeki Demokrat Parti ile Süleyman Demirel liderliğindeki Adalet Partisi yüzde 60- 65 oranında oyu tek başına alabilmişti. Son dönem bu rakama tek başına en çok yaklaşan yüzde 50 oy oranıyla Adalet ve Kalkınma Partisi oldu.
        
Bu sandığa yansıyan sosyoloji iki defa farklı sonuç verdi. 1973 ve 1977 seçimleri bu kuralın dışına çıktı.
        
1973 seçimleri 12 Mart 1971 muhtırası sonrası, 1977 seçimleri ise 12 Eylül 1980 darbesine giden şartlarda gerçekleşti.
        
1973 seçim sonuçları sürprizdi. Beklenti AP’nin kazanması yönündeydi. İsmet İnönü sonrası Bülent Ecevit’in “Hakça Düzen” sloganıyla girdiği seçimden CHP birinci parti çıktı.
        
CHP yüzde 33.3, AP yüzde 29.8, AP’den ayrılan Demokratik Parti yüzde 11.9, Milli Selamet Partisi yüzde 11.8, CHP’den ayrılan CGP yüzde 5.3, MHP yüzde 3.4, Türkiye Birlik Partisi yüzde 1.1 oy almıştı.
        
AP, MSP ve MHP’nin toplam oyu yüzde 45’te kalıyor, buna DP’yi eklediğimizde oy oranı 56.9’a ulaşıyordu. Muhafazakar-milliyetçi kesim ilk kez hem çok parçalanmış hem yüzde 60’ın altında kalmıştı.
        
1977 seçimlerinde CHP yüzde 41.4 ile birinci olurken AP yüzde 36.9, MSP yüzde 8.6, MHP yüzde 6.4 oy almıştı. Muhafazakar-milliyetçi blok yüzde 51.9 ile ilk kez tarihinin en düşük oyunu almıştı.
        
12 Eylül 1980 darbe sonrası bu durum yeniden muhafazakar-milliyetçi kesimin yüzde 60’ın üzerine çıktığı 70’lere dayandığı bilinen sosyolojiye oturdu.
        
7 Haziran 2015 seçimleri bize bu dengenin muhafazakar-milliyetçi blok aleyhine değişebileceğini gösterdi. AK Parti yüzde 40.9, CHP yüzde 25.0, MHP yüzde 16.3, HDP yüzde 13.1, SP yüzde 2.1 oy aldı.
        
AK Parti, MHP ve Saadet Partisi’nin oy toplamı ancak 59.3’e ulaştı ve yüzde 60’ın altına indi.
        
1 Kasım 2015 seçimleri bozulan dengeyi yeniden düzeltti. AK Parti ve MHP oy toplamı yüzde 61.4’e ulaştı.
        
REFERANDUMUN VERDİĞİ İŞARET
        
15 Temmuz 2016 ABD’nin FETÖ üzerinden denediği darbe girişiminden sonra Türkiye yeni ve farklı bir hava yakaladı. O ortamda yönetim biçimini değiştiren bir halk oylaması yapıldı. Cumhurbaşkanlığı referandumu bize öncekilerden farklı yepyeni bir sosyoloji ortaya çıkardı.
        
AK Parti ve MHP’nin desteklediği referandum yüzde 51.4 ile kabul edildi. Hayır oyları yüzde 48.6’ydı.
        
Bu Türkiye’nin klasik yüzde 60-70 ila yüzde 30-40 dengesine oturmuş sosyolojisinin değiştiğini gösteriyor.
        
Önümüzdeki seçimlerde AK Parti ve MHP eski dengeyi yakalamak yerine bu yeni kıl payı dengeyi korumaya çalışıyor.
        
Bu mümkün mü?

 30 YAŞ ALTI SEÇMEN
        
Türkiye 1950’lilerde bir tarım-köy toplumuydu. Yıllar süren köyden kente göç, sonunda Türkiye’yi bir kent toplumuna dönüştürdü. Nüfusun yüzde 80-85’i kentte yaşıyor. Kent nüfusun yüzde 60-70’i de 5-6 metropol şehrinde yoğunlaşmış durumda.
        
Türkiye’de 30 yaş altı 19 milyon seçmen sayısı var. Bunların 18 milyonu kentte doğup büyümüş durumda. Aile değerleri yerine daha çok bilgisayar ve cep telefonu ile büyüyen bu gençler dünyayı bizden çok farklı görüyorlar. Telefon üzerinden dünya ile temas halindeler. Etkileşimleri oradan.
        
Seçmenin üçte birini oluşturan bu gençler farklı ve yepyeni bir sosyoloji ile geliyorlar.
        
Siyasal davranışları da çok farklı.
        
AK Parti en az oyu bu kesimden alıyor. MHP ise bu kesimde güçlü olan bir parti. CHP’nin en az varlık gösterdiği bu kesim HDP ve diğer kesimlere oy vermeye daha yatkın.
        
Ancak bu kesim sandığa gitmeye çok meraklı değil. Özellikle ilk kez oy kullanma hakkını elde eden gençlerin yüzde 50’si sandığa gitmiyor.
        
Önümüzdeki Cumhurbaşkanlığı seçimini 30 yaş altı 19 milyon seçmen belirleyecek.
        
AK Parti’nin MHP ile Cumhur İttifakı’na neden gittiği sorusunun cevabı da burada yatıyor.
        
Türkiye’nin değişen sosyolojisinde gençleri yanına alan, onları sandığa götürebilen seçim kazanır. Bigane kalan kaybeder.
          
Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar

   Bu yazı henüz yorumlanmamış...

Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   İletişim  ♦   Künye
Copyright © 2018 Turktime