MENÜ
Ankara 13°
Turktime
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Medya Patronunu Arıyor
Celal Kazdağlı
YAZARLAR
11 Ekim 2010 Pazartesi

Medya Patronunu Arıyor

Eskiden bir yayın çıkarılacağı zaman ilk, “Bu işin delisi kim olacak?” diye sorulurdu. Paradan ve o işin sahibinden önce o işi kimin yapacağı merak edilirdi. Gazete ya da derginin tutup tutmayacağı da başında bulunacak o kişiye göre belirlenirdi. İşin sahibi ve para sonradan akla gelirdi. O zamanlar “Bir yazar bir gazete” demekti ve öncelik daima işin erbabınaydı.

O dönem çok gerilerde kaldı.

Sonra gazeteci patronlar ve gazeteci aileler dönemi başladı. İşe yazarlık çizerlikle başlayıp gazete sahibi olan, sonra da işi çocuklarına devreden, işten anlayan patronluk dönemi uzun süre devam etti. Özkanlar, Karacanlar, Simaviler o dönemin işten anlayan gazete patronlarıydı. Onların birinci işi gazetecilik, ikinci işi patronluktu. Dinç Bilgin, o isimlerin son temsilcisiydi.

Türk ekonomisi Turgut Özal ile kabuk değiştirince basın da bundan etkilendi.

Meslekle hiç ilgisi olmayan Aydın Doğan, Abdi İpekçi’nin öldürülmesinden sonra Milliyet’i satın alarak basın sektörüne girdi.

Bu, sermayenin basına girmesi ve basının bir ekonomik işletme haline dönüşünün en önemli adımıydı.

Özel televizyonlarla birlikte medya, yazar-çizer ve yayıncıların ilgi alanı olmaktan tamamen çıktı, sermayenin yatırım alanı oldu.

Sermaye ile birlikte medyaya teknoloji de girdi.

Sermaye girişiyle büyük işletmeler haline gelen medyanın önceliği her işletme gibi para kazanmak oldu. Gazeteciler “beyaz yakalı” birer çalışana dönüşürken medya bağımsız bir güç olmaktan çıktı; gücün bir parçası oldu.

Medyanın gücü yerine, gücün medyasından söz edilmeye başlandı.

Bunun anlamı medyanın gücün ve sermayenin emrine girmesi demekti.

Bu değişim, medyayı halktan uzaklaştırdı. Milletin talepleri yerine o dönemki mevcut yapının, sistemin ihtiyaçlarına cevap veren bir medya yapısı karşımıza çıktı.

Statükoyu savunan bu medya düzeni, 2002 seçimlerinden sonra ortaya çıkan tabloyu geriletip kontrol altına alabileceğini düşündü. Uzun süre değişime direndi.

Sonunda kaybetti.

12 Eylül 2010 referandumundan sonra başlayan yeni döneme girerken eski düzenin medya patronları sektörden çıkmanın yollarını arıyor.

Artık büyük bir ticari işletmeye dönen medya düzeni ise, sadece iktidara yakın olma, ya da bir gruba, cemaate ait olma özelliği ile ayakta kalamaz.

Medya, sahibinin kim olduğu anlaşılmayan bir tür kooperatif anlayışı ile önümüzdeki dönem varlığını sürdüremez.

Yeni dönemin medyası, işletmesinin sorumluluğunu üstlenecek, ona para yatıracak ve yatırdığı parayı piyasa koşulları içinde kazanmak için rekabet edecek patronlara ihtiyaç duymaktadır.

Bugün medya patronsuzdur. O ihtiyaç karşılanmadan önümüzdeki dönemin medyası kurulamaz.Bugün medyanın ilk görevi patrona sahip olmaktır.

Medya patronunu arıyor.

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar
 Misafir
 11 Ekim 2010 Pazartesi 21:08
Eskiden Türkiye´deki Medya patronlarinin nihayi hedeflerinden bir taneside kelle avciligi idi.Istedikleri gibi har vurup harman savururlardi.Otalik duman olunca onlarin nemalari fazlalasir idi.Hoslarina ve menfaatlerine göre Hükümet tayin yapma isi birinci asri görevleriydi.Demokrasinin oturmaya baslamasi,özel Televizyonlarin cikmasi derelerinnin bulanmasina neden oldu.Kuzu her ne kadar tatli isede Kurt cesaret edip bir türlü kuzuyla bulusma imkänina kavusamadi.Yazik oldu bu mutlu azinliga:)))
Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   İletişim  ♦   Künye
Copyright © 2018 Turktime