MENÜ
Ankara 11°
Turktime
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
DÖNÜŞÜM
Sibel Kızılkaya İtkü
YAZARLAR
7 Ağustos 2017 Pazartesi

DÖNÜŞÜM

           Evet, dönüşüyor, dönüştürülüyoruz. Ancak bu durum ünlü toplum bilimci Poulantzas’ın da dediği gibi;  “sakin bir gökyüzünde birdenbire patlayan bir fırtına gibi değil, sistematik olarak yavaş yavaş,   sindire sindire” gerçekleştiriliyor. Bu dönüşümün ana eksenini ise uzun vadede toplumun tüm yapılarına nüfuz edecek olan eğitim oluşturuyor.
        Zaten bu nedenle ilk olarak eğitim reformu diye nitelenen 4+4+4 eğitim yasasıyla, temel eğitim 8 yıldan 4 yıla indirilmiş ve daha 10-11 yaşındaki çocukların, temel eğitim almadan meslek liseleri ve imam hatip liselerine gitmelerinin önü açılmıştır
         Bunu müfredata seçimlik birçok din dersinin girmesi izlemiş, birçok yerde başka seçimlik ders olmadığı için, bu dersler zorunlu seçimlik ders olmuştur.  Ayrıca MEB yönetmeliğinde yapılan değişiklikle imam hatip lisesi açmak için gerekli olan 50 bin nüfus alt sınırı, beş bine indirilmiş ve neredeyse her mahallede bir imam hatip lisesi açılmıştır. Böylece imam hatip okulları düz liselerin yerini almış ve sınavı kazanamayanların bu okullara kaydedilmesi uygulaması başlatılmıştır.
         Yine 2013 yılında yapılan bir yasal düzenlemeyle; eğitim birliğini sağlayan, laikliği teminat altına alan, eğitim kurumlarına kalite ve denetim getiren, Türk Ceza Kanunu’nun 263. maddesi tamamen ortadan kaldırılmış ve böylece kanuna aykırı eğitim kurumu açmak ve işletmek suç olmaktan çıkarılmıştır.  Ayrıca son yıllarda MEB’nın bazı vakıflarla imzaladığı protokollerle de laik, çağdaş, bilimsel eğitime ve eğitim birliğine bir darbe daha vurulmuştur
          Eğitim alanında geçtiğimiz günlerde yapılan son müfredat değişikliğiyle de günlük siyasetin en tartışmalı konuları müfredata eklenmiş, evrim teorisi gibi bazı bilimsel konular ise müfredattan çıkartılmıştır.  Hâlbuki eğitimin amacı, çocuklara sadece bilmelerini istediğimiz şeyleri öğretmek değil, onları soran, sorgulayan, analitik düşünme yeteneğine sahip bireyler olarak yetiştirmek olmalıdır. Aksi halde bilimden, eğitimden nasibini almamış düşünmeyen sorgulamayan tek tip insan yığınları yaratmış oluruz.  
         Dönüşümün ikinci ayağını ise aile ve kadınla ilgili düzenlemeler oluşturuyor.
        2015’in Mayıs ayında Anayasa Mahkemesi tarafından, resmi nikâh kıyılmadan, dini nikâh kıyan imam ve çiftlere ceza verilmesi ortadan kaldırılmış, böylece çocukların dini nikâh adı altında cinsel istismarının önü açılmıştır.
       Daha sonra 2016 Kasım ayında, çocuk istismarcılarının evlilik yoluyla cezasız bırakılmasını öngören bir önerge meclise getirilmiş ancak bilhassa kadınlar tarafından gelen yoğun tepkiler nedeniyle geri çekilmiştir. Ancak herkes zafer sarhoşluğu içindeyken, cinsel istismar suçlarında 12- 15 yaş aralığına örtülü olarak rıza getiren bir yasal düzenleme,  24 Kasım gecesi yine kaşla göz arasında kabul edilmiştir. (Bu konuda Usturuplu Kötülük başlıklı yazım,  17 Aralık 2016 tarihinde Cumhuriyet Gazetesi’nde yayımlanmıştı.)
           Müftülere nikâh kıyma yetkisi veren son düzenleme ise şer’i hukukun kamusal alana girmesi konusunda radikal bir adım olarak değerlendirilebilir. Her şeyden evvel Anayasa’nın 174. maddesi ile resmi nikâh, koruma altına alınmış olan İnkılap Kanunları arasında sayıldığından, bu düzenleme en başta mevcut anayasaya aykırıdır. O halde resmi evlendirme yetkisinin müftülere verilmesi basit bürokratik bir işlem olarak görülemeyecek kadar önemlidir.  İktidar yetkililerinin belirttiği gibi; mademki bu tasarı ile sadece evlilik işlemlerinin kolaylaştırılması amaçlanmış, dolayısıyla tamamen iyiniyetli hareket edilmiştir,  o halde artık müftülerin resmi nikâh olmaksızın imam nikâhı kıymaları yasaklanmalı, üstelik kaldırılmış olan ceza da geri getirilmelidir.
       Yine tasarıda yer alan sağlık personelinin takibi dışında doğan çocukların doğum bildiriminin nüfus müdürlüklerine sözlü beyanla yapılacak olması ya da başka bir deyişle evde doğum yapıldığında beyan üzerine kimlik verilebilmesi de bir yandan çocuk taciz ve istismarlarının imam nikâhı ile meşrulaştırılmasına neden olacak,  diğer yandan da bu istismarcılara örtülü af getirecektir.
       Umarım tüm bu yanlışlardan bir an önce dönülür. Aksi halde geride; ne çağdaş, bilimsel, laik bir eğitimden ne de erken yaşta evlilikleri, çocuk istismarlarını engelleyen yasal düzenlemelerden eser kalacaktır…
 
Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar
 Misafir
 14 Eylül 2017 Perşembe 04:16
Sayın Yzar, az önce (TS 04.00), sona eren elli dakikalık bir radyo programı TheCurrentReview, sunan Anna Maria Tremonti'nin, CBC1'de sunduğu bu "podcast", "evolutionary biology" konusunda McGill ve Harward üniversitelerinin yaptıkları iki ayrı araştırma sonuçlarını anlatıyordu. Amerikada Nebraskada fareler ve Okyanusyada bazı adalarda kertenkelelerde zaman içinde ortama göre oluşan bedensel değişimleri gözlemlemişler. Mutlaka dinlemenizi öneriyorum. Saygılar.
 Misafir
 12 Eylül 2017 Salı 01:04
biyoloji bir bilim dalıdır, uzmanlarının ne dedikleri gözönüne alınırsa daha mantıklı sonuçlara ulaşılır. Din adamlarının, ya da kendilerini din konusunda yetkili sayanların alanı değildir. Yaradılış bir "inanç"tır, ispatı aranmaz, gerekmez de. Bilim ise her koşulda herkesin önünde uygulanıp kanıtlanabilen konularla uğraşır. Din adamlarının bu konuda , hele de bilimsel altyapı da yoksa, fikir belirtmeleri elbette kendi bilecekleri bir iş, ama, temelsizdir.
 Misafir
 15 Ağustos 2017 Salı 21:23
Darwin Ataist değildi.Yanlışınız var,Allaha inanırdı.Bu bir varsayımdır.
 Misafir
 9 Ağustos 2017 Çarşamba 16:34
14:28 Allah'a inanan hiç bir insan (müslüman demiyorum) evrim teorisine inanmaz.Çünkü haşa Allah bazı canlıları eksik yarattı da o canlılar kendi kendine veya doğa ana sayesinde kendilerini yenilediler veya güçlendiler. Bu teoriyi sadece ateistler pozitivistler ve iman yönünden sıkıntılı kişiler kabul eder. Bu teorininde bilimle hiç bir alakası yoktur. Sadece varsayımlara dayanıyor. İlk insan Adem A.S. dırve hiçbir zaman ilkel bir hayat sürmemiştir.Allah C.C. ona bilmesi gerekenleri öğretmiştir
 Misafir
 9 Ağustos 2017 Çarşamba 14:28
Evrim teorisi; insanın maymundan geldiğine indirgenemeyecek kadar geniş olduğu gibi bilimsel gelişmenin de temelidir. Sırf bu anlayış dahi, evrim terisinin okutulmasının ne kadar zaruri olduğunu gösteriyor aslında...
 Misafir
 9 Ağustos 2017 Çarşamba 10:57
Eğitime dinin katılması çokmu kötü birşey. Zaten siz kızınızı veya oğlunuzu mutlaka özel okulda okutuyorsunuzdur. Milleti çok düşündüğünüz için mi bu konuyu bu kadar irdeliyorsunuz. Çok düşünüyorsanız bence bu konuyla değil Ehli küffarın milletimizle dinimizle olan savaşını kaleme alın ve milleti bilinçlendirin. Çocuğunuza din eğitimini kendinizin verebileceğini mi düşünüyorsunuz acaba? Öyleyse hay hay
 Misafir
 9 Ağustos 2017 Çarşamba 10:51
İslam dini ile ilgili olguları neden böyle öcü gibi gösteriyorsunuz ki. Hıristiyanlar bütün sinemalarında dizilerinde hep evliliklerini kilisede rahipler tarafından yapıyorken imam nikahı neden öcü oluyor. Müslümanım diyen bir kişinin islam emirlerine uyması şarttır. Nikahsız iki genç birbiri ile bugünkü gençlerimiz gibi haşır neşir olamaz. Olursa sizin deyiminizle istismar olur. (bana göre değil iki taraf rızalaryla yapıyor)Peki neden hiç erkek istismara uğramıyor. Sizce erkekler insan değilmi
 Misafir
 9 Ağustos 2017 Çarşamba 10:45
Sayın yazar galiba maymunları atanız olarak kabul ediyorsunuz. Yani bilimsel olarak ben hayvandan geliyorum ve insan oldum diyorsunuz. Ne kadar bilimsel be. İmam nikahı kıyılması neden kadın istismarını artırıyor ki. Zaten veledi zinalar almış başını gidiyor. Sizin modern dünya görüşleriniz sayesinde daha liseli kızlar çocuk doğurup tuvaletlere çöplere bebeklerini atıyorlar. Neden? Çünkü artık çocuklarımız cinsel ilişkiyi bir hobi bir hak ve normal birşey gibi görüyor.Aileyi bitirdiniz artık
Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   İletişim  ♦   Künye
Copyright © 2018 Turktime