MENÜ
Ankara -2°
Turktime
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
100 yıllık hesap ve ABD’nin planı
Fahrettin Damga
YAZARLAR
12 Şubat 2018 Pazartesi

100 yıllık hesap ve ABD’nin planı

100 yıl önce emperyalizmin o günkü temsilcisi İngiltere bizim topraklarımızda ve bölgemizde ne yapmaya çalıştıysa, bugünkü temsilcisi ABD de bölgemizde bu kez ‘’stratejik müttefik ve dost’’ görüntüsü altında onu yapmaya çalışıyor. İşte resim bu kadar açık ve net. O zaman yarım kaldığını düşündükleri planı bugün tamamlama peşindeler.
Dün bölgede cirit atan İngiliz ajanları General Gilbert Clayton, Gertrude Bell, Lawrence, Mark Sykes, Aubrey Herbert, Leonard Wooley, Wyndham Deedes, Philip Graves, Ronald Storrs ne yapamaya çalıştılarsa bugün görünürde ABD Başkanı’nın DEAŞ’la Mücadele Özel Temsilcisi ama gerçekte PKK devleti kurmakla görevli ABD ajanı Brett H. McGurk onu yapıyor.

Artık bugün ayan beyan ortaya çıkmıştır ki ABD, DEAŞ’la mücadele bahanesiyle gözümüzün içine baka baka güney sınırımız boyunca bir terör koridoru kurma ve Türkiye’yi güneyden kuşatma işinin son aşamasına gelmişti.
Eğer başarabilmiş olsalardı onunla sınırlı kalmayacak içeride HDP’yi kullanıp bizden de Güneydoğumuzu kopararak planlarını başarıyla sonlandıracaklardı.

Elbette Türkiye, eski Türkiye değil, üstelik  Osmanlı’nın son dönemindeki kadar zayıf, yorgun ve bitkin de değil. Aksine giderek kendi özüne dönen ve güçlenen, üzerimizdeki derin vesayeti yıkma konusunda önemli bir aşama kat etmiş bir ülke konumunda.
Özellikle Mavi Marmara ve ‘’One Minute’’ süreciyle birlikte Türkiye’nin kendilerinin bölgemiz ve ülkemizle ilgili plan ve projelerini gerçekleştirebilmeleri için bir tehdit unsuru olduğuna karar verdiler. Kontrollerinden çıkıp kendi bağımsız kararlarını alan Türkiye’yi yeniden kontrollerine almaları lazımdı. Bunun için de 7 Şubat 2012 MİT Krizi ile başlayan, Gezi Süreci, 17-25 Aralık darbe girişimleri, MİT Tırları, 6-8 Ekim olayları, kazılan hendekler eşliğinde ilan edilen demokratik özerklik safsataları, HDP’nin Meclis’e sokulması projesi, Türkiye’nin değişik şehirlerinde patlatılan bombalar ve terör saldırıları ve tüm planları bozulduğu için en son çare olarak sahneye koydukları 15 Temmuz hain girişimini gerçekleştirdiler. Fakat tüm bu planları ve hain işgal girişimi de devlet millet el birliğiyle bertaraf edildi. Eğer 15 Temmuz başarılı olsaydı hiç şüpheniz olmasın, bugün ABD planlarını onaylayan bir Türkiye’de yaşıyor olacaktık.

Zannettiler ki; 15 Temmuz dolayısıyla yıpranan Türkiye ve TSK güney sınırımız boyunca yapmaya çalıştıkları plan ve projelere uzun süre müdahale edemez. Oysa yanıldılar Türkiye onları şoka sokacak kritik hamleyi hain darbe girişiminden 40 gün sonra, tam da piyonları eliyle Türkiye’yi tekrar vesayetlerine almak için yaptıkları başarısız işgal girişiminin şokundan ancak çıkabilmiş ABD’nin Başkan Yardımcısı Joe Biden Türkiye’ye ayak bastığı gün terör koridoruna ‘’Fırat Kalkanı Harekatı’’yla ilk hançeri soktu.
O gün onlar için kabus, bizim için bayramdı. Beklemedikleri anda hiç beklemedikleri bir darbe aldılar. Onca yıllık planları, projeleri çöp olma noktasına geldi. Aslında plan Münbiç’i de kapsamasına rağmen içeriden ve dışarıdan gelen baskılarla El Bab’ın alınmasından sonra durduruldu.

İmdatlarına ABD Başkanlık seçimleri yetişti. Klasik ABD, ‘’devr-i sabık’’ yaklaşımıyla içerideki her kesimden uzantılarıyla faaliyete geçti. Karar vericiler üzerinde de etkili olan bir kampanyayla olan bitenin tamamından OBAMA sorumluydu, hatta başkan adayı Trump’a göre DEAŞ’ı Obama kurmuştu ve 13 CIA ajanı da 15 Temmuz işgal girişimi içinde yer almıştı. Yani tüm suç eski Başkan’ındı, yenisi öyle olmazdı. Bu yüzden hükümete yakın görünen medya ve düşünce kuruluşları içerisinde yerleşmiş olan koro vakit kaybetmeden içlerindeki ABD aşkına ‘’Trump gelecek dertler bitecek’’ şarkısını söylemeye başladı. Öyle ki bu koro; Obama döneminin DEAŞ’la Mücadele Özel Temsilcisi olan gerçekte müstemleke valisi yetkisiyle donatılan Brett H. McGurk’un neden Trump tarafından aynı görevde bırakıldığını sorgulamadıkları gibi gündeme bile getirmediler. Oysa sadece bu bile ABD Başkanı değişse de devam eden bir projenin varlığını işaret ediyordu. Yapılan bu algı operasyonu meyvesini verdi ve işte bugün Trump’ın da ne mal olduğunun anlaşılmasına kadar geçen zaman olan yaklaşık 1 yılı, yani ABD ve YPG’ye planları için oldukça ihtiyaç duydukları bir süreyi kazandırdı.

Bu süre içinde ABD terör örgütüne tam 5 bin tır ve 2 bin uçak dolusu silah verdi. Sözde bu silahlar DEAŞ’a karşı mücadele için veriliyordu. Fakat ortada DEAŞ kalmamıştı, buhar olmuşlardı. Kimisi sakallarını keserek YPG’ye katılmış, kimileri de dünyanın değişik bölgelerinde yeni ABD planları için kullanılmak üzere Rakka’daki gibi ABD organizasyonuyla tahliye edilmişlerdi. Zaten DEAŞ’ın ABD’nin laboratuvarlarında üretilen, esas görevi işgal ettiği bölgeleri ABD tarafından eğitimi tamamlanan ve özgürlük kahramanları olarak propagandası yapılan YPG’ye devretmek olan bir örgüt olduğunu anladığımızda güney sınırımız ve neredeyse Suriye’nin en değerli toprakları YPG’nin eline geçmişti.

ABD’nin verdiği ağır silahların aslında kime karşı olduğu, güdümlü uçaksavar füzeleri ve Türkiye’ye dahi verilmeyen güdümlü anti-tank füzelerinden belli olmuştu. Kimileri özel görevi sebebiyle hedefin ‘’Türkiye’’ olduğunu gizlemeye çalışırken, kimilerinin de bugüne kadar ABD’yi dost ve müttefik olarak görmelerinin kendilerini düşürdüğü durumdan dolayı dilleri varmıyordu. Fakat artık takke düşmüş kel görünmüş, ABD söylemleriyle tersini ifade etse de eylemleriyle hedefinin ‘’Türkiye’’ olduğunu açık etmişti.  Elbette Türkiye de boş duracak değildi, bekası için bu kadar büyük bir tehdit karşısında durması da beklenemezdi.

Türkiye, Astana Süreci’yle Rusya ve İran’la işbirliği yaparak Suriye’de inisiyatifi ABD’nin elinden alma noktasında hayati bir hamle yaptı. Bölge ülkeleri arasındaki dayanışma ABD’yi Suriye’de süreci yöneten konumundan etti. Kuyruğu dik tutmaya çalışsa da Astana Süreci’yle sahaya konulan çatışmasızlık bölgeleri oluşturulması noktasında etkisiz ve barışı baltalayan, terör örgütleriyle işbirliği yaparak onlara silah temin eden bir ülke olarak dünyaya afişe edilmiş oldu. MİT Tırlarıyla Türkiye’yi terör örgütlerine yardım eden ülke pozisyonuna sokmaya çalışan ABD’nin gerçekte kendisinin terör örgütlerini istediklerini yapmayan ülkeleri terbiye etmek veya işgal etmek için üretip kullandığını sağır sultan bile bilir oldu artık. Bu da ilahi adalet işte.

Türkiye’nin Afrin’e düzenlediği Zeytin Dalı Harekatı ABD’nin bölgemiz ve ülkemizle ilgili planlarının tamamını tarihin çöplüğüne gönderileceği sürecin başlangıcıdır. Terör örgütünden temizlenen bölgelerdeki tünellere ve yapılara baktığınızda Türkiye’nin zamanlamasının ne kadar önemli olduğunu anlayabilirsiniz. Türkiye’nin daha fazla geç kalma lüksü yoktu. Eğer geç kalsaydık bu mücadeleyi Suriye’de değil kendi topraklarımızda yapmak zorunda kalırdık. Bedeli ne olursa olsun, harekat Afrin’le sınırlı kalmamalı, İdlib, Münbiç öncelikli olmak kaydıyla Fırat’ın doğusu da terör örgütünden temizlenmelidir.

Türkiye, Suriye’de bölüp parçalayan, yakıp yıkan ülke stratejilerinin karşısına Fırat Kalkanı bölgesinde Suriye’nin en huzurlu bölgesini oluşturan bir strateji koymuştur. O bölgede hayat normale dönerken diğer bölgelerde kan ve gözyaşı devam etmektedir. Aynı strateji bugün Afrin’de devrededir. Türkiye içerisinde hendekler açıldığı dönemde sivillere zarar vermemek için daha fazla şehit vermeyi göze alan Mehmetçik, hala aynı hassasiyetle görevini ifa ediyor.
Afrin’de 1 ATAK helikopterimizin kırıma uğramasından dolayı 2 pilotumuzun  ve 9 Mehmetçiğimizin şehadetine sebep olan olayın ayrıntılarına baktığımızda yine sivil hassasiyetinin olduğunu  görüyoruz. Mehmetçik gittiği her yerde bu yüzden beklenen, bu yüzden coşkuyla karşılanan değil mi zaten?
Sivilleri kendilerine kalkan yaparak Mehmetçiğimize kurşun sıkan teröristler hiçbir zaman bizim terörle ve teröristle mücadelemizin insani ve etik değerler dışına taşmasına sebep olmadılar, olamadılar, olmamalı da. Düşmanlarımızın yaptıkları tarihimizin hiçbir döneminde bize örnek teşkil etmedi.
Biz öyle yüce gönüllü bir milletiz ki; 11 Şehidimizi toprağa verdiğimiz günde Başkent Ankara’da terör örgütünün siyasi uzantısı partinin kongresi yapılıyor, bu kongrede ‘’Yaşasın Afrin Direnişi’’ sloganları yükseliyor, halaylar çekiliyor. Partinin eş genel başkanı rahat rahat "Afrin'de büyük bir direniş gerçekleşiyor. Neden? Çünkü siz halklara karşı savaş açarsanız kaybedersiniz. Çünkü Afrin halkı kendi evini, kendi yaşamını koruyor." diyebiliyor. Üstelik Ana Muhalefet Partisi’nin Genel Başkan Yardımcısı Engin Altay Mehmetçiklerimizi şehit edenler için ‘’Yaşasın Afrin Direnişi’’ sloganları atılan salonda CHP’yi temsil ediyor.
ABD, Türkiye’nin planlarını engellemek ve başarısız kılmak için dışarıdaki mücadelesinin yetmeyeceğini biliyor. O sebeple içerideki uzantılarını da aktif hale getirmiş durumda. İçeride karşıt bir cephe oluşturmaya , Afrin ve devamında diğer bölgelerde YPG’ye yönelik operasyonu engellemeye çalışıyor. Sözde meslek kuruluşlarından yapılan açıklamalara, CHP-HDP söylem ve eylem birlikteliğine, medya ve sosyal medyadaki algı operasyonlarına bu gözle bakın.
Bununla yetinmiyor, bir taraftan da Türkiye’yi operasyondan vaz geçirmek için ABD’li yetkililerin biri geliyor, biri gidiyor. Hafta sonu Trump’ın Ulusal Güvenlik Danışmanı McMaster geldi, ABD Dışişleri Bakanı Tillerson hafta içi geliyor. Türkiye’ye itidal tavsiye edecekmiş. Oysa Türkiye’nin ABD’den gelecek her hangi bir tavsiyeye kulak asması mümkün değil. Zira Türkiye artık ABD’nin ne kadar güvenilmez bir ülke olduğunun ve bizimle ilgili bir planlarının olduğunun farkında, daha fazla da sabretmeyecek. Kendi bekasına tehdit teşkil eden her oluşumu bertaraf etmeye de kararlı. Üstelik bu gücü de var. Bunu sahada icra ettiği operasyonla dosta düşmana gösteriyor. ABD de artık bölgedeki planlarının duvara dayandığının farkında, kıvırmak için alan kazanmaya çalışıyor ve çıkış noktası arıyor. Kendisi de biliyor ki Türkiye’yle açıktan çatışmayı göze alamaz.

Son olarak ; Madem onlar 100 yıllık hesabı açtılar ve uyuyan devi uyandırdılar, hesabı kapatan biz olacağız. Hiç şüpheniz olmasın.
Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar

   Bu yazı henüz yorumlanmamış...

Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   İletişim  ♦   Künye
Copyright © 2018 Turktime